Gazete Vatan Logo

'Boyun eğmeyeceğiz'

CHP lideri Kılıçdaroğlu İzmir'de yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı mitingde belediyelere düzenlenen operasyonları ve yargıyı eleştirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin bugün İzmir'de düzenlediği 'Cumhuriyet, Demokrasi ve Özgürlük' mitinginde İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan operasyonlara sert çıktı. Klıçdaroğlu, "Başbakan'ın yandaşı isen çal çalabildiğin kadar, yoldaşıysan soy soyabildiğin kadar, özgürsün. Arkadaşıysan götür götürebildiğin kadar özgürsün. Ne müfettiş gelir ne denetçi. Ne diyorlardı `Büyük düşünün.' Bunlar zaten büyük götürüyorlar büyük götürmeye alışmışlar. Nasıl soygun düzenini bu ülkede egemen kılabiliriz diye düşünüyorlar. Onların mesaileri de bu" dedi. 'Peki devletteki kamu görevlililerini mesaisi ne?' diye sorun Kılıçdaroğlu, "İzmir Anakent Belediyesi'nde 80 denetçi görev yapıyor. Cumhuriyet tarihinde hiç örneği yoktur. Bir ilki yaşıyoruz. Bir belediyeye 80 müfettiş görevlendirmişsin, 80 değil 180 görevlendirmezsen namertsin. CHP'li belediye hesap vermeyi namuslu bir görev sayar. Az geliyorsa 380, 580 gönder. Az geliyorsa Recep Tayyip Erdoğan gel Büyükşehir'e sana da oda verelim sen denetle" diye konuştu.

CHP'nin İzmir Gündoğdu Meydanı'ndaki mitingine partililer üzerinde 'Bedellidir giremezsin', 'Bedelini canımızla ödedik', 'Atam senin için buradayız', 'Biz düşmanı İzmir'de denize dökenlerin torunlarıyız', 'Ayşe, Fatma, Sema, Başbakan'a inanma. Üç çocuk doğurma, evde oturma', 'Mustafa Balbay gururumuz', 'Emeğin başkenti İzmir', 'Zulmün karşısında susanlar, dilsiz şeytanlardır', 'Gavur İzmir sahtekarlara İslami faşistlere haddini bildirir', 'Havada bulut AKP İzmir'i unut', 'Susma haykır, baskılara hayır', 'İzmir halkı başkanının yanında' pankart ve dövizler açtı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu konuşmadan önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, halkı selamladı. Ergenekon davasının tutuklu sanığı, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ın cezaevinden yazdığı mektup okundu. Kılıçdaroğlu, kürsüye Zülfü Livaneli'nin 'Hey özgürlük' şarkısıyla çıktı, 'Özgürlüğüme Dokunma' yazılı pankartın önünde, yaklaşık 50 bin kişiye konuştu.

"İKTİDAR KARABASAN GİBİ ÇÖKTÜ"

Kılıçdaroğlu, mitingi İzmir'de yapmasının nedenini anlatırken, şunları söyledi:

"Cumhuriyet demokrasi ve özgürlük mitingi yapıyoruz. Hangi çağdaş ülkede böyle bir miting yapılır? Karabasan gibi çöken özgürlükleri elimizden alan bir iktidar var. Telefonlarımızı dinleyen yargının siyasi otoritenin emrine girdiği bir iktidar var. İzmir'den demokrasi, özgürlük, adalet ve cumhuriyet diyoruz. Niye İzmir'den diyoruz? İzmir bir ilkler şehridir. Düşman burada denize döküldü, ilk kurşun burada atıldı. İlk uluslararası fuar, ilk milli banka, ilk tiyatro topluluğu burada kuruldu. Onun için İzmir özgürlük kentidir, demokrasi, cumhuriyet ve halkın kentidir. İzmir Türkiye'nin çağdaşlığa, uygarlığa açılmış kapısıdır. İzmir'i görünce kültür seviyesi yüksek bir kent görüyorsunuz. Sokak ve caddelerinde özgürce gezebileceğiz bir kent görüyorsunuz. İzmir, Türkiye'nin çağdaşlığa ve uygarlığa açılan kapısıdır. O nedenle hoş geldiniz, onur verdiniz."

Mitinge katılanların 'İzmir Tayyip'e mezar olacak' sloganı atmaları üzerine Kılıçdaroğlu da "İzmir özgürlüğe, adalete, cumhuriyete karşı çıkınlara elbette mezar olacaktır. İzmir buna geçit vermeyecektir" dedi.

"İZMİRLİ ZEYBEK OYNARKEN DİZ ÇÖKER"

İzmir'in sadece düşmanların değil mandacıların da denize döküldüğü kent olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlardan da hesap soracağız. Mandacılar iktidarsa oradan da indireceğiz onları. İzmir'de Damat Ferit'leri de biliyorsunuz, denize dökülen yerde Damat Ferit'ler de döküldü. Biz İzmir'i gözümüz gibi koruruz. İzmir özgürlüğe açılan bir pencere ise dokularında duygularında adalet, kuvayımilliye vardır. Mustafa Balbay ne diyor; `İzmirli diz çökerse sadece zeybek oynarken diz çöker' diyor. Onun dışında İzmir onurlu ve gururludur. `Ya istiklal ya ölüm' dedik. Mücadelemizi öyle kazandık. Kimsenin önünde boyun eğmedik, diz çökmedik. Birileri yurt dışına gidip egemen güçlerin önünde `bunda iş var' derken ilk itiraz eden biz olduk. Biz kimsenin önünde kimselerin diz çökmesini istemeyiz. `Beni deliğe süpürmeyin benden çok yararlanacaksınız' diyenlere boyun eğmeyeceğiz. Nereden ne zaman nasıl gelirlerse gelsinler direneceğiz."

"İZMİR ONLARIN DENGELERİNİ, BALANSLARINI BOZUYOR"

Konuşmasında Ak Parti hükümetine yüklenmeyi sürdüren CHP lideri Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

"AKP'nin İzmir'le ne alıp veremediği var? Seçim yapılmış, mesele bitmiş, yöneticiler gelmiş, varsa bir şey seçime gidilecek zaten. Çünkü İzmir'le özel hesapları var. İzmir onların planlarını bozuyor, hayallerini bozuyor. İzmir onların dengelerini, balanslarını da bozuyor. İzmir'e özel bir kinleri var onların. Düşünebiliyor musunuz bir ülkenin Başbakanı İzmir için ne söyledi. İzmir için `Gavur İzmir' diyor. Bir ülkenin Başbakanı hem gavur İzmir diyecek, hem bana oy verin diyecek. Sende yüz yok mu? Sandılar ki bu bir dil sürçmesidir. Bu bir dil sürçmesi değil bilinçaltındaki düşüncenin açığa çıkmasıdır. İzmirli bunun altında kalacak mı? Buna yanıtını verecek. İzmirlilerden isteğim; Özgürlüğü ve adaleti kendi vicdanında tartan namuslu yiğit İzmirliler, size gavur diyene hesap soracak mısınız? Arkanızda biz olacağız. CHP olacak."

"YARGIN, SENİN ARKA ODANDA VERDİĞİN KARARI ONAYLIYOR"

Kılıçdaroğlu, iktidarın İzmir'e Çin işkencesi yaptığını öne sürerek, şunları söyledi:

"İzmir'e diz çöktürmeye çalışıyorlar. İzmir'e Çin işkencesi yapmaya çalışıyorlar. Hedefi Aziz Kocaoğlu değil, başka. Başka hesapların peşindeler. Türkiye'yi karanlığa götürme sürecinde İzmir'i hedef seçtiler. İzmirli buna izin vermeyecektir. Baktılar ki İzmirliden umut yok. Umudu savcıya bağladılar şimdi. Savcı çıkacak, baskı kuracak, sabahın köründe insanları alacak. Diyecek ki `Ben İzmirlilere güzel bir dünya vaat ediyorum. Kime vaad ediyorsun `gavur' dediğin İzmir'e vaat ediyorsun. İzmirli inanacak mı, hayır. İzmirli onlara gerekli dersi sandıkta verecektir. Sabahın köründe herkes evinde, kapıyı sütçü değil polis çalıyor. İnsanları topluyor kameralar var, polisler var. Sabahın köründe evlere basacaksın insanları alacaksın sorgu sual çekeceksin sonra Başbakan Erdoğan `Yargının işi ben karışmam' diyecek. İnanıyor musunuz? Hayır. Samimi söylüyorum ben de inanmıyorum. Sen Oslo görüşmelerine özel temsilcini gönderdin. Oradaki tutanaklara bak. Özel mahkeme kurdun, özel yargıçlar görevlendirdin. Yargıya müdahale ettin sen. Yargı senin arka odanda verdiğin kararı onaylayan makam haline geldi. Herkes biliyor. Artık Mısır'daki sağır sultan da biliyor ki yargı AKP'nin arka bahçesi konumuna geldi. Namuslu yargı ve savcılara, vicdanında adaleti tartanlara saygımız var. Adalet adalettir. Tuz şimdi kokmuyorsa o savcılar yüzündendir. Bir Yargıtay üyesi ayrıldı ve o cümlesi hala akıllarda.`Yargıdaki işleri artık midem kaldırmıyor' dedi. Bu kadar büyük kokuların geldiği bir ortamda beyefendi diyecek ki yargı bağımsız. İnanacak mıyız?"

Kılıçdaroğlu, yargının Ak Parti'nin arka bahçesi olduğunu söylerken, Anayasa Mahkemesi'ne hülle yargıçlar atandığı görüşünü savundu, "Yargıtay'a 160 tane sanki militan seçtiler. Sizin 160'ınızın da düşüncesi aynı mı? Verdiğiniz karara inanalım mı? İnanmayacağız. Biz yargının bağımsız olmasını istiyoruz. Kimse yargılanmasın demiyoruz, adam gibi yargılansın, kimse hukukun dışında kalmasın diyoruz" dedi.

"ERDOĞAN VE ŞÜREKASI KABUL EDİYOR"

Kılıçdaroğlu, milletvekillerinin tutukluluğuna tepki göstererek, "Yiğit İzmirliler, bir seçim yapıldı. Gittik mahkemeye, üyelerimiz gittiler savcıya, aday olmak isteyenler gittiler, temiz kağıdı aldılar, `milletvekili olabilir' dediler. Yüksek Seçim Kurulu onayladı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Bunların seçime girmelerinde sakınca yoktur dendi. Seçildiler kazandılar. Hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindi, hani? Milletinse hiçbir yasal engel olmaksızın milletvekilleri içerde nasıl tutulur? Hepsinin ötesinde biri hücre hapsinde. Nasıl yapılır? Adalet, vicdan, hukuk, demokrasi bunu kabul eder mi? Ama Recep Tayyip Erdoğan ve şürekası kabul ediyor. Onlarda demokrasi ve hukuk anlayışı yok. Türkiye'de demokrasinin kalitesi bozuk, Batı standartlarında değil, yaralı ve ayıplı bir demokrasi var. Bunu herkes kabul ediyor" dedi.

"YÜREĞİN, ADALETİN, CESARETİN VARSA GEL TUTUKLA"

CHP lideri, `parasız eğitim' isteyen gençlerin tutuklanmasına da tepki göstererek Başbakana, "Siz hiç bağımsız bir ülkede iktidarı eleştirdi diye bir milletvekili hakkında fezleke düzenleyen savcı duydunuz mu? Dokunulmazlık dosyası TBMM'de. Bu demokrasi ayıbıdır. Dokunulmazlığımızı kaldırın. Bizi hapsedeceksiniz sizin kararınızla hapse girmek bizim için onur olacaktır. Dünyanın hangi demokrasisinde `parasız eğitim istiyorum' diyen üniversite gençleri 17- 19 ay hapiste tutulabilir? Böyle bir demokrasi anlayışı olabilir mi? Ben de parasız eğitim istiyorum. Siz de istiyor musunuz? Recep Tayyip Erdoğan gel, Gündoğdu Meydanı'na gel yüreğin yargın adaletin varsa polisin varsa gel tutukla bakalım" diye seslendi.

"HİTLER'İN TOPLAMA KAMPINI SİLİVRİ'DE KURDULAR"

CHP Genel Başkanı, dünyanın hangi demokrasisinde yargı bağımsızlığının olduğu bir ülkede basılmamış kitabın imhası için yargının karar verebildiğini sorarak, "Basılmamış kitaba imha kararı vereceksin, sen çocuk mu kandırıyorsun. 12 Eylül askeri darbesinde kitaplar böyle toplanmadı" dedi.

Konuşmasında, Silivri Cezaevi'ni Hitler'in toplama kampına benzeten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde Hitler'in toplama kampının 21. yüzyıl versiyonunu Silivri'de kurabilir. Gazetecisin, yazarsın, iktidarı eleştirdin mi oraya. 21. yüzyılda çağdaş olduğunu söyleyen bir Türkiye'de toplama kampı vardır. Orası Türkiye'nin ayıbıdır. Adamı arıyorlar adam yurtdışında geliyor. Çıkıyor hakimin karşısına `tutuklayın derhal, kaçabilir' deniyor. Adam yurtdışından gelmiş niye kaçsın. Böyle bir anlayışa demokrasi denir mi, özgürlük denir mi böyle bir anlayışta cumhuriyet büyür mü? Bunlar toplumun arasına kin tohumları ekenlerdir. Bunları bileceğiz ve unutmayacağız."

"MEDYA PATRONLARINA SESLENİYORUM KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK"

Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir Başbakan düşünün. Medya patronlarını, genel yayın yönetmenlerini çağırıyor. `Bunların maaşını sen veriyorsun nasıl olur böyle yazı yazar sen müdahale et' diyordu. Dünyada örneğine rastlanmayan bir anlayış. ABD Büyükelçisi geldi beni ziyarete. `Obama ABD'de gazetelerin genel yayın yönetmenlerini ve medya patronlarını çağırıp onlarla konuşabilir mi?' diye sordum. `Çağıramaz, çağırsalar da gitmezler, çünkü kendilerine hakaret sayarlar' dedi. Medyayı düşünebiliyor musunuz, Başbakan'dan talimat alacak. Medyanın özgürlüğünü, medya çalışanlarının da özgürlüğünü istiyoruz. Medya patronlarına sesleniyorum, korkunun ecele faydası yok. Ayağa kalkın, yürekli olun halkın sesi olun halk için yayın yapın. Halktan gizlemeyin bir şeyi."

"SAVCI HIRSIZLARI KOVALIYOR ADALET BAKANI SAVCIYI"

CHP lideri eleştirilerine, "Siz hangi gelişmiş toplumda arama yapılacak firmalara ve kişilere önceden haber verenlerin bakan koltuğunda oturduğunu hangi demokraside gördünüz. Köstebeğin kim olduğunu biliyorsunuz değil mi? Ahlakı olan bir insan o koltukta oturmaz ar damarı çatlamamış biri o koltukta oturmaz" dedi.

Deniz Feneri dosyası izin yüzyılın soygunu denildiğini ve üç yürekli savcının çıkıp 'Biz de soruşturalım' dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Delillere ulaştıkça rahatsız oldular. Dosyanın kapağını açıyorsunuz köstebek bakan çıkıyor, bir daha açıyorsunuz Adalet Bakanı çıkıyor. Savcılar hırsızları kovalıyor Adalet Bakanı da savcıları. Siz buna özgürlük adalet cumhuriyet mi diyorsunuz. Deniz Fenerindeki adamlar fakire yardım için bağış topladılar. Beyefendiler ceplerini doldurdular. İnsanda biraz ahlak, vicdan namus kırıntısı olur. Böyle bir anlayışa evet diyecek misiniz? Hayır diyelim ki tüm Türkiye duysun" dedi.

"GEL SEN DENETLE"

Konuşmasında Kayseri Belediyesi ile ilgili iddialara da değinen Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Kayseri Belediyesi'nde rüşvet defterini gönderdik beyefendiye. Bir taraftan Cumhurbaşkanı öbür taraftan Başbakan kefil oldu. Kendilerini siper ettiler aman bir şey olmasın diye. Başbakan'ın yandaşı isen çal çalabildiğin kadar, yoldaşıysan soy soyabildiğin kadar özgürsün. Arkadaşıysan götür götürebildiğin kadar özgürsün. Ne müfettiş gelir ne denetçi. Ne diyorlardı `büyük düşünün.' Bunlar zaten büyük götürüyorlar büyük götürmeye alışmışlar. Nasıl soygun düzenini bu ülkede egemen kılabiliriz diye düşünüyorlar. Onların mesaileri de bu. Peki devletteki kamu görevlililerinin mesaisi ne? İzmir Anakent Belediyesi'nde 80 denetçi görev yapıyor. Cumhuriyet tarihinde hiç örneği yoktur. Bir ilki yaşıyoruz. Bir belediyeye 80 müfettiş görevlendirmişsin 80 değil 180 tane görevlendirmezsen namertsin. CHP'li belediye hesap vermeyi namuslu bir görev sayar az geliyorsa 380, 580 gönder. Az geliyorsa Recep Tayyip Erdoğan gel Büyükşehir'e sana da oda verelim sen denetle."

"BU YAPILAN İZMİR'DEN İNTİKAM ALMADIR"

CHP'li belediyelerin ensesinde boza pişirildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Senin belediyelerine de bir tane müfettiş gönder. Yapmıyorsun, neden yolsuzluğu meşrulaştırıyorsun oralarda. Haksızlığı meşrulaştırıyorsun. Bu inceleme, soruşturma, yargılama değildir. Bu bir terördür. AKP terörüdür bu. İzmir'den İzmirliden intikam alma terörüdür. Kafasının arkasında gavur İzmir var. Gel gavur İzmir'e de İzmirli sana hesabını versin" diye konuştu.

KAFELERİN KAPATILMASINI MI İSTİYORSUNUZ

Başbakan Erdoğan'dan vicdanlı bir hareket, adalet beklemediklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, "İzmirlinin yargısı bizim için önemlidir. Siz karar verin. Mühür sizde, Sultan Süleyman sizsiniz, basacaksınız mührü, özgürlüğün tadına varacaksınız. Kafelerin kapatılmasını mı istiyorsunuz. AKP'ye oy verirseniz onu da görürsünüz. Özgürlüğün tadına varmak istiyorsanız; İstanbullu gelir Kadıköy Beşiktaş Şişli'de özgürlüğün tadına varır. AKP'li belediyelerde baskı zulüm işkence vardır. İnsanlar kendilerini sosyal demokrat belediyelere atarlar. Gelin vicdanınızın sesini dinleyin AKP'yi artık benden de iyi tanıyorsunuz. Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Siz birlik olun, özgürlüğü, adaleti savunun. Göreceksiniz ki geldikleri gibi gideceklerdir" diye konuştu.

Bir bakanlığın `böyle yapacaksın' dediğini ve belediye başkanının uyduğunu, öbür bakanlığın 'niye öyle yaptın' dediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Şevval Sam'dan konser dinlemişiz, tek yerden ihale alınmış. Kaç tane Şevval Sam var, bir tane var. İhale Yasası da böyle diyor. `Ben niyetlendim seni yiyeceğim, sana zulüm yapacağım arkadaş' diyor. O koltukta namuslu adamlar oturacaktır. O koltuğun atamasını İzmirliler yapacaktır. Siz karar vereceksiniz, sizin oylarınızla oraya seçim yapılacak" dedi.

"İSTANBUL'U PAZARLADILAR SIRA İZMİR'E GELDİ"

CHP lideri, İstanbul örneğini vererek, sözlerini sürdürdü:

"İstanbul'un tarihi siluetini ranta kurban ettiler. Rant yüzünden bir tarih bu hale sokuldu. Gözünüz doysun, cebiniz doldu, yedi sülalenize yeter. Artık düşün vatandaşın yakasından. 25 yıldır İstanbul'u santin santim pazarladılar. Şimdi gözlerini İzmir'e çevirdiler. İzmir'de Ege'nin incisi şimdi sıra İzmir'i pazarlamaya geldi. İzmir'i almak istiyorlar. Alırlar mı? Onun için İzmir'e bu kadar ahlaksızca saldırıyorlar, terör estiriyorlar. Onların unuttuğu bir şey var İzmir kültür uygarlık medeniyet kentidir, bir yaşam biçimidir. Sen önce o yaşam biçimini içselleştireceksin. İzmir demokrasinin adaletin yeşerdiği kenttir ve gözbebeğimizdir. İzmir bu bölgenin amiral gemisidir. İzmir demek Aydın, Denizli, Afyon demektir. İzmir'e baskıyı o yüzden yapıyorlar. İzmirli yaşam biçimini birilerine pazarlamayacaktır. Kararlıdır, güçlüdür. Kimin cumhuriyetle demokrasiyle problemi varsa bilin ki onların İzmir'le de problemi var. İzmir'den demokrasi haykırmanın ayrı bir anlamı vardır. İzmir bunları içselleştirmiş bir kenttir."

"SENİN O KAFANDA FINDIK BÜYÜKLÜĞÜNDE BEYİN YOK"

Kılıçdaroğlu Mardin Valisi'nin, Atatürk'ün 'Çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkacağız' dediğini, Türkiye'nin sön dönemde bunu başardığı için bu sözü kendisinin bir daha kullanmayacağını söylediğini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Senin o kafasında fındık büyüklüğünde beyin yok. Bunu söyleyen valiye söylüyorum. Sen çağdaş uygarlığın ne olduğunu biliyor musun? Sen ne biçim valisin? Çağdaş uygarlık cebe giren para değildir. Çağdaşlık eğitim demektir. Mardin'de kaç kız çocuğu okula gitmiyor sana daha ağır laflar söylerim ama utanıyorum. Çağdaş uygarlık bir çizgi değildir, sürekli gelişen bir kavramdır. Sen devletin değil AKP'nin valisisin. Çağdaş uygarlık yargı bağımsızlığı, devlet adamlarının devletin çıkarlarını savunması demektir. Çık, Mardin sokaklarına çık. Bu sözü bir daha söylersen hesabını soracağım sana. Sen zaten Mustafa Kemal'in adını ağzına alamazsın. Bu Vali bir yumurta daha yumurtlamış. `Kahraman olarak bildiklerimiz aslında hain olduğunu öğreniyoruz' demiş. Sen bu ülkenin kahramanlarını vatan haini olarak suçluyorsan, o koltukta oturma. Bakacağız bu vali için ne yapacaklar. Arabanda Türk bayrağı taşıma, AKP bayrağı taşı. Senin ne mal olduğunu tüm Türkiye görsün."

DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ

Miting alanından Silivri'ye selam gönderen Kılıçdaroğlu, "Bir ülke düşünün halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili gazeteci, hüküm giymemiş, bin gündür tutuklu. Hapisteki gazeteci sayısı 70'leri buldu. Bu ayıp bile yetiyor. Buradan meydan okuyorum, elinizden geleni ardınıza koymayın, istediğinizi yapın, diz çökmeyeceğiz, teslim olmayacağız. Bu ülkenin onurlu yurttaşları olarak mücadelemizi yapacağız. Buradan onlara sesleniyorum. Bizi susturamazsınız. Bizi teslim alamazsınız, biz pes etmeyeceğiz diz çökmeyeceğiz. Çünkü biz CHP'yiz" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının ardından, Onuncu Yıl Marşı ve Gençlik Marşı'nın çalınıp söylenmesiyle miting sona erdi.

ÇİĞKÖFTE VE İÇLİ KÖFTE YEDİ

CHP Genel Başakın Kemal Kılıçdaroğlu, mitingin ardından Kültürpark'ta düzenlenen 'Elazığlılar Günleri' fuarını gezdi. Kendisine ikram edilen içli köfte ve çiğköftenin tadına bakan Kılıçdaroğlu, bir köylünün uzattığı şapkayı kısa bir süre takıp geri verdi. CHP Genel Başkanı, saat 17.15'te, İstanbul'a gitmek üzere uçakla İzmir'den ayrıldı.

Haberin Devamı