Geri Dön
Yaşamİşte başarının sırrı!

İşte başarının sırrı!

2010 ÖSYS birincisi Arman Özdemir, üniversiteye hazırlıkta başarılı olmanın sırlarını verdi:

Eğer bir hedefiniz yoksa üniversiteyi kazanmanız zor


Şampiyon şöyle diyor: Üniversite hazırlıkta başarılı olmak için müzik, iyi bir anne baba, doğru bir dershane, iyi bir kardeş ve sistemli çalışmak yeterli. Ama hedefiniz yoksa ders çalışmanız da zorlaşıyor


Arman 1992 yılında İzmir’de doğmuş. Ailesinin ilk çocuğu. Bir de kardeşi var ama o daha ilkokul 2. sınıfta yani ailesinin ilk göz ağrısı. İlköğretimi İzmir özel Türk Koleji’nde okumuş. Bu yılları gayet uyumlu ve rahat geçmiş. Annesi ve babası doktor. Anne Özden Hanım, oğlunu özel bir çocuk olarak tanımlıyor. Baba Mehmet Bey ortopedi uzmanı. Oğlunun kendisini hiç yormadığını söylüyor.


* Arman’ın çocukluğundan ve öğrenciliğinden bahseder misiniz?

Anne hemen atılıp babadan önce başlıyor anlatmaya: “Arman çok uysal ve sessiz bir bebekti. Onunla sürekli yemek problemi yaşadık. İlkokul çağına geldiğinde babasıyla okul seçiminde çok zorluk yaşadık. Sonunda özel okula vermeye karar verdik. iyi ki de öyle yapmışız.

Öğrenciliğinde hiçbir zaman çalış demedim. Sürekli eksik konularını bulup onları tamamlamakla uğraşırdı. Küçüklüğünden beri müzik en büyük merakıdır. Halen gitar çalmak ve resim yapar. Bu uğraşlarını hiç ertelemedi.” Özden Hanım oğlunu anlatırken onun gözlerinin içine bakarak konuşuyor, her kelimeyi söylerken sanki onun onayını almak istiyordu.


* Arman, Fen Lisesi’ne nasıl gitti? OKS hazırlık süreci nasıl geçti?

Bu sefer baba başlıyor anlatmaya: “İnanın OKS’de sınavın nasıl geçtiğini hiç anlamadık. Biz okul seçerken çok zorlandık. İstanbul’da Galatasaray ve İstanbul Lisesi’ni dolaştık. Sonra İzmirlilik damarımız depreşti ve İzmir Fen Lisesi’ni tercih ettik. Ama şunu da söyleyeyim, Arman İzmir Fen Lisesi’ne sonuncu olarak girdi.”

Anne devam ediyor: “Arman, OKS döneminde sıkıldığında hep bana şunu söylerdi: ‘Anne sen merak etme ben Türkiye birincisi olacağım.’ Odasına gider 2 saat kadar ders çalışırdı. Sonra kulağıma gitar sesi gelmeye başlardı. Anlardım ki artık rahatlama seansı başlamış. Ben de şarkı söyleyerek ona eşlik ederdim.” Baba tekrar söze girdi: “İzmir Fen Lisesi bu ülkede sosyal öğrenci yetiştiren tek fen lisesidir. O zamanın müdürü Hülya Hanım, Arman’a çok emek verdi. Öğretmenleri de Arman’a inandı.”


* Hazırlık dönemi nasıl geçti?

Anne “Ben anlatayım” dedi ve devam etti: “Arman, dershane seçimini kendisi yaptı. Bir akşam bize ‘Ben dershaneleri dolaştım. Hepsiyle konuştum. Onları şaşırtmak için üniversiteye hazırlık yaparken gitar çalmak ve spor yapmak istediğimi söyledim. Bu fikre Uğur Dershaneleri dışında hepsi karşı çıktı.’ Uğur Dershaneleri Müdürü Lokman Bey, Arman’a ‘Biz insan yetiştirmek istiyoruz makine değil’ demiş. Arman da bu söz üzerine Uğur Dershanelerine devam etti. Dershanemiz bize sürekli destek oldu. Hep yanımızdaydı. Emeklerini ödemek çok zor.

Üniversite hazırlık dönemimiz çok güzel geçti. Çok yıpranmadı. Rahat ve iyi geçirdi.” Arman atılıyor: “Üniversite hazırlık döneminde sıkıntım olduğunda sığınacak limanlarım vardı. Bu dönemde çok zor zamanlarda yaşadım ama hep düzenli çalışmanın başarıyı getireceğine inandım. Arada bir, bu işin olmayacağını düşünsem de hiç vazgeçmedim. Ne zaman sıkılsam gitara sarıldım. Tabii sevgili dedemi de hiç unutmamalıyım. O hep yanımdaydı.”


* Sonucu öğrenmek nasıldı? İlk duyduğunda annen çok sevindi ama sen gayet rahattın. Bu rahatlığa ne diyelim, emin miydin şaşkın mı?

Bekliyordum diyelim. Daha önce dershanedeki hocalarım benim performansımın en yüksek başarıyı getireceğini söylemişlerdi. Sınav açıklanmadan beni İstanbul’a çağırdıklarında bu iş oldu dedim. Hele hele sınav açıklanırken kameraları karşımda görünce tamam dedim. Öyle de oldu. Anne, “Kalbim duracak gibi oldu. Her anne baba yaşar umarım bu duyguyu. Harika bir şey.

Dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz. Sınav sistemi olmasın diyenlere sadece şunu söylemeliyim, işte benim oğlum hem çalıştı, hem spor yaptı, hem gitar çaldı, hem gezdi, hem de birinci oldu” dedi. Baba ekliyor: “Gurur, onur, özel hissetmek. Hepsi aynı anda yaşanıyor. Hele birincilik ilanından sonra basının ilgisi harikulade bir şeydi. Ama kendimi en fazla Enver Yücel’in yanında özel hissettim. O müthiş bir insan. Çocuğunuz varsa öyle birini tanımalısınız.”


* Peki Arman, şimdi ne olacak? Aklından neler geçiyor?

Arman anlatıyor: “Şimdi düşünüyorum. Birçok üniversiteden teklif aldım. Ama ben öğrenciyken de düşünürdüm neden biz dünyanın en büyük üniversitelerinde okuyamıyoruz diye. Neden MİT, Harvard gibi üniversitelere gitmeyeyim. Elektrik elektronik okumak ve buluş yapmak istiyorum. Devlet üniversiteleri bana bu heyecanı yaşatmıyor. İstanbul’da okumak istiyorum. Bahçeşehir Üniversitesi Başkanı Enver Yücel bana öyle bir gelecek planı çizdi ki, hayır demem çok zor. Şu anda aklıma en fazla yatan Bahçeşehir Üniversitesi. Düşünmeye devam ediyorum.”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler