Gazete Vatan Logo
GündemG.Kurmay Başkanı Özel'den açıklama

G.Kurmay Başkanı Özel'den açıklama

G.Kurmay Başkanı Özel'den açıklama

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, son harekatlarda 270 PKK’lının öldürüldüğünü, bir o kadar örgüt üyesinin de yaralandığını açıkladı. Org. Özel, Balyoz gibi davalarda muvazzaf ve emekli subayların tutuklanmasından üzüntü duyduğunu da açıkladı

Haberin Devamı

Orgeneral Necdet Özel, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra ilk kez basının sorularını yanıtladı. NTV’nin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Genelkurmay Başkanı yürüyen sınırötesi operasyona ilişkin de bilgiler verdi. Org. Özel,
özetle şunları söyledi:

ÖRGÜTÜN ÇARESİZLİĞİ

Bölücü terör örgütünün eylemlerine başladığı 1984 yılından beri, hedef gözetmeksizin meskun mahal eylemleri dahil olmak üzere çeşitli eylemler yaptığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bölücü terör örgütünün sivilleri hedef alan eylemleri, şiddeti ülke geneline yayarak karar vericiler ve kamuoyu üzerinde baskı oluşturmayı, toplumda teröre karşı oluşmuş olan dayanışmayı ve direnci kırmayı, kırsal kesimde güvenlik güçlerinin yarattığı baskıyı hafifletmeyi ve uluslararası kamuoyunun dikkatini Türkiye’ye çekmeyi amaçlamaktadır. Bu eylem ve saldırılar, etkili karar ve hava operasyonları ile sıkışan bölücü terör örgütünün çaresizliğinin ve insanlık dışı bir intikam duygusunun yansımasıdır.

TERÖRLE MÜCADELEDE POLİS

Bu konu, bugün gündeme gelen yeni bir konu değildir. 1990’lı yıllarda polis özel harekat timleri ile TSK unsurları birlikte ve uyum içinde, iç güvenlik bölgelerinde teröristle mücadele de başarılı görevle icra etmişlerdir. Mülki makamlar tarafından görevlendirildikleri takdirde, polis özel harekat timlerinin, geçmişte olduğu gibi yine başarılı olacaklarından hiçbir şüphemiz yoktur. Bir müddetten beri ara verilen birlikte kırsalda görev yapma işlemlerine tekrar başlanmıştır ve bu şekilde devam edecektir. Bu konuda değerli medya mensuplarından ricam; konunun saptırılarak kamuoyunda yanlış algılamalar yaratılmamasıdır.

IŞIK KOŞANER’İN SES KAYDI

Terörle mücadelede yaşanan birkaç münferit olay hakkında, ilgililerin dikkatimi çekmek için yapılmış kurum içi bir özeleştiri olarak değerlendiriyorum. Ancak, Sayın Komutanın bu özeleştirisine, bu konuda yorum yapabilecek bilgi ve eğitime sahip olmayanların, basında veya farklı ortamlarda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü sorgulayacak ve moral değerini aşındıracak şekilde yorumlar getirmesi üzüntü verici olmuştur.

SINIR ÖTESİ OPERASYON

Yüce Meclisin hükümetimize verdiği yetki çerçevesinde siyasi ve askeri koşullar dikkate alınarak sınır ötesi kara harekatı yapılır. 17 Ağustos 2011 tarihinden beri yoğun bir şekilde Irak kuzeyindeki bölücü terör örgütü hedeflerine yönelik taarruzi hava harekatı ile topçu atışları icra edilmektedir. Ayrıca 20 Ekim 2011 tarihinden itibaren de birkaç bölgede sınır ötesi kara harekatı başlamış, halen devam etmektedir.

MİT PKK GÖRÜŞMESİ

Bazı devlet görevlileri ile PKK terör örgütü mensupları arasındaki görüşmelere ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını basından öğrendim. Haberin doğruluk derecesi, iddia edilen görüşmelerin nerede, hangi şartlar altında yapıldığı ve kayıtların nasıl basına verildiği konusunda bilgi sahibi değilim. Kaldı ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vazifesi, yetkili makamların talep ve direktifleri doğrultusunda teröristle mücadele etmektir. Terörle mücadelenin güvenlik boyutu dışındaki faaliyetler, TBMM ve Hükümetimizin tasarrufunda olan konulardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü sağlamak için, yüzlerce yıllık devlet geleneği ve ortak akıl neyi gerektiriyorsa, onun yapılması gerektiği düşüncesindeyiz. Atılacak her adımda, toplumsal hassasiyet ve değerlerimizin gözetilmesi; şehir ve gazilerimizin anılarına saygı duyulması ve teröristle mücadele eden güvenlik güçlerimizin moral değerlerine dikkat edilmesi yaşamsal önem taşımaktadır.

SONUÇLAR

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki unsurlarını etkisiz hale getirmek ve örgütün fiziksel altyapısını tahrip etmek maksadıyla; 17 Ağustos 2011 tarihinden itibaren, Türk Hava Kuvvetleri uçakları ve karada konuşlu ateş destek vasıtaları ile bölücü terör örgütü hedeflerine yönelik harekat icra edilmektedir. İcra edilen bu sınır ötesi harekat ile;

-Çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilere göre 250-270 terörist etkisiz hale getirilmiş 210’dan fazla teröristin yaralandığı öğrenilmiştir. (Bazı siyasi, diplomatik ve istihbarat kaynaklarına göre bölücü terör örgütünün kayıpları burada belirttiğimizin çok üstünde olarak ifade edilmektedir)

-Teröristlere ait altyapı önemli ölçüde tahrip edilmiş, bu kapsamda; muhtelif sayıda barınak, sığınak, depo, tesis/bina, cephanelik, uçaksavar mevzii, kontrol noktaları tahrip edilmiştir.

-Terör örgütü üzeriden psikolojik baskı oluşturulmuştur.

-Terör örgütü bazı gruplarını kendisi için daha güvenli gördüğü bölgelere kaydırma gayreti içerisine girmiştir.

-Örgütten kaçan terör örgütü elemanlarının sayısında ciddi miktarda artış olduğu bilgileri de alınmıştır. Irak kuzeyindeki bölücü terör örgütünün faaliyetleri mevcut keşif ve gözetleme vasıtaları ile sürekli olarak takip edilmekte ve terör örgütü üzerindeki baskı taarruzu hava harekatı ve topçu atışları ile sürdürülmektedir.

‘Tutuklamalara ben de üzülüyorum’

BALYOZ: Yargıya müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri, yargılamayı etkilemeyecek şekilde malum soruşturma ve davalara ilişkin gelişmeleri yakından takip etmektedir.

Uzun tutukluluk sürelerinden duyulan rahatsızlık devletin çeşitli kademelerinde ve kamuoyunda sıkça dile getirilmektedir. Söz konusu soruşturma ve davalar nedeni ile tutuklu bulunan muvazzaf ve emekli personelimiz için tüm TSK mensupları gibi ben de derin üzüntü duymaktayım. TSK, hukukun üstünlüğüne her zaman büyük önem vermiş ve vermeye devam etmektedir. Bu nedenle davaların devam ettiği bu safhada konuyla ilgili olarak daha fazla bir değerlendirme yapmam uygun değildir. Ancak, yargı sürecinin daha hızlı çalışarak, davaların kısa bir sürede sonuçlanmasını ve insan özgürlüğünün temel yaşam şartlarından birisi olduğu gerçeğinin hatırlanmasını temenni ediyorum.

YAŞ’TA SIKINTI OLUR MU?: 2011 YAŞ toplantısında; tutuklu olarak yargılanan ve terfi sırasında bulunan personelin durumu değerlendirilmiş, haklarında kesinleşmiş bir hükmün mevcut olmaması ve masumiyet karinesi çerçevesinde görev süreleri bir yıl uzatılmıştır. 2012 YAŞ toplantısı ile ilgili olarak bugünden bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.

KOŞANER’İN İSTİFASI: Sayın Komutanımızın kişisel bir tasarrufu konusunda benim bir değerlendirme yapmam uygun olmaz.

TSK’NIN MSB’YE BAĞLANMASI: TC Devletinin bekası için çok iyi düşünülüp değerlendirilmesi gereken, siyasi ve askeri boyutları bulunan bu çok önemli ve hassas konuda, basın aracılığı ile görüş açıklamamın uygun bir yöntem olmadığını düşünüyorum.

PROTOKOL DÜZENİ: YAŞ toplantısındaki oturma düzenini komutan arkadaşlarımla birlikte karar verip uyguladık. Zafer Bayramı tebrikatı ile ilgili olarak; Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünce 7 Eylül 2010’da yayımlanan “Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği”nde yapılan bir değişiklikle, Zafer Bayramı tebrikatının Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları tarafından değil, TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı üçlüsü tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Bu değişiklik sonucunda; ulusal ve resmi bayramlarda yapılan tebrikat törenlerinde ortaya çıkan farklı uygulamalar nedeniyle, tebrikat töreni esaslarının yeniden düzenlenmesi ve bu kapsamda tüm ulusal bayramlarda tebrikatın Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabulünün daha uygun olacağı tarafımdan teklif edilmiş ve Zafer Bayramı tebrikatı bu şekilde uygulanmıştır. Milli Güvenlik Kurulu toplantısında oturma düzeni de Devlet Protokolüne uygun bir şekilde bilgim dahilinde uygulanmıştır.

BEDELLİ ASKERLİK: Bedelli askerliğe karar verilirken; halkımızın hassasiyetleri, Anayasada belirtildiği şekilde vatan hizmetinin herkes için hak ve ödev olduğu, fakir-zengin ayrımcılığına gidilmemesinin çok önemli hususlar olduğunu düşünüyorum. Askerlik süresinin kısaltılması kamuoyunda sık sık gündeme getirilmektedir. Ancak, bu tartışmaların; TSK’nın bölgesinde etkin bir caydırıcı güç olma özelliği, dünyanın hemen hemen her yerinde oluşan/oluşacak barışı koruma ve destekleme görevleri ve en önemlisi toplumun değer yargıları ile iç ve dış güvenlik konusu ile birlikte değerlendirilmesinin daha uygun olacağını düşünüyorum.

İÇ HİZMET: İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinin değiştirilmesine ya da kaldırılmasına ilişkin taleplerin temel gerekçesini bu maddenin mevcut yönetimine karşı askeri müdahalelerin yasal dayanağını teşkil ettiği iddiasının oluşturduğu görülmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesi, Ulu Önder Atatürk döneminde yürürlüğe giren 1935 tarihli Ordu Dahili Hizmet Kanunu’nun 34’üncü maddesinin tekrarından ibaret olup, yönetime karşı askeri müdahalelere zemin oluşturulması maksadıyla konulmamıştır. Bu maddenin düzenleniş amacı, TSK’nin genel görevini belirlemek ve ordunun vazifesinin daha iyi anlatılması ve öğretilmesidir. Ayrıca, kurumların görev, yetki ve sorumluluklarının anayasa ve özel kanunlarında açıkça düzenlenmesi demokratik yönetim ilkesinin doğal ve gerekli bir sonucudur.