Ne Feghouli, ne Marcao, ne Kerem... Galatasaray'ın gizli liderini açıkladı
Galatasaray - Beşiktaş derbisinden sonra maçın yorumunu yapan ünlü yazarlardan Güntekin Onay ve Uğur Meleke sarı kırmızılı takımın saha içerisindeki gizli liderini açıkladı. Onay Beşiktaş'ın mağlubiyetini Önder Karaveli'ye bağlarken Meleke 'Barcelona'da olan Barcelona'da kalır' ifadelerine yer verdi.

Spor Toto Süper Lig'in 29. haftasında Galatasaray, ezeli rakibi karşısında özellikle ilk yarıda üstün bir oyun sergiledi ve sahadan 2-1'lik skorla galip ayrıldı.

Galatasaray'a derbide galibiyeti getiren golleri, 22 ve 32. dakikalarda Kerem Aktürkoğlu attı. Milli futbolcunun kaydettiği 2 golün asisti de Mostafa Mohamed'den geldi. Beşiktaş'ın tek sayısını ise 85. dakikada Rıdvan Yılmaz kaydetti.

Bu sonuçla Beşiktaş'ın ligdeki 9 maçlık yenilmezlik serisi sona erdi ve siyah-beyazlılar 45 puanda kaldı. Ligdeki son 4 maçında 3. galibiyetini alan ve bu sezon ilk kez Derbi kazanan Galatasaray ise puanını 38'e yükseltti.

GÜNTEKİN ONAY
G.Saray, 45 bin taraftarının önünde son derece istekli, kararlı ve baskılı başladı. Beşiktaş’ta ise Önder Karaveli, böyle bir derbiyi kaldırıp kaldıramayacağı tartışılacak bir 11 sürdü sahaya. Batshuayi ve Larin kulübede, ne verecekleri asla bilinmeyen Güven ve Kenan sahada. 2 golde de hatası olan Necip; Serdar ve Montero yerine stoper pozisyonunda.

Ayrıca madem oynayabilecek durumda idi, neden Josef gibi önemli bir tecrübe yedek? İlk 45 dakikada Galatasaray’ın üstün ve etkili oyununu Beşiktaş’ın ise her hattıyla dökülmesini izledik.

Önder Karaveli, hücumda bu kadar etkisiz kalınca Kenan ve Güven’i çıkartıp 37’inci dakikada Larin ve Batshuayi’yi sahaya sürdü. Bu karar bir anlamda sahaya sürdüğü kadronun yanlış olduğunu kendi kendine teyit etmesiydi.

Nitekim ikinci yarıda gelen Josef hamlesi orta alanı toparladı. Ancak her şey için çok geç kalınmıştı. Galatasaray’da Mustafa Muhammed sarı kırmızılı formayla belki de en iyi performansını ortaya koydu ve günün kahramanı Kerem’e 2 asist yaptı. Orta alanda Berkan ve Taylan arı gibi çalıştılar.

Çıkana kadar da Omar kusursuz bir futbol ortaya koydu. İlk 45 dakikadaki Galatasaray’ı taraflı tarafsız herkes çok beğendi. Yüksek tempo ve enerji koydular. Ancak bu tablonun nedeni Önder Karaveli’nin yine denemelerine devam edip sahaya en güçlü kadrosuyla çıkmamasıydı.

Önder Hoca bir kez daha yanlış tercihleriyle sınıfta kaldı. Sonradan hatalarını değişliklerle düzeltti ve ikinci 45 dakikayı 1-0 kazandı ancak iş işten geçmişti. Dün fiziksel ve mental olarak yorgun olması gereken Galatasaray, daha diri ve agresif idi ve ilk yarıdaki iyi futboluyla haklı bir galibiyet elde etti.

Son 8 maçta sadece 2 galibiyet alan bir Beşiktaş var. Karaveli’nin başarılı olduğu yönünde bir algı yaratıldı ancak sonuçlar bunun aksini gösteriyor. Haftayı 8’inci kapatan Beşiktaş, ikinci Konya’nın da 10 puan gerisinde. Bitime 9 maç kala hedefsiz kaldılar.

UĞUR MELEKE
Domenec Torrent’in Beşiktaş derbisine çıkarken elinde iki farklı oyun opsiyonu vardı: Birisi, ligdeki sekiz maçın 5-6’sında uygulamaya çalıştığı dominant oyun. İç saha oyunu. Diğeriyse perşembe akşamı Avrupa Ligi’nde Barcelona’ya karşı uyguladıkları geçiş oyunu. Geride organize duran, rakibinin tamamlayamadığı hücumlarda hızlı çıkan bir pragmatik strateji.

Torrent, Beşiktaş’ın Sivasspor ve Başakşehir maçlarındaki harika oyunundan çekinmemiş belli ki. Oyun tercihini birinciden yana, dominant futboldan yana kullandı.

Torrent, “Barcelona’da olan Barcelona’da kalır” dedi bir bakıma! Bence tebriki de hak ediyor bu tercihinden dolayı. Özellikle ilk 45’te Galatasaray sezonun en iyi oyunlarından birini oynadı. Sahanın her yerinde üstündü, önde bastı, rakibini defalarca hataya zorladı. Neredeyse hiç pozisyon vermedi.

İlk devreyi de yüzde 55 topla oynayarak, şutlarda 11-2, rakip ceza alanında topla buluşmada 19-5 gibi ezici üstünlükler kurarak bitirdi. İki farklı haklı bir üstünlükle girdi içeriye. İkinci devrede gerek Beşiktaş’ın yenileri, gerekse Galatasaray’ın vites küçültmesiyle maçın tonu değiştiyse de, skoru korumayı bildi Torrent’in talebeleri.

Galatasaray’da Nelsson-Marcao yine kusursuza yakın oynadılar. Mustafa Muhammed-Kerem Aktürkoğlu uyumlarıyla dört net pozisyon yarattılar, ikisini attılar. Ancak ilk iki ay sonunda “Torrent bu takımda neyi değiştirebildi” sorusunun cevabı sanki kanatlarda gizli. Torrent geldikten sonra bekler ve açıkların aynı koridorda kalmamaları, Galatasaray’daki en önemli gelişim.

Dün Kerem’i içeride bu kadar sık gol ararken görme nedenimiz bu. Ayrıca Omar ve Van aanholt’un da sıkça Taylan’ın yanında oyun kurucu gibi oynamalarının temelinde de bu duygu var. Domenec Torrent ilk 10 resmi maçında belki büyük bir devrime imza atamadı. Ama kanat oyuncularına dokunduğu kesin.

Galatasaray, ligde “kalesinde gol beklentisi” konusunda sicili en kötü 2 takımdan biri. Normalde kalelerinde 37 gol görmeleri gerekirken 41 gol yemişlerdi düne kadar. Ve buna Muslera-Pena arasındaki kalecisiz sürecin sebep olduğu ortada. Pena geldi, sadece kurtarışlarıyla değil, oyun görüşü ve liderliğiyle de direkt tesir etti bence. Sahada bazen sadece onu izliyorum. Sürekli konuşuyor, komut veriyor, yönlendiriyor. Pena’nın varlığı Galatasaray’ın tüm geri dörtlüsünün performansını artırdı net bir biçimde.

Beşiktaş, Süper Lig’in ilk yarısını Konya’da Vida-Montero savunma ikilisiyle bitirdi. İkinci devreyi Rize’de üçlü savunma Welinton-Vida-Montero’yla açtı. Ardından Gaziantep’e karşı Necip-Welinton, Karagümrük ve Malatya önünde Necip-Vida oynadı. Antalya’ya karşı tekrar üçlüye dönüldü: Necip-Vida-Montero...

Adana Demirspor ve Altay maçlarında göbekte Welinton-Vida’yı izledik. Sivas’ta Welinton-Montero, Başakşehir önünde Necip-Welinton, dün de Necip-Vida başladı...

Tamam bu 11 maçta muhakkak ki sakatlık-ceza sebepli zorunlu değişiklikler de yaşanmıştır ama bir takımın savunma göbeği bu kadar istikrarsız olmaz. Olamaz. Savunma göbeğinde bu kadar değişimi City de yapsa, Real de yapsa, Bayern de yapsa aksayabilirdi bence... Nitekim aksadı da. Dün Galatasaray’ın ilk devrede bulduğu her iki golde Necip’in hataları var. Birinde de Umut Meraş’ın... Yine de özellikle altını çizmek istiyorum: Ben bu gollerde faturanın bireylere değil, Beşiktaş savunmasındaki istikrarsızlığa ve ondan doğan uyumsuzluğa kesilmesi tarafındayım.

Sonra dakika 38 oldu, Karaveli iki değişiklik yapmak için kenara geldi. Değişiklik için devreyi beklememesi doğruydu, ama bence pansumanın en azından birini yanlış bölgeye yaptı. Evet, Kenan etkisizdi. Fakat Beşiktaş’ın daha büyük sorunu, o dakikaya kadar geriden pasla çıkamamalarıydı. Galatasaray presle defalarca arıza yaşattı siyah beyazlılara... Geriden çıkabilmek için o dakikada merkeze Josef, sol beke Rıdvan enjeksiyonu daha doğru olabilirdi. Josef hamlesi 45’te geldi zaten.

Beşiktaş, Josef başta olmak üzere oyuncu değişiklikleri sonrası geriden daha iyi çıktı, ikinci devrede oyuna dahil oldu ama maçın hikayesini değiştirmeye yetmedi o 45 dakika.

Beşiktaş’ın bu sezon Süper Lig’de korner+frikiklerden bulduğu gol toplamı üç. Bu kategoride Süper Lig’deki 20 takım içinde 19’uncu sırada bulunuyorlar. Beşiktaş’tan kötü tek takım Karagümrük. Peki siyah beyazlıların rachid Ghezzal gibi harika bir kornercisi, atiba Hutchinson-Domagoj Vida gibi iyi hava silahları varken bu departmanda neden bu kadar gerideler? Neden sadece Necip Uysal ön direğe koşunca bir tehdit yaratabiliyorlar? Bu konuda hafta içinde set çalışıyormuş izlenimi vermiyorlar bana.




