Deniz Seki'den yıllar sonra gelen itiraf: Keşke yapmasaydım çok pişmanım
Ünlü şarkıcı Deniz Seki yeni çıkan şarkısı 'Cambaz' hakkında Posta'ya konuştu. Seki, "Bence herkes cambaz ve her biri bir ipte oynamaya çalışıyor." dedi.

“Aşkta cambazlık olmaz” diyorsunuz yeni şarkınızda. Kimler size göre cambaz?
Bence herkes cambaz ve her biri bir ipte oynamaya çalışıyor. Ama bence iki cambaz bir ipte oynamaz, oynayamaz.
Sizin karşınıza cambaz çıktı mı?
Hem de çok! Sayısız…

Sizin camiadan mı bunlar?
Her sektörde algılayabilirsin. Sanat, medya, siyaset…Hatta aşkta, kadın erkek ilişkilerinde. Yani her yer cambaz kaynıyor.

Erkekler mi kadınlar mı daha çok cambaz?
Hepsi ama bence erkekler daha cambaz. Ama kadınların da cambazı fenadır. Bence erkekler korksun. Bilsinler ki biz kadınız, doğurganız, anaçız, üreteniz.

Dinleyince resmen 90’lara sürükledi beni ‘cambaz’ isimli şarkı.
Hatta 70’lere gel çünkü sound’u da öyle. Ben kendime 70’lerin, 80’lerin şarkılarını çok yakıştırıyorum. Zaten o dönem doğdum. Eskileri çok özlüyoruz hepimiz. O yıllardaki müzikler bambaşka. O dönemdeki aşklar bile daha sahici ve gerçekmiş.

Şahane görünüyorsunuz ve 53 yaşındasınız. İnanılır gibi değil. Estetik etkisi de var mı?
Estetiğim yok ama botoksum var. Kaşlarım, dudaklarım doğal, elmacık kemiklerim doğuştan. Annem bana, “Elmacı kız, kırmızı yanaklı, ay yüzlü” derdi. Allah’ın yarattığı şekilde yaşamaya devam ediyorum tabii ki de ufak tefek dokunuşlar oluyor.

Sosyal medyada paylaştığınız fotoğraflarla çok oynadığınız eleştirileri var. Çok mu abartıyorsunuz?
Tabii ki hayır. Ama sosyal medya acımasız bir yer. Hiçbir şey olmasa bile bir şey buluyorlar. Ayrıca photoshop olmayan fotoğraf mı kaldı?

Sosyal medyanın mükemmellik baskısı yarattığı fikrine katılıyor musunuz?
Hem de çok ve bence bu kadına yapılmış duygusal ve psikolojik bir şiddet. Ben zamanında mide küçültme ameliyatı oldum ama pişmanım. Keşke yaptırmasaymışım. Bu operasyonun obez hastalara yapılması gerekiyormuş. Ama ne yazık ki bizim memlekette iki kilo alsan obez muamelesi görüyorsun. Her şeyin başı sağlıkmış. Annem beyin kanseri. Hastaneye kaldırdık. Bundan mühim ne olabilir ki?

İlk röportajımızı yedi yıl önce yapmışız, o günden bugüne ne değişti hayatınızda?
Daha da büyüdük, olgunlaştık, tecrübelendik. Zaten bugün varız, yarın yokuz. Biraz ölümü de düşünür olduk.

Çok erken değil mi ölümü düşünmek için?
Annem çok hasta. Gözümün önünde eriyip giden bir annem olunca onun psikolojisi herhalde. Aslında farkındalık dönemindeyim. Kendime olan sevgim ve saygım arttı. Şu anda sürekli üretmeye başladım. Bir dönem küsmüştüm. Hak ettiğim yerde değilmişim, onu fark ettim. Yanlış yönetilmişim belki ya da ben buna izin vermişim. Şimdi baktığımda bütün sorumluluk, hata benimmiş.

Hayatınız bir film olsa ismi ne olurdu?
Biri ‘Denizin Dibi’, diğeri ‘Mutluluğa Söz Verdim’ olurdu. Belki de iki film çekerim.
“Aşka inanmıyorum” demişsiniz. Ama hayatınızda biri var. Aşık olmadan beraberlik tuhaf geldi bana?
Artık aşık olmak kelimesi benden çok uzak. Şu anda da erkek arkadaşımla küsüz. Kendisi çok kıymetli bir ailenin çocuğu. Benden büyük, çok olgun ve çok akıllı. Dört yıldır hayatımda, ismi İrfan. Ailesi benim başımın tacı. Aşık değilim ama seviyorum ve çok saygı duyuyorum. Fakat tıkandığımız yerler oluyor. Hayat da böyle devam etmiyor, bir şeyin bitmesi gerekiyorsa biter. Devam etmesi gerekiyorsa devam eder.

Evlilik fikriniz var mı?
Hiç bana göre değil. İnsanlar evleniyor, iki gün sonra boşanıyor. O zaman niye evlendin kardeşim? O kadar kolay olsa, basite alsam, bugüne kadar 10 kez evlenip ayrılmıştım. Gönül Yazar’ı geçerdim. Sırf tek başına yaşlanmamak için biriyle evlenilmez, sevgilinle de yaşlanabilirsin.

Yeni nesil şarkılar da iki günde zirveye çıkıp iki günde unutuluyor. Şarkıcılar yine öyle. Bunun sebebi ne?
Çünkü kimsenin hiçbir şeye tahammülü kalmadı. Herkes doğal şeyler peşinde. YouTube üzerinden evinde pijamalarınla çektiğin bir şarkının videosu milyonlarca tıklanıyor. Mesela arada rastlıyorum; “Kalktım, yüzümü yıkadım, dişimi fırçaladım” diyen şarkılar bile mevcut. Çok enteresan ve tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Ama eminim ki ben Z kuşağını yakalayacağım. Çünkü ruhum Z kuşağı. Hiç yaşlanmadı. Ben takvim yapraklarına inanmıyorum. 1 Temmuz’da 53 yaşıma girdim. Ama kendimi yaşsız hissediyorum.

Annelik peki, anne olma isteğiniz hiç olmadı mı?
Annelik mertebesi de benden geçmek üzere. Tren kaçtı. Bir gün eğer evlenirsem sırf gelinlik giymek için bunu yapabilirim. (Gülüyor) Aslında baktığında evlilik çok saçma bir kurum. İki tane birbirini tanımayan insanı aynı evin içine sokuyorsun, diyorsun ki buyurun yaşayın. Ama çok da baş tacı bir müessese. Bir gün evlenirsem artık benim sığınacağım son liman olur o.

“Şöhret insanı kirletiyor” diye düşünenler var. Katılıyor musunuz?
Ben temiz kaldım, ruhumu hep korudum. Kimsenin ayağına basmadım, kimseyi ekmeğinden etmedim. Kimsenin arkasından haset etmedim. Herkesi çok iyi tanıyorum. Çünkü çok büyük bir üniversiteden mezunum; tecrübe üniversitesi... Bir insanı gördüğüm ilk anda MR’ını çekebilirim.



