Haberin Devamı
Ankaralı okurum Behiye Taşçı telefonda çaresizliğini haykırıyor:
“Ben bir ev kadınıyım. Günlerdir CHP Genel Merkezi’ne telefon ediyorum, santrali aşamıyorum. Deniz Baykal dönmemeli. Biz sesimizi kime, nasıl duyuracağız?”
Sonra devam ediyor:
“Televizyonlara çıkan CHP yöneticileri, delegelerin Baykal’ın geri dönmesini istediğini söylüyor. İyi de partileri ayakta tutan halk değil midir? Halkın ne düşündüğü neden kimsenin umurunda değil? Bu parti, ’halk partisi’mi ’delege partisi’mi? Böylesine tarihi bir konuda halkın tepkisinin hiç önemi olmayacaksa, partinin adını Cumhuriyet Delege Partisi olarak (CDP) değiştirmek daha doğru olmaz mı?”
Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, Baykal’ın istifa ettiği gün yanına 10-15 partili genci alarak Ankara’ya gitti ve Baykal’ın evinin önünde çadır kurdu.
Sonra hep birlikte açlık grevine başladılar, adını da “aydınlık grevi” koydular. Sandık ki; on binlerce kişi bu eyleme destek verecek ve bir iki gün içinde Baykal’ın evinin önü mahşer yerine dönecek...
Ama olmadı.
İyi de; neden?
Neden olacak; yüz binlerce kişinin katıldığı anketler gösterdi ki CHP’li seçmenin yüzde 90’ı Baykal’ın gitmesini istiyor... O yüzden de bu tür eylemlere destek vermiyor.
Sadece seçmen mi?
Hayır... Parti yöneticilerinin her fırsatta “Onlar dönmesini istiyor” dediği CHP teşkilatı da bana göre aynı fikirde...
Öyle olmasaydı; bırakın diğer illeri, sadece Ankara’daki il ve ilçe örgütleri Baykal’ın evinin önünü çadır kente çevirmez miydi?
Ama yapmadılar; üç beş kilometre mesafedeki bu eyleme katılmadılar...
Peki; bu eylemi yapan Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin’in derdi ne o zaman?
Neden işini gücünü bırakıp bir haftasını Ankara’da geçiriyor?
Neden o kadar gencin hayatını tehlikeye atıyor?
Bilmiyorsanız söyleyeyim:
Kendisi, Deniz Baykal’ın oğlu Prof. Dr. Ataç Baykal’ın bacanağı...
Yani; “akraba kontenjanı” ndan belediye başkanı...
2007’deki milletvekili genel seçimlerinde İstanbul Birinci Bölge’den dokuzuncu sıraya yerleştirildi ama seçilemedi... Geçen yıl ise bacanağının babası sayesinde Maltepe Belediye Başkanı oldu. Baykal sevdasının asıl nedeni bu!
Sonra Ankaralı Behiye Hanım bana telefon edip soruyor:
“Biz sesimizi kime, nasıl duyuracağız?”
İçimden, “Gidin Baykal’ın evinin önüne, bir çadır da siz kurun” demek geliyor, diyemiyorum!
BAYKAL!
Baykal dün “halkın adayı” Kılıçdaroğlu ile görüştü, sırtını sıvazlayıp gönderdi...
“Parti içinde çatışma, ayrışma yaratmayacaksan... Parti kadrolarını ikna edeceksen... Delegelerin desteğini alabileceksen git aday ol” dedi.
Yani bir tek, “Git dağı delip de gel” demediği kaldı.
En küçük bir destek vaat etmedi! Kendisi de çok iyi biliyor ki siyaset hayatı, en azından şimdilik bitti!
Ve halk artık ondan sadece çıkıp, “Dönmeyeceğim, bu benim kesin kararım” demesini bekliyor...
Ama o hâlâ bu karmaşayı bitirmiyor, belirsizliğe son vermiyor.
Böyle yaptıkça da iyice yalnızlaşıyor, küçülüyor.
Benden söylemesi!
GÜNÜN SORUSU
Parti sözcüsü Mustafa Özyürek, “Her gün binlerce kişi Baykal’ın dönmesi için telefon ediyor” diyor...
Nereden biliyor ki? Yoksa partinin santrali, sadece “dönsün” diyenleri mi yöneticilere bağlıyor...
Bu daha başlangıç...
İlk günden beri, “Baykal bazı partililerin ’Dön’çağrısını açık açık reddetmezse ortalık daha da karışır. Bugün susanlar konuşmaya başlar. Hem o, hem de partisi iyice yıpranır” diyorum.
Keşke bu kadar çabuk haklı çıkmasaydım!
Önce Başbakan’ın eski Basın Danışmanı Ahmet Tezcan konuştu ve Erdoğan’ın Baykal’la ilgili bir belgeyi yayınlamak isteyen dergicileri engellediğini, bunu yapmasaydı Baykal’ın siyaset hayatının dört yıl önce biteceğini söyledi...
Sonra Başbakan sessizliğini bozdu:
“Biz eşlerine ihanet edenleri mağdur olarak göremeyiz...”
Bunlar daha başlangıç Sayın Baykal...
Eğer dönerseniz, başınız o kadar ağrıyacak ki bugünleri bile mumla arayacaksınız!

