Kuzey Avrupa’da öğrendi, İstanbul’da tezgah açtı! Sırrını kızıyla paylaştı şimdi siparişlere yetişemiyorlar
76 yaşındaki emektar balıkçı Ahmet Esen, dedesinden öğrendiği çiroz, füme ve lakerda sırlarını 18 yaşında gittiği Avrupa'da geliştirdi. Şimdi ise dükkanın başına geçen kızıyla birlikte geleneksel lezzetleri modern dokunuşlarla sunuyorlar.

Dede ve babasından öğrendiği balıkçılığı 61 yıldır sürdüren Ahmet Esen, kızıyla işlettiği şarküteride geleneksel ile modern teknikleri birleştirerek hazırladıkları çiroz, füme ve lakerda gibi deniz şarküteri ürünlerini satıyor. Henüz 15 yaşındayken balık halinde olta balıkçılığıyla tanışan 76 yaşındaki Ahmet Esen ailesinin işini öğrenmeye başladı. Burada zaman zaman oltasına kaya balığı gelse de pes etmeyen Esen, dedesi ve babasından çiroz, füme ve lakerda gibi ürünlerin yapılmasını öğrendi.

Balıkçılığın yaygın olduğu Kuzey Avrupa ülkelerine 18 yaşındayken giden Esen, burada şarküteri ürünlerinin tuzlama ve muhafaza teknikleri hakkında yeni bilgiler edindi. Türkiye'ye 1992 yılında döndüğünde bir süre daha balık halinde çalışmayı sürdüren Esen, 2016'da buradan emekli oldu. Sarıyer Rumeli Kavağı Mahallesi'nde bir işletme açan Esen, tuttuğu balıklardan çiroz, füme ve lakerda yapıp sattı. Su topu ve yüzme sporlarıyla da ilgilenen kızı Bilgehan Esen ise artık dinlenmek isteyen babasını yalnız bırakmadı. 22 yaşındayken babasının yanında çırak olarak işe başladığı aile mesleğini 8 yıldır severek sürdüren Esen, babasından öğrendiklerini edindiği bilgilerle birleştiriyor. Bilgehan Esen, babasının hayata bu şekilde devam etmesinden güç bulduğunu söyledi. Esen, onun belirli bir yere kadar işleri yürütebildiğini dile getirerek, "Ben, biraz daha ağır işleri öğrendim. Buradaki ürünleri yapmayı öğrendim. Yine birlikte yapıyoruz. Bazen o balığa çıkıyor. O yokken ben işleri yapıyorum. O benim üşendiğim işleri yapabiliyor. Onun yaşama karşı işlerine devam ediş şekli bana güç veriyor. Ben, herhangi bir eğitim almadım. Babamdan bu mesleği edindim." diye konuştu.

İşe ilk başladığı dönemlerde baba-kız ve usta-çırak ilişkisinin karıştığını anlatan Esen, zamanla bunu aştıklarını kaydetti.Esen, aile mesleğini devam ettirmek için elinden geleni yaptığına değinerek, şöyle devam etti:"Zorlukları olduğu kadar güzel yanları da var. Bu kültürü bilen ve devam ettirmek isteyen insanlar geliyor. Babamla çalışmak da güzel. Bu, biraz zor bir meslek. Eskiden belki insanlara daha kolay gelebilir. Şimdi daha fazla seçenek var. İş gücü gerektiren bir meslek. Öğrendikten sonra kolaylaşıyor. Ben de farklı teknikler buldum. O zaman daha kolaylaştı. İlk zamanlarda baba-kız ile usta-çırak ilişkimiz karışıyordu. Zamanla aştık. İşi devam ettirmenin öneminin farkına varınca daha iyi anladık. Önemli olan iş yapmak."

Baba Ahmet Esen ise dedesi ve babasıyla gittiği balık halinden bugüne sürdürdüğü işini kızının da severek yaptığını görünce mutlu olduğunu anlattı.Restoranlarla çalıştığını, buradaki şeflerden de çok şey öğrendiğini dile getiren Esen, "Kızımın bazı şeyleri pratik yaptığını, işin elinden geldiğini gördüğüm için çok huzurlu mutluyum. Gelen müşterilerden, bu ürünleri eskiden beri bilenler torunlarına da anlatıyor. Kızım da bu ürünlerin tanınmasından dolayı mutlu oluyor. Kişi, yaptığı işten insanların mutlu olduğunu görünce kendini farklı hissediyor. Kızım da daha salaş değil, moderne doğru gitmek istiyor. Ne kadar ileri götürebilirse ben destek olmaya hazırım. Ömrüm yettiğince yanında olacağım." dedi.

Esen, kızının iş yerine elini atmasıyla işletmenin modernlik kazandığını anlattı.Bundan mutlu olduğunu dile getiren Esen, "Kız, babasının bilgisine, tecrübesine saygı gösterip dinledikçe çok şey öğrenir. Baba da mutlu olur. Zaten işleri tamamen ona devrettim. Ben artık kenara çekildim. Ufak tefek tecrübelerle kendisine katacağı şeyler var. Bazı eksikliklerini gidermesi lazım. Tabii ben de o eksiklikleri görünce müdahale ediyorum. Kadın eli daha dikkatli ve şık oluyor. Ben biraz daha salaş seviyorum. Kendimden sonra bu şeyleri kızıma bırakmak çok hoş." diye konuştu.



