Gaziantep'te gezilecek en güzel 13 yer

Gaziantep'te ailece veya arkadaşlarla birlikte gezilecek pek çok yer bulunuyor. İşte bunlardan bazıları.
Gaziantep, binlerce yıllık tarihini Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin en zarif örnekleriyle süsleyen, ticaret yollarının kesişim noktasında bir medeniyet beşiği. Şehrin sokaklarında gezerken, her biri ayrı bir hikaye anlatan anıtsal hanları, kervanların ve yolcuların soluklandığı avluları, dünyada eşi benzeri olmayan "kastel" adı verilen su yapıları ve mahremiyeti estetikle buluşturan tarihi Antep evleri sizi geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Gaziantep Kalesi'nin gölgesinde şekillenen bu zengin miras, restore edilerek günümüz yaşantısına kazandırılmış mekanlarla ziyaretçilerine hem tarihi dokuyu hissetme hem de modern dünyanın konforunu bir arada yaşama imkanı sunuyor.
Gaziantep'te gezilecek en güzel yerler
Hışva Han
Gaziantep Kalesi'nin eteklerinde yer alan ve şehrin en eski hanı olarak bilinen Hışva Han, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin sade ve etkileyici bir örneği. Lala Mustafa Paşa tarafından 1563-1577 yılları arasında yaptırıldığı vakfiye kayıtlarından anlaşılan yapı, tek katlı planıyla dikkat çekiyor. İnşasında kullanılan siyah ve beyaz kesme taşların yarattığı ahenk, özellikle anıtsal giriş kapısında kendini gösteriyor. Bir zamanlar yolcuların konakladığı, malların depolandığı ve hayvanların barındığı odalarıyla bir külliyenin parçası olan han, bugün aslına uygun olarak restore edilmiş haliyle konuklarını ağırlıyor. Tarihi dokusu özenle korunan Hışva Han, 2016 yılından bu yana otel, restoran ve dükkanlarıyla hizmet vermekte olup, geçmişin atmosferinde modern bir konaklama ve yeme-içme deneyimi sunuyor.
Millet Hanı

Osmanlı han mimarisinin iki katlı ve tek avlulu örneklerinden olan Millet Hanı, şehrin ticari hayatının kalbinde yer alıyor. Aslen 1575 yılında Keçeciler Bedesteni olarak inşa edilen yapı, zamanla eklemelerle bir kervansaray niteliği kazanmış ve 1890'da üst katının eklenmesiyle bugünkü formuna ulaştı. Hanın en anlamlı hikayesi ise isminde saklı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında "Aziziye Hanı" olarak bilinen yapının adının Atatürk Hanı olarak değiştirilmesi teklif edildiğinde, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bu han benim değil, milletin hanı olsun" sözleriyle "Millet Hanı" adını aldı. Günümüzde Kültür Yolu üzerinde önemli bir durak olan han, içerisinde barındırdığı turistik el sanatları mağazaları ve dinlenme alanlarıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
Gaziantep Hayvanat Bahçesi

Türkiye'nin en büyük doğal yaşam alanı unvanına sahip olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi, 2001 yılından beri ziyaretçilerine kapılarını açmış durumda. Yaklaşık 325 türden 7100'den fazla canlıya ev sahipliği yapan bu devasa kompleks, sadece bir hayvanat bahçesi olmanın ötesinde, içerisinde barındırdığı Safari Parkı ve Zooloji Müzesi ile de öne çıkıyor. 1200 metrekarelik akvaryumunda 450 ton su kapasitesiyle deniz ve tatlı su canlıları sergilenirken, 400 metrekarelik devasa kuş kafesi yüzlerce kuş türüne doğal bir uçuş alanı sunuyor.
2015'te açılan Safari Parkı, 200 dönümlük bir arazide geyik, ceylan, dağ keçisi, kanguru gibi 25 farklı türden hayvanın doğal ortamlarında serbestçe yaşadığı bir alan sunuyor. Ziyaretçiler özel araçlarla bu alanda gezinerek hayvanları yakından gözlemleme fırsatı bulur. 2017'de eklenen Zooloji ve Doğa Müzesi ise, ömürlerini tamamlamış hayvanların tahnitlenmiş hallerinin yanı sıra, aralarında dev mamut iskeletlerinin de bulunduğu M.Ö. 1700'lü yıllara ait fosillerle ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor.
Gaziantep Hanları
Gaziantep'in bir ticaret şehri olarak zenginliğinin en önemli tanıkları, şehrin dört bir yanına yayılmış tarihi hanlar. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kervanların ve yolcuların konakladığı, ticaretin yapıldığı, aynı zamanda güvenli bir sığınak olan bu yapılar, dışarıdan kaleyi andıran görünümleri ve içeri girildiğinde tüm ihtiyaçları karşılayan sosyal tesisleriyle dikkat çekiyor. Üst katlarındaki odalar misafirleri ağırlarken, zemin katlarındaki depolar ve ahırlar ticari faaliyetin devamlılığını sağlardı. Bir zamanlar 31 hana ev sahipliği yapan şehirden günümüze ulaşan Şire Hanı, Bayazhan, Gümrük Hanı, Hışva Han, Millet Hanı ve Yeni Han gibi yapılar, kentin ticari geçmişini ve mimari zenginliğini bugüne taşıyor.
Tarihi Antep evleri

Gaziantep'in sivil mimarisinin en özgün örnekleri olan Tarihi Antep Evleri, mahremiyeti ve işlevselliği bir araya getiren bir tasarıma sahip. Yüksek duvarların arkasında, sokağın gürültüsünden soyutlanmış bu evlerin kalbi, "hayat" adı verilen avlular. Genellikle iki katlı olan yapıların inşasında kullanılan havara, keymıh gibi yerel taşlar, evlerin yazın serin, kışın ise sıcak kalmasını sağlıyor. Hayatın etrafında sıralanan odalar, gölgeli ve serin bir dinlenme alanı sunan "eyvan"lar ve üst katlara çıkan dış merdivenler, bu mimarinin karakteristik özellikleri. Pencerelerin üzerindeki "kuş tagası" gibi ince detaylar ve ahşap tavan işlemeleri, bu evlerin estetik zenginliğini gözler önüne seriyor.
Rumkale

Fırat Nehri ile Merzimen Çayı'nın birleştiği noktada, sarp kayalıklar üzerine kurulmuş olan Rumkale, masalsı bir görünüme sahip. Üç tarafı Birecik Barajı'nın sularıyla çevrili bir yarımada üzerinde yer alan kale, Roma döneminden Osmanlı'ya uzanan zengin bir geçmişe tanıklık etti. Rivayete göre Hz. İsa'nın havarilerinden Yohannes'in burada İncil'in nüshalarını çoğalttığına inanılıyor. Kalede bugün görülebilen Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı kalıntıları, sarnıçlar ve burçlar, yapının farklı dönemlerdeki önemini ortaya koyar. Karayla bağlantısı bir hendekle kesilmiş olan Rumkale'ye ulaşım, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinden veya Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinden kalkan teknelerle sağlanıyor ve bu yolculuk ziyaretçilere unutulmaz manzaralar sunuyor.
Anadolu Hanı

19. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilen Anadolu Hanı, iki avlulu ve iki katlı planıyla Osmanlı han mimarisinin daha büyük ölçekli örnekleri arasında yer alıyor. Bir "yolcu hanı" olarak tasarlanan yapının zemin katı depo ve ahır, üst katındaki odalar ise yolcuların konaklaması için kullanıldı. Sade bir mimariye sahip olan han, 1985 yılında restore edilerek yok olmaktan kurtarılmış ve yeni bir işlev kazandı. Günümüzde "Halıcılar Çarşısı" olarak hizmet veren Anadolu Hanı, tarihi duvarları arasında rengarenk halı ve kilimlerin sergilendiği, ticaret geleneğini yaşatan canlı bir mekana dönüşmüştü.
Büdeyri Han
19. yüzyılın sonlarında yapıldığı düşünülen Büdeyri Han, Gaziantep hanları içinde özgün planıyla ayrışır. Yapı, bir han ve bir sabunhane olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Her iki bölümün de ayrı giriş kapıları olmasına rağmen, ikinci katta bir geçitle birbirine bağlanmaları onu tek örnek kılıyor. Klasik Osmanlı han mimarisinin özelliklerini taşıyan hanın zemin katı, revaklı bir avlu etrafında sıralanan odalardan oluşuyor. Sabunhane bölümünün avlusunun üzerinin sonradan kapatılması, üretim sırasında temizliğin sağlanması amacını taşıyor. Bu han, hem konaklama hem de üretim fonksiyonunu bir arada barındıran ender yapılardan.
Hasanoğlu ve Hisar Anıt Mezarları
Gaziantep'in Roma dönemine ait izlerini taşıyan bu anıt mezarlar, şehrin antik çağdaki yerleşimine ışık tutuyor. M.S. 2. yüzyıl başlarına tarihlenen Hasanoğlu Anıt Mezarı, kare planı ve kesme taş işçiliğindeki estetikle dikkat çekiyor. Yaklaşık 10-11 metre yüksekliğindeki Hisar Anıt Mezarı ise M.S. 2.-3. yüzyıllara ait olup, mezar odası, sütunlu podyum ve çatıdan oluşan üç bölümlü yapısıyla dönemin mimari anlayışını yansıtıyor. Her iki anıt da kentin merkezine yakın konumlarıyla kolayca ziyaret edilebilir.
Saklı Konak Ali Atalar Koleksiyonu

Gaziantep Kalesi yakınlarında, tarihi bir konağın büyüleyici atmosferinde yer alan Saklı Konak, Türkiye'nin ilk özel bakır eserleri koleksiyonu sergisine ev sahipliği yapıyor. Koleksiyoner Ali Atalar'ın yıllar içinde Türkiye'nin dört bir yanından topladığı, çoğunluğu Osmanlı dönemine ait binden fazla eser burada sergileniyor. Usta ellerden çıkmış tabaklar, kazanlar, ibrikler, tepsiler gibi bakır eşyaların yanı sıra, Osmanlı dönemine ait silahlar, kamalar ve kılıçlar gibi etnografik eserler de koleksiyonun zenginliğini oluşturuyor. Bu sergi, ziyaretçilere zanaatkarlığın ve gündelik yaşamın tarihine doğru bir yolculuk vaat ediyor.
Şire Hanı

7500 metrekarelik devasa alanıyla sadece Gaziantep'in değil, bölgenin en büyük kervansaraylarından biri olan Şire Hanı, adını içerisinde satılan yöresel ürünlerden alıyor. Üzüm, pestil, sucuk, pekmez gibi ürünlerin alınıp satıldığı bir merkez olduğu için halk arasında "Şire Hanı" olarak anıldı. 1885 yılında 25 yıl süren bir inşaatın ardından tamamlanan yapı, üç cephesinde bulunan anıtsal taç kapılarıyla diğer hanlardan ayrılıyor. Yakın tarihte geçirdiği bir yangınla büyük hasar görmüş olsa da, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilerek yeniden hayata döndürüldü.
Yeni Han
18. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği düşünülen Yeni Han, tek avlulu ve iki katlı klasik Osmanlı hanı planına sahiptir. İnşasında kullanılan siyah ve sarımtırak kesme taşlar, yapıya özgün bir renk katıyor. Hanın en ilginç özelliklerinden biri, altında bulunan Kaleoğlu Mağarası. Bir zamanlar taş ocağı ve daha sonra han misafirlerinin hayvanları için ahır olarak kullanılan bu mağara, günümüzde restore edilmiş olup Kültür Yolu üzerinde serin bir dinlenme mekanı olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu özellik, Yeni Han'ı hem tarihi bir konaklama mekanı hem de jeolojik bir mirası barındıran eşsiz bir yapı haline getiriyor.
Kasteller

Sanat tarihi terminolojisinde dahi kendine yeni yer bulan ve dünyada benzeri olmayan kasteller, Gaziantep'in su mimarisindeki dehasını ortaya koyan eşsiz yapılar. Yeraltı su kaynakları zengin olmayan şehirde, "Livas" adı verilen yeraltı kanallarıyla toplanan sular, "Kastel" denilen ve suyun bölümlere ayrıldığı merkezlere ulaştırılırdı. Kısmen veya tamamen yer altında oldukları için pek dikkat çekmeyen bu yapılar; içerisinde abdesthane, banyo, mescit ve dinlenme alanları gibi birçok işlevi barındıran sosyal mekanlardı. Evlerin modern su şebekesine kavuşmasından önceki dönemlerde şehrin can damarı olan bu yapılar, Gaziantep'in yaratıcı ve işlevsel mimari anlayışının en etkileyici kanıtları niteliğinde.




