Galatasaray'ın yeni transferi için deprem etkisi yaratan yorum! 'Gölge etme başka ihsan istemem'
Dün akşam Konya deplasmanında 2-0 kaybederek taraftarlarını bir hayli üzen ve 2 maçlık aradan sonra defoları yeniden ortaya çıkan Galatasaray'da Burak Elmas ve Torrent haricinde birkaç futbolcuya öfke büyüktü. İşte Konyaspor - Galatasaray mücadelesinin yansımaları...

İttifak Holding Konyaspor, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 28'inci haftasında Galatasaray'ı ağırladı. Zorlu mücadele ev sahibi Konyaspor, Galatasaray'ı 2-0'lık skorla geçti.

Spor yazarları da bugünkü yazılarında Süper Lig'de kötü bir sene geçiren ve son olarak Konyaspor'dan da yenilgi olan Galatasaray'ı ve dün akşamki müsabakayı değerlendirdi. İşte o yazılar;

OSMAN ŞENHER
Rizespor maçındaki o müthiş mücadeleden sonra bu takım toparlanıyor diye taraftar ümitlenmişti. Ama dün gece Konyaspor karşısındaki 60 dakikalık o kötü futbolu gördükten sonra ben bile ‘eller yukarı’ dedim.

Her gün gazetelerde okuyoruz; Kerem’e 30 milyon, 50 milyon euro veriyorlar. Kimse kusura bakmasın, genç futbolcu, kendisini de seviyorum ama devamlılığı olmazsa kaybolur gider. Bu kadar top kaybıyla oynama lüksü yok, bir kere bunu kafasına koyacak. Galatasaray’ın geleceği dediler, Cicaldau alındı, Sacha Boey alındı. Hakikaten bu futbolculara verilen paraya yazık günah. Hele Boey tamamen geriye gitmiş. Konyaspor Fransız futbolcunun kanadını resmen otobana çevirdi.

Yeşil-beyazlılar atak yapıyor, üç dört oyuncuyla rakibinin ceza sahasına giriyorlar. Top ama direkten dönüyor ama orta olarak giriyor, hiç fark etmez. Sarı-kırmızılı hiçbir futbolcu rakip kontrolü yapmıyor. Pulgar 6 numara diye alındı, yenen ilk goldeki pozisyona bakın… Sen nasıl o topa vurmalarına müsaade edersin!

Tamam Pulgar, kulübüne ödeme yapılmadan kiralandı. Şili Milli Takımı’nda da forma giyiyor. Ancak kapasitesi buysa, böyle mücadele ediyorsa Süper Lig’de hiçbir takımda oynayamaz. Biz Taylan’ı eleştiriyoruz, çok da hata yapıyor ne var ki iki tane Pulgar eder.

Torrent oyuna Gomis ile başladı. Her zaman Mustafa Muhammed ile başlıyordu, rakip yorulunca Fransız forveti oyuna sokup etkili oluyordu. Konyaspor karşısında Gomis’e bir tane top atan arkadaşı yoktu. Yanına yardıma gelen de yoktu. O zaman bunu maalesef bizim gibi teknik direktörü de seyrediyor.

Esasında fazla uzatmaya gerek yok. Galatasaray dün gece takım olarak 60 dakika hiç yoktu. Konyaspor teknik direktörü İlhan Palut harika bir takım kurmuş. Bu takımı koşturuyor. Sistemi mükemmel işliyor. Kaleci Sehic, Skubic, Adil, Abdülkerim neleri varsa sahaya koyuyorlar. Hele Abdülkerim iki kişilik oynuyor. Amilton, Ahmed Hassan, Rahmanovic bu forvetler de Cim Bom’u epey hırpaladılar ve analarının ak sütü gibi galibiyeti hak ettiler.

ŞANSAL BÜYÜKA
Konyaspor’un iki stoperi Adil ile Abdülkerim... Duran toplarda, kornerlerde, gelen geçen her hava topunda çıkıp çıkıp vurdular… Galatasaray‘ın iki stoperi Nelsson ile Marcao... Ceza alanına kornerden, duran toptan, sağdan - soldan gelen hiçbir hava topuna çıkamadılar, vuramadılar, kafayı çalıştıramadılar...

Galatasaray‘ın iki stoperi için “iyi oyuncular“ diyoruz... Kafayı çalıştıramadıktan sonra ben ne yapayım böyle iyi stoperleri… Sonucu ortaya koyan çok şey söylenebilir ama, birinci nedeni; iki takım stoperleri arasındaki uçurum gibi farktı...

Futbolda “hamle üstünlüğü“ dediğimiz ve hayati önem taşıyan bir özellik var... Ortada, sahipsiz toplara ilk hamleyi yapabilmek, o topu kapabilmek… Özellikle ilk yarıda bu hamle üstünlüğü ezici şekilde Konyaspor takımındaydı...

Hani deriz ya “rakibe top göstermedi“ diye... Konyalı oyuncular her pozisyonda o kadar çabuk davrandılar ki, hamle üstünlüğünü tek pozisyonda bile Galatasaraylı oyunculara bırakmadılar... Gerçi “hamle üstünlüğü Konyaspor’da” diyoruz ama Galatasaray‘ın hamle üstünlüğünü kapmaya, futbol oynamaya, maçı kazanmaya niyeti var mıydı? O da tartışılır...

Kardeşim; sezon nasıl geçerse geçsin, istersen “gazozuna maç” yap, senin adın Galatasaray... Yenilsen bile vuruşarak yenileceksin, “beyaz bayrak“ çekip, teslim olarak değil... İlk yarının özetiydi bu... Galatasaray, Konya‘ya Mevlana Türbesi’ni ziyarete değil, maç yapmaya geldiğini hatırlamış olmalı ki, ikinci yarıya koşmaya ve futbol oynamaya niyetlenerek başladı...

Bu arada ikinci yarıda aynı anda oyundan çıkan Pulgar’ı maç boyu iki defa, Cicaldau’yu ise hiç görmedim... Pulgar ilk golde ıskayı geçerek Ahmed Hassan’ın boş kaleye golü atmasına neden oldu... Bir top daha kaptırdı, dua etsin, kaleci Pena kurtardı... Hani demişler ya “gölge etme, başka ihsan istemem“ diye...

Pulgar’ın yararından vazgeçtim, bari zararı dokunmasın... Ayrıca iki farkla yeniksin, beğen-beğenme, takımın havadan ve yerden topa en iyi vuran adamı Mustafa’yı oyuna almak için niye bu kadar beklersin... Tek santraforla oynamaya mecbur musun? Kalan dakikaları Gomis-Mustafa ikilisi ile niye oynamazsın...

Galatasaray’ın biraz kımıldadığı dakikalarda da kaleci Sehiç sahneye çıktı... Önce Berkan‘ın kafasına muazzam uzanıp kornere attı... Sonra Morutan’ın füzesine geçit vermedi... Konyaspor ikinci yarıyı oynayarak değil, idare ederek geçirdi... Panik yapmadı, nadiren yaşadığı sıkıntılarda bile “buzdolabı“ gibi kalmayı başarıp, kusursuz pas oyunuyla maçı tamamladı... Bu sezonun en iyi stoperlerinden biri olan Abdülkerim, bu maçın da en iyi adamıydı…

İkinci yarı Galatasaray‘ındı, maç Konyaspor’un oldu... Galatasaray ilk yarıyı “yürüyerek“ çöpe atınca, ikinci yarıda “biraz koşarak” makası kapatamadı, maçı kurtaramadı... Şu kadarını söyleyeyim; tribündeki Konyasporlu taraftarlar her pasta sürekli “oley“ çekmekten, sahadaki Galatasaraylı futbolculardan daha fazla yoruldular... Anlayın Galatasaray’ın halini...




