'Yenidoğan Çetesi' davası 2. günde! Kan donduran itiraf geldi, 5 bin TL için aileleri böyle ikna etmişler
'Yenidoğan Çetesi' davasında 2. gün başladı. İstanbul’da bebek acil hastalarını daha önce anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip, ölümlerine neden olan “Yenidoğan Çetesi”nin yargılanmasına devam ediyor. Duruşmada savunma yapan hemşire olan tutuklu sanık Hasan Basri Gök, "Bebek sevklerinden para kazanıyorlardı. Bebek başı 5 bin TL alıyorlardı. Kimse hayrına bir şey yapmıyordu" ifadelerini kullandı. Öte yandan duruşmayı takip eden bir annenin CNN TÜRK'e anlattıkları yürekleri dağladı. Acılı anne, bebeğinin günlerce alıkonulduğunu, beslenme ve bakım ihtiyacının giderilmediğini; tüm vücudunun morluklar içinde kaldığını söyledi. Anne, ayrıca kendilerini hastanedeki kadın doğum doktorunun sürekli "bebeğinizi buradan alın' şeklinde uyardığını açıkladı. İşte dakika dakika duruşmadan detaylar...

Bakırköy Adliyesi, 21. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu'nda görülen duruşmaya mağdur ve müştekiler, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları katılıyor.

19 özel hastanenin iddianamede yer aldığı davada sanıklar hakkında 17 bin yıl hapis cezası isteniyor. Fırat Sarı ve İlker Gönen'in de aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanık, 15 tutuksuz sanık ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu.

Dün katılma taleplerini değerlendiren mahkeme sadece yoğun bakım sorumlusu olan hemşire sanık Hakan Doğukan Taşçı’nın savunmasını aldı. Bugün de diğer tutuklu sanıkların savunmasının alınmasına devam edilecek.

‘ÇOCUĞUM YÜZDE 90 ENGELLİ KALDI”
Suçlamalara konu hastanelerden birinde 2023 yılında bebeği doğan Emre Erol davaya katılma talebinde bulundu. Bebeğinin sağlam bir şekilde doğduğunu söyleyen Erol, “Yine de yoğun bakıma almak zorunda olduklarını söylediler.

Üç gün sonra beni arayarak çocuğumun kalbinin durduğunu söylediler. Doktoru aradığımda kendisinin hastanede olmadığını söyledi. Benim çocuğumun kalbi durdu ama doktor hastanede yoktu. Bu sebeple benim çocuğum yüzde 90 engelli kaldı” dedi. Bir sanık avukatı, müvekkillerine haksızlık yapıldığını iddia ederek, “Türkiye’de böyle bir yargısız infaz görülmemiştir. Müvekkillerimiz hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görüyor. Toplumun sinir uçlarıyla oynanıyor. Televizyonlarda bu insanlar yargılandı” dedi. Başka bir sanık avukatı da “Dosya medyatik oldu. İddianameyi sosyal medyada gördük. Ciddi töhmet yaratıldı. Siyasi şov haline geldi ve ciddiyetini kaybetti. Siyasi partilerin katılım talebini reddedin” diye konuştu.

‘PARA ALMAK İÇİN DAHA FAZLA ENTÜBE YAZIYORDUK’
Sanık Hemşire Hakan Doğukan Taşçı savunmasında, “Hasta beş günlük entübeyken 10 günlük gösterilmiş. 4-5 hasta taburcu olacağı zamanda Fırat Sarı’nın haberi olmuş, ‘biraz daha bekleyin’ demiş. SGK’dan para almak için daha fazla entübe yazıyorduk” diye konuştu.

Akciğer gelişimi için kullanılan bir ilaçtan bahseden Taşçı, “İlaçlar için SGK 9 bin 500 lira ödeme yapıyor. Toplu alınca daha fazla para kazanıyor hastane. İlaçlar birikiyor, hastaya verilmiyordu. Çöpe gideceğine satılması konusunda Fırat Sarı ile konuştuk. Hasan, hastaneden paraları topluyordu, biz de satışları yapıyorduk” dedi. Taşçı, aileler doktor ya da muhatap bulamayınca, kendilerini doktor olarak tanıtıp bilgi verdiklerini de söyledi.

CENAZEYİ VERMEMİŞLER
Sarı’nın bir hasta için “Bu çocuk zaten ölecek, bu kadar ilaç kullanmaya ne gerek var?” dediğini belirten Taşçı, “Çocuk öldükten sonra, çocuğun babaannesi aradı, ‘Bebeğin naaşını vermediler’ dedi. Ödeme olduğunu, ödenmedikçe naaşını vermeyeceklerini söylediler.

Hastane yönetimiyle konuştum ve onlara yardımcı oldum” ifadelerini kullandı. Siyahi bebeğin ölümüyle ilgili konuşan Taşçı, “Çocuk entübasyon aleti ile boğuşuyordu. Fırat Sarı bana vermem gereken ilaçları söyledi. Ben de gece vardiyasında olan arkadaşlara verdim. Sabah hastaneye gittiğimde bebeğin öldüğünü anladım. Buz gibi ve kaskatı kesilmişti” dedi. Duruşmanın devamı bugün saat 10.00’da yeniden görülecek.

“BEBEK BAŞINA 5 BİN LİRA”
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya yine ilgi yoğundu. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanık hemşire Hasan Basri Gök savunma yaptı. Savcılıkta ve emniyette verdiği ifadelerde gerekli şeyleri anlattığını söyleyen Gök, “Tekrar etmeye gerek yok. Diğer ifadelerimde gözümle gördüğüm şeyleri anlattım” dedi.

Fırat Sarı’nın normal hemşiresi olduğunu ancak 6 ay şablon işlerini 6 ay da şoförlüğünü yaptığını söyleyen Gök, “Bebek sevkleri tıp merkezlerinden, 112’den ya da tanıdık doktorlardan oluyordu. Normalde 20’de 1 gelecek hastayı hemen çıkartıyorlardı” dedi. Mahkeme başkanının, “Aileyi nasıl ikna ediyordunuz?” diye sorması üzerine Hasan Basri Gök, “Aileye de 112 ile uğraşmayalım sizi bekletir. Bu hastaneye gidelim yer bulduk diyorlardı. Gözümle gördüğüm bir şey yok ama kimse hayrına bir şey yapmıyordu. Bebek başına 5 bin lira alıyordu” dedi.

“SGK’DAN PARA ALMAK İÇİN UZUN YATIRIYORLAR”
Bir bebeğin ailesinden para alınmasına ilişkin tapeleri sorulan Gök, “Bu bebek tıp merkezinde doğdu. Hastaneye sevki yapıldı. Aileden 38 bin ya da 40 bin lira aldık. 25 bin lira hastaneye verdik. Geri kalan parayı Fırat Sarı aldı. Doğukan ve bana sadece yemek parası verdi. Bu bütün özel hastanelerde dönen bir şey” dedi. Hasan Basri Gök ayrıca hastaların normalden daha uzun hastanelerde yatırıldığını da söyleyerek, “SGK’dan para almak için normalden uzun yatırıyorlardı hastaları” dedi.

“İLAÇ SATARAK 40 BİN LİRA KAZANDIM”
SGK’nın karşıladığı ilaçları fazla alarak elde kalanları sattıklarını anlatan Gök, “Fazla kalan ilaçların satışından 30-40 bin lira para kazandık. Fırat Sarı’ya ne kadar para verdiğimi hatırlamıyorum. 3 kere sattım” dedi.

“ÇOCUĞU ÖLDÜR” KONUŞMASI İÇİN SAVUNMA: ÇİRKİN BİR CÜMLE
Mahkeme başkanı kan donduran o konuşmayı da Hasan Basri Gök’e sordu. Mahkeme başkanı, “Mehtap ile bir konuşman var. ‘Mehtap çocuğu öldür. 50 satürasyonlu bebek mi olur?’ diyorsun. Mehtap da sana, ‘öldüreceğim de öldürsem de dert’ diyor. Nedir bu konuşma?” diye sordu. Sanığın bu soruya cevabı ise daha çok kan dondurdu. Sanık Gök, “Evet çirkin bir cümle” dedi.

Bebeği görmediğini söyleyerek, “50 satürasyonlu demek bebeğin sürekli kalbinin durup yeniden canlanması demek” diyen sanık Gök’e mahkeme başkanı, “Normalde böyle hemen bırakır mısınız bebeğe müdahaleyi” diye sordu. Sanık ise, “Normalde böbrekler ve ciğerler iflas edince bırakılır” dedi.

“CİMER ŞİKAYETİNİ BEN YAPTIM TUTUKLANAN DA BEN OLDUM”
Hasan Basri Gök’ün çapraz sorgusunun ardından bebek yoğun bakım hemşiresi olan tutuklu sanık Deniz Korkmaz savunma yaptı. 7 yıldır yoğun bakım hemşiresi olduğunu söyleyen Korkmaz, “Hakkımdaki suçlamaların hiçbiri somut delile dayanmamaktadır. Ayrıca işin komik tarafı da şudur ki, bu davanın başında CİMER şikayetini ben yaptım. Şu an davanın tutuklusu da benim” dedi.

Para için yeni doğmuş bebekleri ölüme sürükleyen vahşet çetesiyle ilgili ortaya çıkan bilgiler infiale neden oldu. Çete üyelerinin yargılanmasında ikinci gün. Gözü dönmüş canilerin ifadeleri 'bu kadarına da pes' dedirtti. Davayı bebeğini kaybeden acılı aileler de takip ediyor. Yüreği yanan anne babalardan biri olan Nalin İnan da CNN TÜRK'e çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bebeğini kaybeden anne Nalin İnan, başından geçenleri dehşete düşüren ifadelerle anlattı. Anne İnan'ın anlattıkları şöyle oldu:

"BEBEĞİM 4.5 AY YAŞAM MÜCADELESİ VERDİ"
Bu sürece maalesef ben de dahil oldum. Maalesef çok acı bir olay. bebeğimi kucağıma hiç alamadım. 4.5 ay yaşam mücadelesi verdi. İlk başta kadın doğum doktoru bu bebekte hiçbir sorun yok, 1-2 gün kalıp çıkabilir dedi ama yenidoğan ünitesi bebeğimi vermedi. 17 gün boyunca içime sinmeden vermek zorunda kaldım. O doktorun ismi lider olarak geçiyor.

"BEBEĞİMİN TÜM VÜCUDUNDA MORLUKLAR VARDI"
Hiçbir güvencemiz yoktu. Önce Allah'a sonra doktora güvendik. Bebeğimiz küvözdeydi, 1 gün yatıp çıktım, sütümü gönderiyordum ama sütü de vermediler. Başka hastaneye sevkini istedim, hiçbir şekilde muhatap yoktu. Dursun Eryılmaz şu an yargılanıyor. Bizi muhatap almadan sürekli telefonu ile ilgileniyordu. 17 gün yattı bebeğim. Damar yolunu bulamıyorlardı. Bebeğimin tüm vücudunda morluklar vardı. Hiç mi bir bebeğin ağlamasına denk gelmeyiz. Bunu eşime de sordum.

"HEMŞİRE BİZE KENDİSİNİ DOKTOR OLARAK TANITTI"
Besleme konusunda sütü kesip mamaya geçtiklerini, sütü stokladıklarını söylemişlerdi. Mama verme konusunda aileyi bilgilendirmeleri gerekiyordu. Hemşire Cansu Akyıldırım kendisini bize doktor olarak tanıtmıştı. Bu kişiyi şikayet etmek istemiştik ama Cansu Akyıldırım hemen önümüzü kesti.

"O SÜREÇ AKLIMA GELDİKÇE KÖTÜ HİSSEDİYORUM"
Şikayetçi olduğumuzda da belirttim, biz mağdur olduk başkaları da mağdur olmasın dedik. Bebeğin başını yıkamıyorlardı, tırnaklarını kesmiyorlardı. Bize söyledikleri bazı aileler 40'ı dolana kadar kesmiyor oldu. O süreç aklıma geldikçe kötü hissediyorum. Öfke ve nefret doluyum içeridekilere. 4.5 ay yaşadı bebeğim.

Sütümü bebeğe vermiyorlardı, mamaya başlamışlardı. Farklı farklı hastalıklar var, bunlardan biri olsa bile bizi haberdar etmeliydiler. Sütü vermiyorlarmış, çok kızdım. Bir şey demiyorlardı, bizi ciddiye almıyorlardı. Ağızlarında sakız, ellerinde telefon vardı.

17 gün sonra imza karşılığında bebeğimi zorla aldım. Bunların çete olduğunu bilmiyordum. Medilife'a götüreceğimi söylediğimde bana "Orası da bizim" dediler.Tamamen bir örgütleşme söz konusu. Elimle yazdım dilekçemi; ölüm pahasına almak istiyorum dedim. Bebeğimi orada da kucağıma alamadım. Küvöz ile sevk edildi. Cerrahpaşa'da hastalığı araştırıldı ama bulamadılar. Bana Medilife'ta "bebeğin hali ne" dediklerini hatırlıyorum. Çok fazla morluklar vardı ve bunlar geçmedi.

Bu davada Cansu Akyıldırım ve Dursun Eryılmaz'ı özellikle takip etmek için geldim. Hak ettikleri cezayı almalarını istiyorum. Kadın doğum doktorum beni her gittiğimde kenara çekip "Bebeğinizi lütfen buradan alın" diye uyarıyordu. Bize sürekli bebeğinizi alıp götürün deyince biz de bebeğimizi buradan alalım dedik.



