Son Urartulu Mehmet Kuşman: Urartu'nun yaşayan hafızası
Van'ın Gürpınar ilçesindeki Çavuştepe Kalesi'nde yaklaşık 60 yılını geçiren Mehmet Kuşman, ömrünü Urartu uygarlığının izlerini sürmeye adadı. Kamuoyunda "Son Urartulu" olarak tanınan Kuşman, kadim dili çözmek için gösterdiği azimle bugün Urartu kültürünün yaşayan hafızalarından biri olarak kabul ediliyor.

Van'ın Gürpınar ilçesinde yükselen Çavuştepe Kalesi, yaklaşık üç bin yıldır Urartu uygarlığının izlerini taşıyor. Bu kadim kalenin sessiz taşları ise son 60 yıldır Mehmet Kuşman'ın çabalarıyla yeniden anlam kazanıyor. Halk arasında "Son Urartulu" olarak tanınan Kuşman, Urartu dilini okuyabilen sayılı isimlerden biri olarak yaşamını bu uygarlığın bilinmeyenlerini ortaya çıkarmaya adadı. Bugün 86 yaşına yaklaşan Kuşman'ın hikâyesi, sıradan bir kale bekçiliğinden çok daha fazlasını anlatıyor. Merakla başlayan yolculuğu, onlarca yıl süren araştırmalarla bilim insanlarının da dikkatini çeken örnek bir yaşam öyküsüne dönüştü.

MERAKLA BAŞLAYAN YOLCULUK
"Bekçiliğe ilk başladığım günden beri burada yaşamış insanların dilini, kültürünü, örf ve adetlerini çok merak ediyordum. Sorularımın cevaplarını o taş yazıtlarda bulabileceğimi düşündüm." Göreve başladığı ilk yı larda kazı başkanı Afif Erzen'e Urartu dilini nasıl öğrenebileceğini soran Kuşman, "Zor, hatta öğrenemezsin." yanıtını aldı. Ancak bu sözler onu vazgeçirmek yerine daha da hırslandırdı. Kazı ekibi bölgeden ayrıldıktan sonra araştırmalarını kendi imkânlarıyla sürdürdü. İlk olarak Van Kalesi'ndeki yazıtları incelemeye başladı. O yı larda hangi yazının Urartuca, hangisinin Asurca olduğunu ayırt edemese de merakı onu uzun soluklu bir öğrenme sürecine taşıdı.

22 YIL SÜREN ÖĞRENME MÜCADELESİ
"Bu dili öğrenmem tam 22 yılımı aldı. Geceleri kandil ışığında taş yazılarına bakar, anlamlarını çözmeye çalışırdım. Her sembol bir kelimeye, her kelime bir hikâyeye dönüşüyordu." Van'daki çalışmalarla yetinmeyen Kuşman, Ermenistan, İran ve Suriye'deki Urartu yazıtlarını da inceleyerek yı lar içinde kapsamlı bir arşiv oluşturdu. Sabırla sürdürdüğü araştırmalar sonucunda Urartu dili üzerine önemli bir bilgi birikimi edindi.

BİLGİLERİNİ AKADEMİYLE PAYLAŞTI
Uzun yılar süren araştırmalarının ardından hazırladığı çalışmalarını önce Ankara'daki uzmanlara, daha sonra İstanbul'daki akademisyenlere sundu. Bilim insanlarıyla yaptığı görüşmeler sayesinde çalışmalarını geliştirmeyi sürdürdü. "Bulduğum bilgileri İstanbul'daki hocalarla paylaştım. Onlar da bana kendi bilgilerini aktardı. Sonra tekrar buraya dönüp araştırmalarıma devam ettim.

Hayatımı Urartuları anlamaya adadım. Ömrüm yeterse Asur dilini de öğrenmek istiyorum." "Bu dili öğrenmek hayatını adamak demek" Yı lar içinde Urartu dilini öğretmeye de çalışan Kuşman, bu alana ilgi duyan pek çok kişinin zorluğu görünce vazgeçtiğini söylüyor. "Öğretmeye çalıştım ama çoğu kişi zor olduğunu duyunca bırakıyor. Bu dili öğrenmek istiyorsan bütün hayatını buna adaman gerekiyor. Ben öyle yaptım."

URARTU'NUN YAŞAYAN HAFIZASI
Ortaokul mezunu olmasına rağmen yaptığı çalışmalarla yurt içi ve yurt dışında ilgi gören Kuşman, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Amerika ve Almanya'da konferanslara katılarak Urartu uygarlığını anlattı. "Benim için bu sadece bir dil değil; bir yaşam biçimi. Urartuların nefesini hissediyorum."

TAŞLARA İŞLENEN MİRAS
Bugün emekli olan Mehmet Kuşman, Çavuştepe Kalesi yakınındaki mütevazı kulübesinde yaşamını sürdürüyor. Ziyaretçilerini güler yüzle karşılayan Kuşman, yılar boyunca edindiği bilgileri Diyarbakır'dan getirttiği bazalt taşlara Urartu harfleriyle işleyerek kolyelere dönüştürüyor.

Bu taşlar hem geçimini sağlıyor hem de ziyaretçilere kadim uygarlığın izlerini taşıyan anlamlı bir hatıra sunuyor. "Bu taşlarla hem geçimimi sağladım hem çocuklarımı okuttum. İnsanlara Urartuların izini taşımak istedim." Yaklaşık 60 yılını aynı kalede geçiren Mehmet Kuşman, bugün de Urartu taşlarının arasında yaşamını sürdürüyor. O artık yalnızca eski bir kale bekçisi değil; binlerce yı lık bir uygarlığın sesini bugüne taşıyan yaşayan bir kültür elçisi.



