39 eserden oluşan Çınar Resim Atölyeleri Sergisi açıldı

Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği (ÇINAR-DER) bünyesindeki Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi eğitmenleri ve öğrencilerinin hazırladığı 39 eser, Çınar Resim Atölyeleri Sergisi’nde sanatseverlerle buluştu. Derneğin Genel Sekreteri Nurhan Dadaşoğlu’nun açılışını yaptığı sergi, 21-28 Ekim tarihleri arasında Üsküdar’daki Mimar Sinan Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.
Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği (ÇINAR-DER) bünyesindeki Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi’nin dört eğitmeni ve öğrencilerinin çalışmalarını bir araya getiren Çınar Resim Atölyeleri Sergisi, Üsküdar’daki Mimar Sinan Galerisi’nde açıldı. Açılışı derneğin Genel Sekreteri Nurhan Dadaşoğlu tarafından yapılan sergide, yağlı boya, akrilik boya, pastel, toz pastel, sulu boya ve tükenmez kalem teknikleriyle hazırlanan eserlerin yanı sıra ipek üzerine batik uygulamaları da yer alıyor. Küratörlüğünü Fatoş Borbo’nun üstlendiği sergi, 28 Ekim’e kadar 10.00-19.00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edilebilecek.

BORBO: SERGİDE HER ÇALIŞMA, KENDİNE ÖZGÜ ANLATIMINI KORUYOR
Serginin küratörü Fatoş Borbo, "Sanat, dünyayı algılama ve yorumlama biçimlerimizi kişisel bir anlatıma dönüştürmenin yollarından biridir. Renk, çizgi ve malzeme, sanatçının gözlemlerini, düşüncelerini ve duyarlılığını görünür kılar. Çınar Resim Atölyeleri Sergisi, dört eğitmenin ve öğrencilerinin toplam 39 eserini sanatseverlerle buluşturuyor. Farklı tekniklerin ve kişisel ifade biçimlerinin bir araya geldiği sergi, atölyelerde gelişen sanatsal üretimin çeşitliliğini yansıtıyor. Yağlı boya ve pastel çalışmalarında renk ve doku, ipek üzerine batik uygulamalarında ise malzemenin kendine özgü olanakları öne çıkıyor. Bilimsel bitki çizimleri, gözleme dayalı ayrıntılı bir anlatım sunuyor. Sulu boya, akrilik boya ve tükenmez kalemle yapılan çalışmalar da katılımcıların kişisel yorumlarını yansıtıyor. Atölyelerde öğrenme ve deneyim paylaşımıyla gelişen üretim süreci, katılımcıların kendi anlatım biçimlerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine olanak tanıyor. Eğitmenlerin ve öğrencilerin eserleri aynı sergide buluşurken her katılımcı kendi bakışını ve yaratıcı yaklaşımını ortaya koyuyor. Farklı konulara ve kişisel duyarlılıklara yer veren sergide her çalışma, kendine özgü anlatımını koruyor. Eserlerin yan yana gelişi, izleyiciyi bu anlatımlar arasındaki farklılıkları ve ilişkileri keşfetmeye davet ediyor. Çınar Resim Atölyeleri Sergisi'nin sanat aracılığıyla yeni karşılaşmalara alan açmasını ve üretenlerle izleyenler arasında yeni bağlar kurmasını diliyorum” dedi.

SOY: ATLARI, DOĞAYI VE CANLILARI ÇOK SEVİYORUM
Eğitmen Funda Geniş Soy da “Sergimizde 39 sanatçımızın, daha doğrusu sanatçı adaylarımızın eserleri bulunuyor. Hatta çoğumuz artık sanatçıyız diyebiliriz. Sanatta çeşitliliğe önem veriyoruz. Sergimizde kuru boya, sulu boya, yağlı boya, pastel boya, mürekkep, guaj boya ve kara kalem gibi aklınıza gelebilecek pek çok teknikle yapılmış resimler var. Çeşitliliğe önem verdiğimiz ve bu tekniklerin eğitimini verebildiğimiz için de gurur duyuyoruz. Daha önce yıl sonunda ve yılbaşında çeşitli sergiler düzenledik. Ara ara bu tür sergilerle eserlerimizi sanatseverlerle buluşturuyoruz. Burada sergilenen eserimde mürekkep ve tükenmez kalem tekniğini kullandım. Bu tekniği tercih etmemin nedeni, zor bir teknik olması ve hata kabul etmemesi. Biraz daha profesyonelleşmeyi gerektiriyor. Aynı zamanda farklı bir teknik olduğu için denemek istedim. Çalışmamda at figürünü kullandım. At çizimi, bildiğiniz gibi, oldukça zor. Ancak atlar çok duygusal canlılar. Ben de bu duygusallığı eserime yansıtmak istedim. Atlarla ilgili başka çalışmalarım da var. Atları, doğayı ve canlıları çok seviyorum. Bu nedenle at figürünü çalışmayı tercih ettim” diye konuştu.

ÖZGEN: EN KOLAY VE DOĞRU ŞEKİLDE ESER ÜRETMELERİNİ AMAÇLIYORUZ
Eğitmen Nadire Özgen ise “Tabiatta bulunan çiçekleri, böcekleri, kelebekleri ve hayvanları konu alan çalışmalar yapıyoruz. Genel anatomik yapıyı bozmadan, estetik bir biçimde kağıda aktarmayı amaçlıyoruz. Öğrencilerimizle birlikte bu çalışmalarda çeşitli teknikler kullanabiliyoruz. Şu anda burada gördüğünüz eserlerde sulu boya tekniği kullanılıyor. Sulu boyanın kendi içindeki farklı tekniklerden de yararlanarak daha ileri seviyede, gerçekçi bir görüntü elde etmeye çalışıyoruz. Bunun dışında kara kalem, sulu boya üzerine kuru boya ve teknik kalem gibi farklı tekniklerle yaptığımız çalışmalar da var. Çınar bünyesindeki atölyelerimize katılan öğrencilere bu teknikleri göstererek, anatomik yapıyı bozmadan en kolay ve doğru şekilde eser üretmelerini amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

VELİOĞLU: ESERDE ÇOCUKLUK YILLARINDAN KALAN ANILARIMI GÖREBİLİRSİNİZ
Eğitmen Nurcihan Velioğlu da “Şu anda gördüğümüz eserde, benim memleketim Trabzon’da geçirdiğim çocukluk yıllarından kalan anıların etkisini görebilirsiniz. Eserimin adı 'Elma Ağacı'. Kompozisyonun merkezinde elma ağacı yer aldığı ve eserin ana temasını oluşturduğu için bu ismi verdim. Kullandığım teknik, diğer tekniklerden farklı olduğu için eserin yapımı yaklaşık iki hafta sürüyor. Eserin büyüklüğü de çalışma süresini etkiliyor. Eserin boyutları büyüdükçe yapım süresi bazen bir aya kadar uzayabiliyor. Bu teknikte ipeği kasnağa geriyoruz. Ardından açık renkli alanları boyuyoruz ve ipeği boyaya batırıyoruz. Daha sonra ipeği yeniden kasnağa gererek aynı aşamaları uyguluyoruz. Kullanacağımız renk sayısına göre bu işlem tekrarlanıyor. Yani ipek, çalışma boyunca sürekli kasnağa gerilip çıkarılıyor. Ben boyayı doğrudan sürerek çalışan biri değilim. Gördüğünüz renklendirmelerin tamamı, ipeğin likit boyaya batırılmasıyla gerçekleştiriliyor. Çalışmamı bu teknikle aşamalı olarak tamamlıyorum” dedi.

NAJAFZADEH: İSTANBUL AKŞAMLARININ AYRI BİR DUYGUSAL HAVASI VAR
Eğitmen Mehmet Najafzadeh ise “İstanbul akşamları normalde çok güzeldir. Her anı güzel ama akşamlarının ayrı bir duygusal anlamı var. Boğaz Köprüsü ve oradaki caminin ışıl ışıl görünmesi de beni etkiledi. Bu nedenle bu eseri yapmaya karar verdim. Eserde yağlı boya tekniğini kullandım. Ancak bu, çok gerçekçi bir tarzda yapılmış bir resim değil; daha çok lekesel bir çalışma. Renkleri canlı tuttum ve özellikle ışıkları bu şekilde yansıtmaya çalıştım” diye konuştu.

YILMAZ: SESİNİ DUYURAMAMIŞ KADINLARI RESMETMEYE ÇALIŞTIM
Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi öğrencilerinden Arzu Yılmaz, “Eserimin adı ‘Sessiz Çığlık’. Bu eseri yaklaşık iki ayda tamamladım. Çalışmamda sessiz kalmış, sesini duyuramamış kadınları resmetmeye çalıştım. Eseri kumaş formunda tasarladım. Kumaşın taşıdığı anlamı da şöyle yorumluyorum: Kumaş, hayatımızda çok önemli bir yere sahip. Dünyaya geldiğimizde kundakla, bir bez parçasına sarılarak karşılanıyoruz; hayatımızı kaybettiğimizde ise kefenle, yine bir bez parçasına sarılarak uğurlanıyoruz. Çalışmamda kumaşın hayatımızdaki yerini ve önemini de göstermeye çalıştım” dedi.

CESUR: KADININ VE ÇOCUĞUN RUHUNU YANSITMAYA ÇALIŞIYORUM
Öğrencilerden Tülay Cesur da “Şu anda kadın ve çocuk teması üzerine soyut çalışmalar yapıyorum. Kadının ve çocuğun ruhunu yansıtmaya çalışıyorum. Bu eserimin adı ‘Sessiz Çığlık’. Kadının gözleriyle ne anlatmak istediğini ifade etmeye çalıştım. Kendi hislerimi de bu çalışmaya yansıttım. Çocuğu konu alan tablomın adı ise ‘Ruhun Renkleri’. Bu eserde de çocuğun ruhundaki coşkuyu, içtenliği ve isteklerini renkler aracılığıyla anlatmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.

ŞİMŞEK: BAZI BAHARLARIN İNSANLARIN İÇİNDE BAŞLADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM
Öğrencilerden Seda Arıcı Şimşek ise “Bu resmi, kızım Zeynep’e hamileyken yapmaya başladım. Resim yapmak, iç dünyamı ve duygularımı renklerle ifade etmenin en güzel yollarından biri. Bu eserimi siz sanatseverlerle buluşturmak benim için ayrıca çok kıymetli. Eserime baktığımda, o dönemde yaşadığım duygulara ve hislere yeniden dönüyor, içimdeki baharı tekrar hatırlıyorum. Ben, baharın yalnızca bir takvimden ibaret olmadığına inanıyorum. Bazı baharların insanların içinde başladığını düşünüyorum. Sergimize tekrar geldiğiniz için çok teşekkür ederiz" diye konuştu.

KOYTAK: DUYGULAR ORTAYA ÇIKTIKÇA İŞİN İÇİNE TEKNİK DE EKLENİYOR
Öğrencilerden Asya Zeynep Koytak da “Bu resim hakkında şunu söyleyebilirim; Anadolu kültüründe çay her şeyden önce gelir. 'Hadi, bana bir çay koy da geliyorum’ deriz. Daha sıcak, daha bizden bir atmosferi; odun ateşinde demlenen çayın kokusunu hissettirmek için bu çalışmayı sulu boya tekniğiyle yaptım. Çınar Derneği'nin bana kattıklarından da bahsetmek istiyorum. Evet, burada resim yapıyor, sanat çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ancak bunları yaparken özellikle benim akranlarımın, benim yaşımdaki kadınların yıllarca içlerinde biriktirdikleri özlemleri, duyguları, bazen öfkelerini, bazen de kırılganlıklarını sanat aracılığıyla ifade etmelerine ve ortaya çıkarmalarına olanak sağlıyoruz. Hocalarımızın da çok güzel bir özelliği var. Öncelikle tekniğe odaklanmıyorlar; önce duygularımızı ortaya çıkarmamıza yardımcı oluyorlar. Zamanla bu duygular ortaya çıktıkça işin içine teknik de ekleniyor ve böylece çok daha harikulade eserler ortaya çıkıyor. Bu anlamda iyi ki Çınar var, iyi ki biz buradayız ve iyi ki bu çatının altındayız. Böylesine kıymetli bir yönetimle ve değerli hocalarla ders yapıyor, onların birikimlerinden faydalanıyoruz. Teşekkür ederim” dedi.












