Gazete Vatan Logo
YaşamÖlümünde büyük şüphe!

Ölümünde büyük şüphe!

Ölümünde büyük şüphe!

Umut’un ölümüne neden olan 9.19’luk merminin ateşlendiği silahın tetiğini çeken magandayı bulmak için İzmir polisi seferber oldu. Bölgede dedektörlerle boş kovan aramaya devam eden polisin, olay yerinin yakınındaki NATO Karargahı ve Vecihi Akın Kışlası'na da ateş edilip edilmediğinin de sorulacağı belirtildi

Haberin Devamı

6 yaşındaki oğlunu maganda terörüne kurban veren Gülhan Ceylan, Umut’un son saniyelerini anlattı...

İzmir Karabağlar’da parkta oynarken bir kurşunla can veren 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın anne-babasının gözyaşı dinmiyor. Acılı anne Gülhan Ceylan, “O katili bulun” diye çığlık atarken, baba Ufuk Ceylan da “Kucağıma aldığımda hep ‘Babam’ diye sarılırdı, bu kez sarılmadı. Televizyondan izlerken başına bu tür olaylar gelen aileler için üzülürdük. Biz de o acıyı yaşadık” dedi.

Ateşin düştüğü yer olan ‘Ceylan Ailesi’, küçük Umutlarının yok olmasına rağmen, onun anılarıyla yaşıyorlar. Anne Gülhan Ceylan, olay anının şokunu üzerinden atabilmiş değil. Olay anını anlatırken gözyaşlarını tutamıyor: “Pazartesi Umut’u okula yazdırdım. Okul ayakkabılarını almıştık, çok sevindiği için giymek istemiş, kıyamamış izin vermiştim. Şimdi herkesin çocuğu okula giderken ben uzaktan izleyeceğim. Saat 20 suları, yemekten sonra kızım Doğa ve Umut ile birlikte General Asım Gündüz Parkı’na gittik. Umut önce önce bisiklete bindi. Bir an olsun gözümün önünden ayırmadım onları, gözlerimle hep takip ettim. Zaten parkta fazla kimse de yoktu. Hatta çok sessizdi ve korktum, bir ara dönmek istedim. Tam kalkarken Umut’un bir arkadaşı geldi. Başka arkadaşları da geldi. Öyle olunca biz de oturduk. Çocuklar sırayla kaydırakta kaymaya başladılar. Umut 3. sıradaydı. Sonra birden yanıma geldi.”

O kurşun içimi yaktı

Acılı anne, oğlunun yanına gelmesiyle birlikte kabus dolu anların başladığını söylüyor: “Oğlum yanıma ‘Anne yandım, acıyor, yandım, acıyor anne’ diyerek geldi. Annem ne oldu nereni vurdun yine dedim. Çünkü düşmedi, düşseydi hem görürdüm hem de duyardım. Çocuk neresini vuracak dedim. Kafasını yokladım ama o anda ayaklarının üzerine çöktü. Çökmesiyle sırtını tuttuğunu gördüm. Ben yine kafasını ovalıyorum ama sırtında kanı görünce ‘Çocuğumu kurtarın’ diye bağırdım. Aldım çocuğumu hafif yokuşu çıkardım, Allah bana güç verdi. Çıkardım ama çocuğum elimden kayıyor. Baygınlık geçirdi, çoğum kafasını vurdu diyorum. Doğa’yı babasını çağırması için gönderdim. Babası geldi çocuğu kucağına aldı, hastaneye götürdü. Benim aklıma gelmiyor hiç, kalbi durmuş çocuğumuzun. Eşim kurşun çıktı dedi. Ben ise düştü diye feryat ediyorumdum. Dikiş atılır, geçer, kanı silinir olay kapanır diyordum ama oğlum kurşun yemiş. O kurşun içimi benim ateş gibi yaktı. Bilmiyordum orada öğrendim. Ne bir silah sesi duydum. Ne birşey duydum. Çok sessizdi çok.”

Oyuncak silah vermek istemezdim

Gülhan Ceylan silah kullananlara isyan ediyor: “Silah insanlara cesaret veren bir şey, polisten başkasına silah verilmesin çok canım yanıyor. Oğlum polis olmak istediğini söyledi. ‘Arka Sokaklar’ dizisini izliyordu. Dizi gününü dört gözle beklerdi. Oyuncak olsa silah vermek istemezdim. Anne Arka Sokaklar oynayacağım diyordu. Onu da esirgemezdim oyun oynardı. En son pilot olmak istedi, kardeşi ‘Gözü yükseklerde uçmak istiyor’ diyordu. Evet oğlum melek oldu uçtu gitti şimdi. O silah atan kişiye ‘Allah onu bilinmedik yerden verir o zaman anlar. Ben devletimden böyle kişilerin eli silah tutmasın diliyorum. Gerekmedikçe normal bir vatandaşa silah verilmez bu eğlence anlayışı değil. Akla mantığa sığmıyor. Benim çocuğum parkta oynarken kurşuna hedef oluyor. Bunu 6 yaşındaki çocuk hak eder mi? ”

Oğlum bu kez sarılamadı

Beyaz eşya dükkanında çalışan baba Ufuk Ceylan ise içini şöyle döktü: “Oğlumu kucağıma aldığımda ’babam’ diye sarılırdı. Bu kez sarılmadı. Renginde de morarma vardı. Belki de o an hayatını kaybetmişti. Ama ben yine de hastaneye götürdüm. Doktorlar çok ilgilendi ama olmadı. Oğlumun kurşunla yaralandığını orada söylediler. Hiç aklıma gelmedi kurşunla yaralandığı. Televizyondan izlerken başına bu tür olaylar gelen aileler için üzülürdük. Biz de onları yaşadık. Katil yakalandığında belki yüreğim soğur ama bebekliğinden beri ’Umut abi’ dediğim evladım geri gelmez. Bu katil bulunsun ki, başka ailelerin canları yanmasın. Kızım ve eşimi ayakta tutmak zorunda olmasam ben de hüngür hüngür ağlayacağım. İçim yanıyor.”

Tek kanıt 9.19’luk mermi

UMUT’UN ölümüne neden olan 9.19’luk merminin ateşlendiği silahın tetiğini çeken magandayı bulmak için İzmir polisi seferber oldu. İzmir Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği’nde oluşturulan özel bir ekip silahın nereden ateşlendiğini bulmak için bölgeyi ablukaya aldı. Olay yerinde ve çevresinde inceleme yapan ekipler, yorgun mermi olarak adlandırılan ve bir süre havada yol kat ettikten sonra düşüşe geçen merminin geliş açısına göre silahın 500 ile 800 metre mesafeden ateşlenmiş olduğu üzerinde duruyor. Merminin küçük Umut’un sırtından girip kalbine saplanmasını da hesaplayan uzman polisler silahın bölgede o gece asker konvoylarının sıkça geçtiği Yeşillik Caddesi’nden atılmış olmasının en kuvvetli şüphe olarak değerlendiriyor. Polis ekipleri Yeşillik Caddesi’ndeki iş yerlerindeki 70’e yakın güvenlik kamerasını topladı. Kameraların olay saatinde kaydettiği tüm detaylar incelemeye alındı. Öte yandan cinayet masasında kurulan özel ekibin bir kısmı da bölgedeki evleri sokak sokak gezerek kapı kapı o gece herhangi bir silah sesi duyan kişi olup olmadığını araştırıyor.

İki askeri birlik var

Çevrede iki de askeri birlik olmasını da hesaba katan polis ekipleri küçük Umut’un vücuduna isabet eden merminin uzun dokuzlu olarak bilinen 9.19 mm olması nedeniyle merminin bir asker silahı olması ihtimalini de değerlendiriyor. Konuyla ilgili her türlü ihtimali değerlendiren ekipler birliklere yazı yazarak olay gecesi herhangi bir silahla ateş etme olayının olup olmadığı konusunda bilgi istedi.

İZMİR TALİHSİZ UMUT İÇİN AYAKTA

İZMİR’in Karabağlar ilçesinde, parkta kaydırakta oynadığı sırada kimliği belirsiz magandanın tabancasından çıkan kurşunla 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın hayatını kaybetmesine tepki gösteren Umut Vakfı Yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Timur Demirbaş, hızlı silahlanmanın önüne de geçilemediğini söyledi. Baro Başkanı Sema Pektaş ise, Umut’un ölümünün silahsızlanma için milat olmasını ve toplum dinamiklerinin hemen harekete geçmesi gerektiğini dile getirdi. Olayla ilgili eldeki 9 militerce çapında ve ’Uzun dokuzlu’ olarak bilinen mermi çekirdeğinden yola çıkan polis, bölgede 80’e yakın ruhsatlı tabancayı inceleme altına aldı, 2 bine yakın adresi kontrol etti, 5 bin kişiyle de görüştü. Soruşturmaı sürdüren Emniyet Asayiş Şube Müdürü Özgür Duman da, halktan yardım beklediklerini, olayla ilgili bilgisi, duyumu ya da şüphesi olan kişilerin polise bilgi vermesini beklediklerini söyledi.

Olay, Bozyaka semtinde geçen pazartesi günü saat 22.30 sıralarında 5 bin 713 Sokak’ta meydana geldi. Gündüz Hüseyin Akdak İlköğretim Okulu’na kaydedilen 6 yaşındaki Umut Ceylan, akşam da annesi ve ablasıyla oynamak için General Asım Gündüz Parkı’na gitti. Parkta kaydırakta oynadığı sırada Umut, kimliği belirsiz magandanın açtığı ateş sonrasında sırtına isabet eden kurşunla yaralandı. Yaralı halde, "Yanıyor, acıyor" diye feryat ederek annesi Gülhan Ceylan’ın yanına giden talihsiz Umut, kaldırıldığı İzmir Eğitim Hastanesi’nde öldü.

HER KESİMDEN TEPKİ

Küçük Umut’un ölümü ve ardıdan anne Gülhan Ceylan ve baba Ufuk Ceylan’ın çocuklarının ölümüne neden olan magandanın bulunmasına yönelik çağrıları İzmir’de toplumun hemen kesiminde tepki buldu. Türkiye’de bireysel silahsızlanmaya karşı en etkin mücadeleyi veren Umut Vakfı’nın Yönetim Kurulu üyesi Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Timur Demirbaş, hızlı bir silahlanma olduğunu, bunun da önüne geçilemediğini söyledi. Prof.Dr. Demirbaş, şöyle dedi:

"Türkiye’de ciddi bir bireysel silahlanma var. Hemen her 10 kişiden birisinde silah var. Düğünde, bayramda hemen her fırsatta silahlarımızı ateşliyoruz. Ama bunu karşılık maalesef kontroller gerektiği gibi yapılmıyor. Çözüm de bulunamıyor. Ama Türkiye’de belli bölgelerde, yerel yöneticilerin bazı etkin uygulamaları belli bir azalmaya neden oluyor. Bizlerle bu projeleri ödüllendirdik ama bu genişlemedi. Silahsızlanma için polisin de etkili kontroller yapması lazım. Bugün otomobillerle, levyeden beyzbol sopasına, tabancaya kadar çok şiddet aleti var. Bunlara karşı ancak etkin demetimlyer caydırıcı olur. Umut Vakfı olarak silahsızlanmanın gayretini veriyoruz ama önüne geçemiyoruz."

Demirbaş, bulundurma ruhsatının 21, av tüfeği ruhsatının ise 18 yaşında alınabildiğini anlatırken, "Devlet de bunlardan yüksek harç alarak önemli bir gelir elde ediyor ama bu canlar da yanıyor. Türkiye’de etkin silah lobileri var. Bizler silah ruhsatı almanın zorlaştırılmasını, güvenlik güçlerinin bile emekli olduktan sonra silahlarını teslim etmelerini istiyoruz. Çünkü silahın girdiği evlerde ciddi dramlar yaşanıyor" dedi.

BARO BAŞKANI: MİLAT OLSUN

İzmir Baro Başkanı Avukat Sema Pektaş ise, Umut Ceylan’ın ölümünün bireysel silahlanmanın ne boyuta geldiğini, silahın ne kadar yaygın, ölçüsüz kullanıldığını gösterdiğini anlattı. Pektaş, "Silah ruhsatları bu kadar kolay verilmemeli. Bu olay bir milat olmalı ve bireysel silahsızlanmaya karşı mücadelenin yeniden yükseltilmesi gerekir" diye konuştu.

2 BİN ADRES KONTROL EDİLDİ

Bu arada olayın hemen ardından magandayı yakalamak için polisin başlattığı yoğun çalışması devam ediyor. Soruşturmada görevlendirilen yaklaşık 800 polis, olay yerinden başlayarak ve çapını da genişleterek araştırmalarına devam etti. Ekiplerin bu güne kadar, 2 bine yakın adrese gittiği ve yaklaşık 5 bin kişiyle de, silah sesi duyup duymadığı, tabanca kullanan kişi görüp görmediği gibi sorularla görüşme yaptığı kaydedildi.

Polis ayrıca bölgeye çıkan tüm yollardaki, caddelerdeki işyerlerinin güvenlik kamerası görüntülerine el koydu. Asker eğlencesi, düğün konvoyu gibi durumları gördüklerinde hemen buradan plaka bilgilerini alıp araştırma yaptıkları belirtildi. Olay yeri çevresinde eldeki uzun dokuzlu mermi çekirdeğinden yola çıkılarak ruhsatlı 80’e yakın tabanca ait bilgiler incelemeye alındı.

MAGANDANIN KULLANDIĞI TABANCANIN MENZİLİ 1 KİLOMETRE

Olayla ilgili hemen her olasılık ve duyumu değerlendiren polis, talihsiz Umut’un vücudundan çıkan 9 milimetre çapındaki ’Uzun dokuzlu’ olarak bilinen mermi çekirdeğinden de kullanılan tabancanın türünü belirledi. Ancak, bu çaptaki mermilerin rahatlıkla bulunabilmesinden dolayı bu tür tabancaların da en çok tercih edilenler olduğu bildirildi.. İzmir’de de 12 bine yakın silah ruhsatının yüzde 70’inin bu tür silahlara ait olduğu da ortaya çıktı.

POLİS YARDIM BEKLİYOR

Soruşturmanın başındaki Asayiş Şube Müdürü Özgür Duman, polisin eldeki tüm bilgiler ışığında araştırmayı aralıksız olarak sahada ve teknik olarak yaptığını, halktan da yardım beklediklerini, olayla ilgili bilgisi, duyumu yada şüphesi olan kişilerin polise bilgi vermesini beklediklerini söyledi.

MELAHAT NİNE’DE PARKTA MAGANDA KURBANI OLMUŞTU

Bu arada 2005 yılının Ağustos ayında 74 yaşındaki Melahat Nane’de, silahlı iki kişinin çatışması sırasında seken kurşunun başına isabet etmesi sonrasında hayatını kaybetmişti. Katilleri yakalanan Nane’nin yakınları o zaman, kampanya düzenleyip yine bireysel silahsızlanma çağrıları yapmışlardı.