Şeker kanser yapar mı, şekeri kesmek tümörü küçültür mü? Uzman isim açıkladı, şehir efsanesi çöktü
Toplumda doğru bilinen yanlışların başında gelen "Şeker kanseri besler, şekeri sıfırlamak tümörü yok eder" algısına Uzman Diyetisyen Sümeyye Hüda Coşkun’dan bilimsel açıklama geldi. Şekerin doğrudan bir kanserojen olmadığını vurgulayan Coşkun, şekeri tamamen kesmenin tümörü küçültmediğini, aksine hastada kas kaybı ve bağışıklık çöküşüne yol açabileceğini belirtti.

Özellikle sosyal medyada sıkça yayılan kulaktan dolma bilgiler, kanser hastalarını ve sağlıklı bireyleri kısıtlayıcı ve tehlikeli diyetlere yönlendiriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Uzman Diyetisyen Sümeyye Hüda Coşkun, şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişkinin tıp dünyasında en çok yanlış anlaşılan konulardan biri olduğunu söyledi.
"Şeker Doğrudan Kanserojen Değildir"
Glikozun sigara, asbest veya ultraviyole ışınları gibi hücre DNA’sını doğrudan mutasyona uğratan bir kanserojen olmadığını ifade eden Uzman Diyetisyen Coşkun, 1920’li yıllarda keşfedilen "Warburg Etkisi"ne dikkat çekti:
"Kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelere göre çok daha fazla glikoz tükettiği bir gerçektir. Ancak bu durum halk arasında 'Şeker kanseri besler' şeklinde yanlış bir algıya yol açmıştır. Şeker tüketimini tamamen sıfırlasanız bile vücut, hayatta kalabilmek için karaciğerde protein ve yağları şekere dönüştüren 'glukoneojenez' mekanizmasını devreye sokar. Siz dışarıdan şeker almadığınızda vücut kendi dokularını yıkarak şeker üretir. Agresif kanser hücreleri de bu şekeri kolayca toplar. Dolayısıyla şekeri tamamen kesmek tümörü aç bırakıp küçültmez; aksine hastanın kas kaybetmesine, bağışıklığının çökmesine ve tedaviye direncinin azalmasına neden olabilir."

Kanserle Bağ Doğrudan Değil "Dolaylı" Kuruluyor
Aşırı şeker tüketiminin vücutta yarattığı metabolik kaosun kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırladığını vurgulayan Coşkun, tehlikeli süreci üç ana başlıkta özetledi:
İnsülin Direnci ve Büyüme Faktörü: Yüksek şeker tüketimi kanda insülini ve buna bağlı olarak karaciğerdeki IGF-1 (İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü) hormonunu yükseltir. Kanser hücreleri bu hormonlara aşırı duyarlıdır; IGF-1 hücrelere sürekli "bölün ve büyü" sinyali vererek tümörün yayılmasını hızlandırabilir.
Obezite ve Hormon Dengesi: Aşırı şeker iç organ yağlanmasına yol açar. Aktif bir hormon organı gibi çalışan yağ dokusu, özellikle kadınlarda östrojen salgısını artırarak meme ve rahim kanseri riskini yükseltir. Dünya Sağlık Örgütü, obezitenin en az 13 farklı kanser türüyle doğrudan ilişkili olduğunu doğrulamaktadır.
Kronik İnflamasyon (Süreğen İltihap): Aşırı şeker tüketimi vücutta doku düzeyinde sürekli bir iltihaplanmaya (oksidatif stres) yol açar. Bu durum sağlıklı hücrelerin DNA yapısını bozarak kanserin metastaz yapmasını (yayılmasını) kolaylaştırır.

"Meyve İle İşlenmiş Şekeri Bir Tutmayın"
Her şeker molekülünün vücutta aynı etkiyi yaratmadığına değinen Sümeyye Hüda Coşkun, fruktozun (meyve şekeri) kaynağının kritik önem taşıdığını belirtti. Gazlı içecekler ve paketli tatlılardaki işlenmiş şekerin doğrudan karaciğer yağlanmasına ve metabolik kanserlere yol açtığını aktaran Coşkun, "Bütün haldeki meyvenin içinde ise şeker; lif, su ve antioksidanlarla sarılıdır. Lif emilimi yavaşlatır. Günde 1-2 porsiyon bütün meyve yemek kanser riskini artırmaz, aksine bağışıklığı güçlendirir. Ancak meyve suyu sıkılıp içildiğinde lif kaybolduğu için işlenmiş şekerle aynı zararlı etkiyi gösterir" dedi.
Kanserden Korunmak Ve Tedavi Süreci İçin 5 Altın Kural
Uzman Diyetisyen Coşkun, hem kanserden korunmak hem de sağlıklı yaşam sürdürmek isteyenler için şu tavsiyelerde bulundu:
Eklenti Şekerleri Sıfırlayın: Çay şekeri, aromalı kahveler, paketli bisküviler ve soslar gibi endüstriyel şeker kaynaklarından uzak durun.
Düşük Glisemik İndeksli Karbonhidrat Seçin: Kan şekerini aniden fırlatan beyaz ekmek ve pirinç yerine; karabuğday, kinoa, yulaf ve mercimek gibi lifli gıdaları tercih edin.
Akdeniz Tipi Beslenin: Zeytinyağı, avokado, balık ve sebze ağırlıklı beslenme hücrelerin insülin duyarlılığını artırarak kanser riskini baskılar.
Meyveyi Kararında Tüketin: Gün içinde 1-2 porsiyon bütün meyve yiyin, yanına ekleyeceğiniz çiğ badem veya ceviz ile şeker emilimini yavaşlatın.
Kulaktan Dolma Diyetler Yapmayın: Aktif kemoterapi veya radyoterapi gören hastalar, bilinçsizce ketojenik veya katı kısıtlayıcı diyetlere girmemelidir. Bu süreçte beslenme mutlaka bir onkolog ve onkoloji diyetisyeni kontrolünde yürütülmelidir.


