Katledilen Narin'in dışarıdaki tek ağabeyi Baran Güran konuştu: Amcam benim canımdır, gönlüm rahat
Türkiye’yi sarsan cinayette Narin’in kesin ölüm sebebinin belirlenmesi çalışmaları devam ederken İstanbul’a getirilen örnekler Adli Tıp Kurumu’ndaki özel laboratuvarda incelemeye alındı. Buradaki incelemede özel küvözlerde saklanan ‘dedektif böcekler’ de kullanılıyor. Öte yandan Narin’in, gözaltına alınmayan tek abisi Baran Güran, suçlanan akrabalarını savundu. “Narin bulunsun diye elimizden geleni yaptık. Kendi aramızda bu kızı öldürseydik kim bilecekti, kimin ruhu duyacaktı” dedi.

Kaybolduktan19 gün sonra derede cesedi bir çuval içinde bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın Diyarbakır’da yapılan otopsisinden alınan numunelerden bazıları İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti. Gelen numuneler arasında boğaz bölgesindeki “Hyoid kemik” de var. Bu kemik boyuna dışardan fiziki bir müdahale ve elle boğulmayı tespit etmek için en önemli verileri sağlıyor. Elle boğulma gibi cinayet vakalarında son tespitler bu kemik üzerinden çıkıyor. Çok hassas olduğu için de üzerindeki dokuları temizlemek için ameliyat bıçağı veya başka bir alet kullanılmıyor.

Hürriyet'ten Musa Kesler'in haberine göre; Kemikleri Adli Tıp Kurumu’nda özel kuvözlerde muhafaza edilen “Dermestes Maculatus” adlı böcekler temizliyor. Narin’den alınan örnekler şimdi Kemik İnceleme Şubesi’nde bu araştırma için ayrılmış kuvöze bırakıldı. Böcekler kemiğin üzerindeki dokuyu temizlemeye başladı. Bu doku temizlendiğinde en küçük iz bile tespit edilebilecek ve böylece boyuna dış müdahale olup olmadığı ve ölüme de böyle bir müdahalenin sebep olup olmadığı ortaya çıkacak.

Narin’in ölümüne dair ilk somut tespitlerden biri soruşturmayı yürüten savcılığa ulaştı. Cansız bedende bulunan böcek ve larvalar üzerinden yapılan incelemeye göre Narin kaybolduğu 21 Ağustos günü öldü.

Soruşturmayı yürüten savcılık Narin’in kesin ölüm sebebiyle nasıl ve ne zaman öldürüldüğünün belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istemişti. Narin’in Diyarbakır’da yapılan otopsisinin ardından detaylı raporun hazırlanması için süreç devam ediyor. Bu kapsamda ilk tespit savcılığa ulaştı. Rapora göre Adli Tıp Kurumu’nun Morg İhtisas Dairesi uzmanları Narin’in cesedinde bulunan böcek ve larvalar üzerinden yapılan “adli entomoloji” incelemesi yaptı. Bu incelemenin sonucunda Narin kaybolduğu 21 Ağustos günü öldüğünün değerlendirildiği belirtildi. Raporda herhangi bir saat bilgisi veya zaman detayı da yer almadı.

Öte yandan vahşi cinayete kurban giden Narin’in gözaltında olmayan tek ağabeyi Baran Güran Milliyet’en Çiğdem Yılmaz'a konuştu: ‘Diyorlar ki aile yapmış. Biz kendi aramızda bu kızı öldürseydik kim bilecekti. Kimin ruhu duyacaktı. Kimse bize diyebilir miydi, Narin nerede?’

Tutuklu amcası dahil suçlanan akrabalarını savunan Güran, ‘Amcam babam gibidir, canımdır’ dedi. Baran Güran annesine iftira atıldığını, gözaltında olan E.G.’nin de Narin’e en düşkün olan kardeşi olduğunu söyledi.

Diyarbakır Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve cansız bedenine 19 gün sonra ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma devam ederken, iddialar nedeniyle neredeyse tüm ailesi gözaltında olan Narin’in 21 yaşındaki ağabeyi Baran Güran ile konuştuk. Ailenin en büyük çocuğu olduğunu söyleyen Güran, sorularımızı yanıtladı.

“Amcanız (tutuklu Salim Güran) gözaltına alındığında hiç mi şüphelenmediniz, aile arasında hiç mi konuşmadınız, bu durum ile ilgili hiç mi tartışmadınız?” sorumuza Baran Güran şu yanıtı verdi:“Amcam benim babam gibidir, babamdan farkı yok. Arama gece gündüz devam ederken ben gece uyurken, amcam uyumuyordu ve ekiple gece de arama çalışmalarına katılıyordu. Diyordu ki ‘Ben kızımı getirene kadar, dünya benim üzerime yıkılsa uyumayacağım.’ Amcam bulunması için her yerin aranmasını söylüyordu. Biz çok içli dışlı bir aileyiz. Amcamdan yana gönlüm hâlâ rahat. Amcam benim canımdır, benim tırnağım kalksa amcam kendini öldürür. Amcam adliyedeyken oğluna şöyle demiş; ‘Oğlum sen dışarıdasın kafanı dik tut senin baban çıkacak. Bugün olmazsa, yarın olmazsa bir gün mutlaka çıkacak. Milletin içinde dik dur, kimseye karışma.’”

Anne ve amcasıyla ilgili gündeme getirilen iddialara dair de konuşan Güran, annesine iftira atıldığını öne sürerek, “Diyorlar ki ‘Amca ve anne arasında bir şey var ve bu durumu Narin gördü.’ Benim erkek kardeşim 16.30’a kadar evdeymiş ve annem yengemle birlikte evdeymiş. Annem buna nasıl cesaret etsin? O saatlerde kardeşim evde, diğer kardeşim Enes evin çevresinde. Böyle bir şeye kim cesaret eder? Böyle bir şey olmuş olsaydı anneme ilk tepkiyi ben verirdim, alıp kolundan tutar karakolun önüne atardım” dedi.

Gözaltındaki Narin’in ağabeyi Enes ile ilgili ortaya atılan farklı iddiaları değerlendiren Güran, şunları söyledi:“Enes ile ilgili bir sürü şey söylendi. Oysa, evde Narin’e en düşkün olan Enes’ti. Enes, Narin’i küçükken hep ayağında sallıyordu. Tek kız kardeşimiz olduğu için Enes dışında evdeki herkes de Narin’e ayrı bir düşkündü. Biz 6 kardeştik en büyüğü benim, hepimiz de birbirimize çok düşkündük. Bir de Enes’in uyuşturucu içtiği iddia ediliyor. Eğer böyle bir şey varsa testlerde çıkmaz mı? Neden bir test yapılmadı? Yapılsaydı bu çok rahat anlaşılırdı. Kolundaki ısırık izi de çok fazla gündeme geldi. Bunun nedeni Narin’in kaybolduğuna duyduğu öfke ve acıdan, kolunu ısırmış ama daha önce kolunu falan ısırdığı hiç olmamıştı. Ben de geçen öfkeden kafa vurdum bu bir tepkiydi.”

Baran Güran, sözlerine şöyle devam etti: “Diyorlar ki, aile yapmış. Burada bizim köklü bir aile olduğumuzu söylüyorlar zaten. Biz kendi aramızda bu kızı öldürseydik kim bilecekti? Kimin ruhu duyacaktı? Kimse bize diyebilirdi miydi Narin nerede? Biz, Narin bulunsun diye sesimizi duyurmak için elimizden geleni yaptık, medyayı biz çağırdık.”

Baran Güran’a ‘Narin’e kim peki ne yapmış olabilir’ diye sorduğumuzda şunları dedi: “İfadem alınırken bana sadece, ‘Kimden şüpheleniyorsan’ dediler. Ben kimseden şüphelenmediğimi söyledim. Ancak Nevzat Bahtiyar’ın ifadelerinden sonra kendi kendime bu Nevzat’ın yaptığını düşündüm. İnsanoğlu ya Narin’e bir şey yapmıştır ya da çarpmıştır ve korkudan böyle bir şey yapmıştır.”

“Biz Molla Gürani’nin torunlarıyız” diyen Baran Güran, şunları söyledi: “Bu aile eskiden beri ağadır. Herkes bizi ağa olarak biliyor. Köklü olduğumuz için eleştiriliyoruz. Köklü bir aile olmanın nesi kötü. Bize ‘Mala Bag/ağa’ deniliyor. Biz cani bir aile olsaydık, burada güçsüz o kadar aile var, onların arazilerine de konardık. Zengin olduğumuz iddia ediliyor öyle zengin bir aile falan da değiliz. Arazilerimiz var tarımla uğraşıyoruz o kadar. Babamın arabası FIAT, muhtar olan amcamın arabası yok, DNA içinde bulunduğu söylenen araba ailenin araziye gittiği araç, ailede herkes kullanıyor. Ailemde Hizbullah’ı tutan tek kişi yok. Ama bizim ailede, şöyle bir şey de kimse kimseye demez ‘Sen bu partiye ya da bu partiye oy ver’ Ben de siyaseti seven bir insan değilim. Uzaktan yakından da ilgilenmem. Ama ailede kimse HÜDAPAR’lı değil bunu biliyorum.”

Baran Güran’a 2019’da Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden yatalak kardeşi Tülin Güran’ın ölümünü de sorduk. Baran Güran, “Kardeşim Tülin öldüğünde ben de küçüktüm, çok hatırlamıyorum. Yatalaktı ve konuşamıyordu. Kardeşim de zaten hastanede vefat etti. Bunu babam daha önce de dedi. Yerden kalkamıyordu, sırt üstü yatıyordu” ifadelerini kullandı.

Baran Güran, aile ilişkilerinin gayet iyi olduğunu belirterek, “Toprak kavgamız falan da yok. Bir kere olsun bile babam ve amcamlar arasında toprak kavgası yaşanmış değil. Ekilen buğday paralarını Salim amcam toplardı ve 6 kardeşe bölüşürdü. Bu yıl da her kardeşe 206 bin TL düştü, belki de 200 bin TL çekildiği söylenen para bu. Çünkü bu parayı çekip kardeşlere verdi” dedi.


