Her yıl 1 milyon kişiyi etkiliyor! Ölümcül tehdit kansızlıkla ortaya çıkıyor, uzman isim tek tek sıraladı
Dünya genelinde her yıl 1 milyon kişinin yaşamını yitirdiği kalın bağırsak kanseri en sık görülen kanser türleri arasında 3. Sırada yer alıyor. 1-31 Mart Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Ayı! Uzmanlar erken teşhisin önemine vurgu yaparken işlenmiş gıdalardan ve tütsülenmiş veya yanmış et tüketilmesinden kaçınılmasını öneriyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Sözütek, Türkiye'de genellikle 50'li yaşlarda görülen kolon ve rektum kanserlerinin, Akdeniz Bölgesi'nde beslenme ve genetik faktörlerden kaynaklı olarak görülme yaşının 30'a indiğini, hastalığın belirti vermeden sinsice ilerlediğini söyledi.

Kalın bağırsak kanseri Türkiye'de ölümcül tehdide dönüşüyor! Prof. Dr. Sözütek, sağlıklı kişilerde dahi ani kilo kaybı, düzensiz tuvalet alışkanlıkları gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgularken, hastaların erken tanı için düzenli sağlık taramalarına gitmeleri gerektiğini belirtiyor.

Belirti vermeyebilir
Türkiye’de yeme alışkanlıklarına bağlı hemen herkeste görülen hazımsızlık, gaz sıkıntısı gibi şikayetlerin altında yatan nedenler arasında bağırsak kanserinin de olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Cerrahisi İdari Sorumlusu Prof. Dr. Alper Sözütek, bağırsak kanserinin sinsi bir hastalık olduğunu hiçbir sıkıntı yaşatmadan da ortaya çıkabileceğini belirtti.

Tuvalet alışkanlığı değişir
"Hazımsızlık, gaz şikâyeti de bağırsak kanseri habercisi olabilir. Sağlıklısındır; ama son 1 ay anlamsız bir şekilde bağırsak alışkanlığınız değişmiştir. Düzenli tuvalete çıkıyorsundur; ama bir bakmışsınız ki tuvalet sıklığı 5 günde 1, 6 günde 1’e düşmüştür. Tuvalet alışkanlığında hiçbir şikayetiniz yoktur; ancak kilo kaybınız vardır, bu da bağırsak kanseri habercisi olabilir."

Mide bulantısı ileri evrede görülür
En sık görülen belirtinin ise dışkıda kan ve kilo kaybı olduğunu ifade eden Sözütek, ileri evrede görülen belirtiler arasında ise karında ileri derece şişkinlik, mide bulantısı ve kusma olduğunu söyledi. Mide bulantısının nedenini ise şu şekilde aktardı:
"Kanserli dokunun giderek büyümesiyle bağırsak tıkanır. Bağırsağın tıkanmasıyla gaz çıkaramama, dışkı yapamama ve aşırı bir şişkinlik gözlemlenir. Kişi dışkını çıkaramadığında da mide bulantısı ortaya çıkar."

Hastanın sıklıkla ileri aşamada gözlemlenen belirtilerle hekime başvurduğunu, karşılaşılan bu vakaların da direkt ameliyata alındığını söyleyen Sözütek, hastalığın hiçbir belirti vermeden de rutin sağlık taramasında ortaya çıkabileceğini, kendisinin de bu durumla çok sık karşılaştığını ifade etti.
Genetik faktörlerin de önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Sözütek, yeme içme alışkanlığının en az genetik aktarım kadar önemli olduğunu ise şu sözlerle aktardı:

Hepimizde var
Kalın bağırsak kanserine neden olan APC geninin herkeste olduğuna dikkat çeken Sözütek, vücudun bu geni baskıladığını belirterek yeme içme alışkanlığıyla bu genin bozulduğunu ifade etti:
“Aşırı et tüketimi özellikle de mangan türü pişirme yöntemleri bağırsaktaki koruyucu bakterilerin yerine daha saldırgan bakterilerin geçmesine neden oluyor. Düzensiz beslenmeye ek uykusuzluk, stres, sigara ve alkol içimi, düzensiz çay, kahve tüketimi bağırsaktaki rektum mukozasına saldırarak şekil değişikliğine yol açıyor.”
Sağlıksız beslenme alışkanlığıyla APC geninin sürekli beslendiğine dikkat çeken Sözütek, “Buna ek bir de kabızlık sorunu varsa alınan besinin dışarı atılmasına kadar geçen sürede kalın bağırsaktaki mukozaya sürekli temas etmesi hastalık riskini artıyor” dedi.
30’lu, 40’lı yaşlarda başlayan bu sürecin 5-6 yıl gibi bir zaman aralığında belirgin klinik vakalara dönüştüğünü” ifade eden Sözütek, kalın bağırsak kanserinin genç yaşlarda görülme sıklığının da arttığını söyledi:

Yeme içme alışkanlığı değişti
“Ülkedemizde geleneksel beslenme şekli bozuldu. Çalışma hayatındaki yoğunluğa bağlı olarak evde, hızlı olması sebebiyle hayır gıda tüketme eğilimi artış gösterdi, ayrıca hiçbir gıda eskisi gibi organik değil. Gençlerin ellerinde hazır kahveler, içinde ne olduğu belli olmayan noodler, farklı koruyucu maddelerinin bol bol bulunduğu hazır gıdalar (cipsler) beslenme kültürümüzün içerisine yerleşti. Ne yiyor ve içiyorsak onu dışkılıyoruz. Katkı maddeleri ne kadar çok fazlaysa, APC geni o kadar hasar alıyor. Bu besinlerin bağırsakla teması arttıkça risk çoğalıyor. Beslenme alışkanlığını değiştirmeden kalın bağırsak kanserinden kaçamayız.”
Gençlerde hızlı hücre dönüşümü olduğundan kanserin daha hızlı yayıldığına da vurgu yapan Sözütek, paketlenmiş gıdalardan ve içerisinde nitrit barından yiyeceklerden uzak durulmasını, eski usul beslenilmesini, sebzeyi ve meyveyi dönemine uygun tüketilmesini tavsiye etti.

Tanı yöntemi; kolonoskopi
Bağırsak kanserinin idrar ve kan testleriyle ortaya çıkmasının çok zor olduğunu ve kesin tanı için kolonoskopinin şart olduğunu belirten Sözütek, erkeklerdeki tanıda bir istisnaya da dikkat çekti:
Yardımcı tanı yöntemlerinde erken dönem hastalığı saptamak çok mümkün değil. Özelllikle erkeklerde bilinen kan hastalığı gibi bir durum söz konusu değilken gizli kanamalara bağlı olarak yeni başlayan kansızlık, kalın bağırsak kanserinin habercisi olabilir.
Gaitada gizli kan testinin de yardımcı tanı yöntemi olabileceğini söyleyen Sözütek, ülseratif, kolit, hemoroid gibi yaygın kalın bağırsak hastalıkların da bu testlerde pozitif çıkabileceğini, belirti olarak kalın bağırsak kanserinin taklit edebileceğini söyledi ve en kesin tanı yönteminin kolonoskopi olduğunun altını çizdi.

Tedaviler tümörün yerleşim yerine göre değişiklik gösterir
Tedavilere yönelik hastaların en büyük korkusunun ise bağırsağın dışarıya çıkarılması olduğunu söyleyen Sözütek, "Hasta uygunsa bağırsak dışarı çıkarılmaz, ameliyat esnasında iki barsağın birleştirilmesinin uygun olmadığı acil durumlar varsa o zaman bağırsağın dışarı çıkarılması uygun olur, bu da sonrasında hastanın acil durumu ortadan kalktıktan ve tamamen iyileştikten sonra çoğu zaman ikinci bir ameliyatla dışarı çıkarılan barsak içeri alınır." dedi ve kalın bağırsak kanserinde uygulanan tedavi yöntemlerinden bahsetti:

Kalın bağırsak kanserinde bilinçli olmak çok önemli. Korkmadan kolonoskopi yaptırırsanız kansere neden olabilecek polipler saptanıp çıkarılır ve kanser oluşmadan hasta hastalıktan kurtarılabilir. Geç kalınmış ise kalın bağırsak kanserlerinin tek tedavisi lenf bezleriyle tümörlü bölgenin alınmasıdır. Kalın bağırsaktan hangi bölge kaldıysa ince bağırsakla birleştirilir. Bu birleştirme ise laparoskopi veya robot gibi kapalı yöntemlerle yapılır. Bu da ameliyat sonrası hastanın erken dönemde hızlı iyileşmesini ve erken normal hayatına dönmesini kolaylaştırır.

Rektum kanseri tedavisinin kalın bağırsak kanserinden tamamen farklı olduğunu belirten Sözütek, rektumdaki kanserlere öncelikle ışın ve ilaç tedavisi yapıldığını sonrasında cerrahi uygulandığını böylelikle tümörün küçültüldüğünü ve makatın alınma riskininin azaltıldığını da belirtti.
Kalın bağırsak tümörlerinden dışkılamada herhangi bir sıkıntı olmadığının da altını çizen Sözütek, rektum bölgesi ameliyatlarında ise durumun farklı olduğuna dikkat çekti:

Dışkı tutamama egzersizleri mevcut
Rektum, dışkının depolama alanıdır, bu depo dışı ile doldukça şişer ve dışkının çıkarılması için beyne sinyal gönderir, böylelikle dışkılama refleksi başlar. Rektum ameliyatında bu bölge alınır yerina bağırsak çekilir ve makat bölgesiyle birleştirilir.
Dolayısıyla böyle bir fonksiyonu olmayan başka bir bağırsak aynı fonksiyonu gösteremeyebilir ve rektum kanseri cerrahisi sonrası dışkılama problemleri gelişebilir. Bu süreçte tuvalete yetişememe, gaz çıkaramama gibi kişinin yaşam kalitesini bozan handikapların oluşabileceğini söyleyen Sözütek, bu durumu önlemek için çeşitli çözümler bulunduğunu, hastalara makat egzersizleri yaptırarak pelvik kaslarının güçlendirildiğini ve böylelikle söz konusu problemleri minimuma indirildiğini belirtti.



