Adana merkezde asfalt eriyor ama orası doğal klima gibi! Sıcaktan bunalan soluğu orada alıyor: Yirmi kilometrelik parkurda adım atacak yer kalmadı!

Adana’da yaz mevsiminin kavurucu sıcakları etkisini artırırken, şehir hayatının stresinden ve boğucu havadan bunalan vatandaşlar çareyi Karaisalı ilçesinin serin sularında ve eko-turizm rotalarında buluyor. Tarihi asırlık Varda Köprüsü’nün heybetli duruşu ile adeta doğal bir klima etkisi yaratan Kapıkaya Kanyonu, bu yaz da doğayla iç içe, huzurlu bir hafta sonu geçirmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Bölgede yaşanan bu yoğun turist hareketliliği, Karaisalı köylüsünün ekonomisine de "sıkma, gözleme ve yayık ayranı" bereketi olarak geri dönüyor.
Adana merkezde asfaltı eriten sıcaklar yaşanırken, Karaisalı’daki Kapıkaya Kanyonu’nun derinliklerinden süzülen serin hava, ziyaretçilerini ferah bir esintiyle karşılıyor. Çakıt Deresi’nin binlerce yıllık sabırla kayaları oyarak oluşturduğu bu doğa harikası kanyon, doğa yürüyüşü (trekking) hayranları için adeta biçilmiş kaftan.
Yirmi kilometreyi bulan profesyonel yürüyüş parkuru boyunca devasa kanyon duvarlarının arasından yürüyen doğaseverler, gürül gürül akan su sesleri eşliğinde şehir stresine kusursuz bir terapi molası veriyor. Eko-turizm hamleleriyle altyapısı güçlendirilen kanyon, sadece Adanalıların değil, tüm Çukurova bölgesinin yaz sığınağı haline gelmiş durumda.
JAMES BOND’UN İZİNDE TARİH VE MÜHENDİSLİK HARİKASI
Kapıkaya Kanyonu’nun hemen yanı başında yükselen ve bölge halkı tarafından "Alman Köprüsü" olarak bilinen asırlık Varda Köprüsü, tarih ve doğanın görkemli buluşmasını gözler önüne seriyor. Dünyaca ünlü James Bond serisinin "Skyfall" filmindeki o meşhur aksiyon sahnelerine ev sahipliği yapan bu 99 metrelik dev mühendislik harikası, fotoğraf tutkunları ve seyahat bloggerları için adeta bir açık hava stüdyosu. Uçurumun kenarındaki seyir teraslarından köprünün heybetini izleyen ziyaretçiler, asırlık tarihin doğayla olan kusursuz uyumuna hayran kalıyor.
BÖLGE EKONOMİSİNE KÖYLÜ KADINLARIN "EL EMEĞİ" DOKUNUŞU
Karaisalı’ya akan bu yoğun turist seli, sadece kentin tanıtımına değil, aynı zamanda bölge köylüsünün cüzdanına da doğrudan yansıyor. Karaisalı halkı, kendi emekleriyle kurdukları ahşap stantlarda ve otantik kıl çadırlarda misafirleri ağırlayarak bu lojistik hareketliliği büyük bir kazanca dönüştürüyor.
Odun ateşinde dumanı tüten taze Adana sıkması, el açması gözlemeler ve buz gibi köpüklü yayık ayranı, kanyondan çıkan turistlerin ilk molası oluyor. Sadece bununla da kalmıyor; köylü kadınların kendi bahçelerinden topladıkları tamamen organik meyveler, el yapımı ev reçelleri, süzme ballar ve şifalı kurutulmuş dağ otları tezgahlarda kapış kapış gidiyor. Bu turizm bereketi; yöre gençlerine rehberlik, otopark işletmeciliği ve hediyelik eşya satışı gibi yepyeni gelir kapıları açarak bölgedeki kırsal istihdamı da canlandırıyor.







