Onur Akın: Hayatı yarı açık cezaevine çevirmeyen bir eş seçin
Onur Akın, ‘Kalbinden Başka’ ve Müjdeler Olsun’ isimli iki güzel şarkıyı müzikseverlerle buluşturdu. Kısa süre önce Gülşah Singar’la evlenen müzisyen hem yeni şarkılarını hem aşkı ve evliliği anlattı.

Ünlü müzisyen Onur Akın aşkı ve evliliği Posta'ya anlattı.
Nasılsınız, her şey yolunda mı?
Türkiye gibiyim. İzlediğim programlara, haberlere, okuduğum yazılara göre değişiyor ruh halim. Mutluluğun sırrı hiç haber izlememekte sanırım. Geçmişe göre daha dingin, toleranslı, hoşgörülü ve hırslarından arınmış bir ruh halim var…

‘Kalbinden Başka’ ve ‘Müjdeler Olsun’ siimli iki güzel şarkıyla bizi buluşturdunuz. Kliplerde de eşiniz oynadı. Sizin tercihiniz miydi?
‘Kalbinden Başka’ ve ‘Müjdeler Olsun’ ikiz kardeş gibiler. Aynı gece besteledim iki şarkıyı da. Romantik ve duygusal bir anımızdı.

Önce ‘Kalbinden Başka’ya klip çektik Marmaris’te, eşim eşlik etti bana partner olarak ve çok sevildi. Öyle olunca ‘Müjdeler Olsun’da da oynamasını rica ettim, o da büyük bir sevinçle kabul etti.

Büyük bir kemik kitleniz var. Onlar size bayılıyor. Konserlerinizi hiç kaçırmıyor. Olmak istediğiniz yerde misiniz? Sizin için zirve neresi?
İlk albümüm 1989’da çıktı. Üniversitede öğrenciyken yaptığım bestelerle ve kurduğum grupla. 35 senedir bu coğrafyada sadece müzik yaparak, sanatımla ve şarkılarımla yaşıyorum ve hiç yalnız kalmadım. İki kuşak büyüdü şarkılarımla…

Sadece ‘Seviyorum Seni’ şarkısıyla bu ülkenin yarısı nişanlandı, evlendi, ayrılanları bile duydum. Hiç magazine bulaşmadan, her uzatılan kameraya atlamadan, hayatı ilkeleriyle yaşayarak hak ettiğim yerdeyim…

Müzik yolculuğunuzun 30. yılını doldurdunuz. Zaman neleri değiştirdi?
Profesyonel sanat hayatımın yaklaşık 35. yılındayım… Zaman dış görünüşümü biraz değiştirdi ama ruhumu asla! Hâlâ İstanbul Üniversitesi’nde, basın yayında okuyan, 18 yaşında bir çocuğun yüreği gibi atıyor kalbim. Hâlâ acemi bir tayfa gibi yaşıyorum hayatı… Güzel bir hayat sürdüm çok şükür! Cemal Süreya’nın dediği gibi, “Üstü kalsın.”

Çok güzel aşk şarkıları dinledik sizden. Aşkı nasıl tarif ediyorsunuz?
Aşk; insanın hayatında başına gelebilecek ve unutamayacağı en güzel duygudur. İki ruhun bir bedende tekleşmesidir. Aklın, mantığın kontrolünden çıkıp, anormalleşmesidir, bir nevi deliliktir. Gönüllü kölelik, körlük ve sonsuz adanmışlıktır… Çılgınlıktır aşk, insanın aklını başından alır. Yüksekliği belli olmayan bir uçurumdan atlamaktır…

Evlilik insana iham mı veriyor yoksa ilhamını yok mu ediyor?
Bence, o evliliğe yüklediğiniz misyona, evlendiğiniz kişiye, koşul ve şartlara göre değişir. Evlilik kurumu geleneksel yapısıyla devam etmiyor bence günümüzde. Daha aktif ve devingen bir hayat var çiftler için artık.

Sizce nasıl olmalı peki?
Sizi anlayan, olduğunuz gibi kabul edip kendi istediği şekle sokmak istemeyen, hoşgörülü, empati kurabilen ve hayatı yarı açık cezaevine döndürmeyen bir eşiniz varsa ilham perileri hep döner başınızda… Ben bu konuda kendimi çok şanslı buluyorum.

Denildiği gibi, evlilik aşkı öldürmüyor mu yani?
Evlilik bir ilişkiyi meşrulaştıran ve yasal bir alt yapıya kavuşturan bir kurum ve müessese. Aşkı o kurum değil, evlenen insanlar öldürür. Evliliği mülkiyet duygusuyla, hapishaneye çevirirseniz aşk ölür. Daha özgürlükçü bir kafa yapısı aşkın da evlilik kurumunun da ömrünü uzatır bana göre…

CHP’den milletvekili aday adayı oldunuz ama listeye alınmadınız. Kırgınlığınız var mı?
1987’de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde, gencecik bir üniversite öğrencisiyken müzik grubu kurdum, adını da ‘Baran’ koydum. 12 Eylül darbesinin getirdiği bütün anti demokratik uygulamalara şiirle, sanatla karşı koyan, politik bir gruptu. Diyeceğim o ki, ben 18 yaşımdan beri siyasetin içindeyim ve ülkemin, halkımın sorunlarına duyarlı bir sanatçıyım.

Cumhuriyet’in 100. yılında Meclis’te olmak istedim. Partinin her kademesinde adaylığım için bir sıkıntı görünmüyordu. Fakat isimler açıklanınca yaşadığım şoku ve hayal kırıklığını anlatamam, telefonlarım susmadı ve insanlar çok tepkiliydi. Artık aktif siyaseti düşünmüyorum. Duygu insanlarının bu arenada kalpleri çok kırılır. Evet kırgınım ama kızgın ve küskün değilim. Çünkü kaybeden ben değilim.

Sanatçıların siyasete atılma fikrini doğru bulmayanlar da var. Neticede sizi de her kesimden insan dinliyor. Hiç hayran kaybeder miyim endişeniz olmadı mı?
Benim albümlerim zamanında milyonlar sattı, bu albümleri alanlar tabii ki sadece solcular değildi… Konserlerime ve imza günlerime her siyasi düşünceden insanlar gelir, barış ve sevgi içinde şarkılarımı söylerler.

Sanat ve sanatçı özgürlük ortamında gelişir ama ihtiyaç görürse elini taşın altına koyar. Bu benim için kitlemi daraltma ve küstürme pahasına girdiğim bir fedakarlıktı ama tarih korkakları değil, cesurları yazar. Sanatın sağı, solu olmaz ama sanatçının politik kimliği ve hayata bakışı, felsefesi olur.

ONUR AKIN KİMDİR?
Onur Akın, 6 Mart 1967, Ahlat, Bitlis doğumlu, Türk özgün müzik sanatçısıdır. Öğretmen bir baba ve ev hanımı bir annenin altıncı ve son çocuğudur. Babasının tayini nedeniyle 3 aylıkken İstanbul'un Beykoz ilçesinde yaşamaya başladı.

İlkokul eğitimini Paşabahçe İlköğretim Okulu'nda, ortaokul eğitimini Paşabahçe Ortaöğretim Okulu'nda ve lise eğitimini Paşabahçe Ferit İnal Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.

1987 yılında kurduğu Grup Baran'ın ilk albümü Yediveren 1989'da dinleyiciyle buluşmuştur. Vedat Türkali'nin 1944 yılında yazdığı "Bekle Bizi İstanbul" adlı şiiri besteleyip yorumlamıştır. 1990'da Grup Baran'ın ikinci ve son albümü olan Kuytuda Başak yayınlandı.



