Gazete Vatan Logo
Gündem‘Argoya hoşgörülü olmalı’

‘Argoya hoşgörülü olmalı’

‘Argoya hoşgörülü olmalı’

Erdoğan’ın kullandığı “ulan”, “kaportası bozuk”, “artistlik yapma” gibi sözlerini örnek gösterdi

Haberin Devamı

Başbakan’ın kendisine açtığı 100 bin TL’lik davada kendisini savunan CHP lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın çeşitli açıklamalarda kullandığı “ulan”, “kaportası bozuk”, “artistlik yapma” gibi sözlerini örnek göstererek, “Bu sözleri kullanan Başbakan’dan hoşgörülü olması beklenir” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın kendisine Deniz Feneri davasını hatırlatarak “hırsız” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na açtığı 100 bin TL’lik davada CHP lideri savunmasını yaptı. Erdoğan’ın 21 Şubat’taki grup toplantısında, “Bu hükümet hırsızlıkta devrim yaptı. Aklımıza gelmeyen, bilmediğimiz, duymadığımız hırsızlıkları öğrendik. Hiç aklınıza fitre hırsızlığı gelir mi? Sadakadan, kurbandan hırsızlık yapmaya başladılar. Fitre hırsızlığını yapanlar, asrın yolsuzluğu denen Deniz Feneri yolsuzluğu duruyor yerli yerinde... Savcıları yargılanıyor. Hırsızlığı yapanlar Başbakan’ın kankaları, yakın arkadaşları arasından çıkıyor. Şeytanın aklına gelmeyen hırsızlıklar var. Hırsızlık olayları bireysel, istisnai değil, sistemli” açıklaması yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik açtığı 100 bin TL’lik tazminat davasında, Kılıçdaroğlu avukatı aracılığıyla savunmasını yolladı.

Dava reddedilsin

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne savunma gönderen CHP lideri davanın reddedilmesini istedi. Kılıçdaroğlu’nun avukatı aracılığıyla gönderdiği savunma dilekçesinde dikkat çeken bazı unsurlar şöyle:

DOSYALAR KANIT: Recep Tayyip Erdoğan’ın, Anayasamızda bulunan laiklik ilkesine aykırı olarak kendisi ve partisi yönünden eleştirilecek düzeyde dinsel söylemlerde bulunduğu tüm kamuoyu tarafından bilindiği gibi, söylemlerin din istismarı seviyesinde olduğu birçok siyasi kişilik, medya mensubu, entelektüel tarafından ifade edilerek eleştiri konusu yapılmıştır. Üstelik yargılama aşamasında dava konusu yapılan açıklamaların haklılığını yansıtan somut olaylara değinilecektir. Bu kapsamda Kayseri Belediyesi yolsuzluğu ile Deniz Feneri dolandırıcılığını siyasi bağlantıları ile birlikte yansıtan dava dosyalarına kanıt olarak dayanmaktayız. Yürütme organının başında olan davacının yolsuzlukları, hırsızlıkları, bölücü yaklaşımları önleme, sorumluların yargı önüne çıkarılmasını temin edecek mekanizmaları faal kılma görev ve sorumluluğu bulunması nedeniyle bu kapsamdaki eleştirilerin muhatabı olması doğal ve olağan bir durumdur.

ÖRNEKLER VERDİ: Recep Tayyip Erdoğan’ın, gençlere hitap ederken “Kininizi unutmayın”, Tüm halka yönelik olarak da “Dindar gençlik yetiştirilecek” şeklinde sözler kullanmış olması bile, tek başına vekil edenin, davacıya yönelik eleştirilerinin haklılığını göstermektedir. Deniz Feneri yolsuzluğu, dolandırıcılığı konusuna dava dilekçesinde değinilmemiş olunması dahi eleştirilerdeki haklılığın davacı tarafça haklı görüldüğünü kanımızca göstermektedir. Siyasetçilerin fiil ve davranışları, kaçınılmaz olarak ve bilinçli bir şekilde, gazetecilerin olduğu kadar vatandaşların, hepsinden çok da siyasi rakibinin sıkı bir denetimine tabidir. Bir siyaset adamı, özellikle de kendisi eleştiriye yol açabilecek halka açık konuşmalar yaptığı zaman daha fazla hoşgörü göstermelidir. Bu kapsamda davacı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte kullanmış olduğu; “Kaportası bozuk!”, “Bitaraf olan bertaraf olur”, “Lan terbiyesizlik yapma”, “Artistlik yapma”, “Hadi ananı da al git buradan!”, “Ulan”, “Cibilliyetsiz”, “İspatlamayan namerttir, alçaktır”, “Kadın mıdır, kız mıdır”, “Kininizi unutmayınız”, “PKK ile görüştüğümüz yalandır. İspatlamayan şerefsizdir!...” türevindeki argo sözler, hakaretler hatırlandığında, davacının kendisine yönelik ağır eleştiriler karşısında daha da hoşgörülü olması gerektiğini göstermektedir. Açıklamaların ve yorumların kaynağı, yapılma nedeni, müvekkilim ve davacının toplumdaki konumları, tüm söylenen ve yazılanların içeriği dikkate alındığında toplumu bilgilendirme misyonunun varlığı görülecektir. Bahsi geçen bu açıklamalar kesinlikle davacılara hakaret, iftira, onur ve saygınlıklarını rencide etme kastını taşımamaktadır. Eleştiriler görünür gerçeklik kapsamında kalmakta ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı açıktır.