Alzheimer’ın 12 alarm belirtisi! 30 yıl önce başlıyor...
Alzheimer’ın kesin sebebi bilinmiyor. Fakat bazı kişilerde bu hastalığa daha sık rastlanıyor. Araştırmalara göre, uykusuzluk, depresyon ve sosyal hayattan kopuk bir yaşam Alzheimer riskini artıyor. Alzheimer’ın 12 alarm belirtisi var, bu belirtiler 30 yıl önce başlıyor...Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçını kendinizde ya da bir yakınınızda fark ettiyseniz, zaman geçirmeden doktora başvurun.

İstanbul Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşmet Hanağası anlattı.Alzheimer’ın en önemli nedeni beyinde bazı maddelerin birikerek beyin hücrelerini öldürmesi. Prof. Dr. Haşmet Hanağası bu maddelerin hastalık ortaya çıkmadan 25-30 yıl önce birikmeye başladığını söylüyor. Posta Gazetesi'nden Özgür Gökmen Çelenk'in haberine göre İşte Alzheimer ile ilgili bilmeniz gerekenler...

BUNAMANIN SEBEPLERİ NELERDİR?
100’e yakın sebebi var. Şu başlıklar altında toplayabiliriz:
ALZHEİMER HASTALIĞI: En sık görülen bunama nedenidir. Tüm bunama hastalıklarının yaklaşık üçte ikisini oluşturur.
FRONTOTEMPORAL DEMANS Alzheimer hastalığından farklı olarak ilk olarak davranışsal belirtilerin veya konuşma bozukluğunun görüldüğü, beyinde hücre ölümüyle giden bir hastalıktır.

LEWY CISIMLIKLI DEMANS: Titreme, hareketlerde yavaşlama gibi Parkinson bulgularının, halüsinasyonların veya sanrıların eşlik ettiği bir bunama hastalığıdır.
İKİNCİL (SEKONDER) DEMANS: Bunamaya altta yatan başka bir hastalık neden olur. Beyin damar hastalıkları, hormonal bozukluklar, vitamin eksiklikleri, beyin enfeksiyonları (örneğin frengi, HIV), beynin otoimmün hastalıkları, büyük kafa travmaları, beyin tümörleri, hidrosefali (beyinde sıvı toplanması) gibi hastalıklar ikincil demans nedenleri arasındadır.

NASIL TEŞHİS EDİLİYOR?
Hastayı ve hasta yakınlarını mutlaka iyi bir şekilde dinliyoruz. Zihinsel muayenede hastanın belleğini, görsel-mekansal işlevlerini, dilini, muhakeme ve karar vermesini değerlendiriyoruz. Mutlaka psikiyatrik durumunu soruyoruz. Ardından nörolojik muayene ile kol-bacakta kuvvetsizlik, hareketlerde yavaşlık var mı gibi bazı işlevleri kontrol ediyoruz. Olası hastalıkları taramak için bir kan tahlili yapıyoruz. Tüm bu değerlendirmelerle gerçekten patolojik bir durum olduğuna hükmedersek o zaman mutlaka bir görüntüleme yapıyoruz. Tercihen beyin MR’ı, yapılamıyorsa beyin tomografisi istiyoruz. Hastalığın türüne göre ileri tetkikler gerekli olabiliyor. Örneğin hastaların beyin omurilik sıvısının alınıp anormal protein birikimlerinin varlığının saptanması veya enfeksiyon bulgusunun olup olmadığını kontrol ediyoruz. Ayrıca hastalığın türüne göre beyin PET gibi daha ileri beyin görüntüleme incelemelerine veya elektroensefalografi gibi beynin elektriksel dalgalarını araştıran yöntemlere başvurabiliyoruz.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Hastalığı tanımak, demansın hangi türü olup olmadığını belirlemek önemli. Bazı demans türlerinin erken yakalanması, demansın tedavi edilebilmesi açısından ayrıca önem taşıyor. Alzheimer gibi beyin hücre ölümüyle giden nörodejeneratif hastalıkların maalesef kesin bir tedavisi yok. Ancak elimizdeki ilaçlar zihinsel işlevlerde yarar sağlayabiliyor ve seyirle ilgili uzun vadede olumlu etkilerde bulunabiliyor. İlaçlarla ayrıca bazı davranışsal sorunları azaltmak, hastaları daha sakin hale getirmek, uykusuzluk, hırçınlık, hayaller gibi bazı problemleri yatıştırmak mümkün.

BUNAMA SIK GÖRÜLEN BİR SORUN MU?
Bunama hastalıkları 65 yaş civarında yüzde 1,5 gibi, 70 yaş civarında yüzde 5 gibi görülür. Daha sonra her 5 yılda bir oran ikiye katlanır. 80’li yaşların ortasında yüzde 30-40’lara çıkar. Türkiye’de 800-900 bin civarında demans hastası olduğu tahmin ediliyor. Ülkemiz hızla yaşlanıyor ve ortalama yaşam beklentisi 80 yaş civarında. Dünyada demans hasta sayısının en hızlı artan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz.

ERKEN BUNAMADA ARTIŞTAN SÖZ EDEBİLİR MİYİZ?
Net bir şey söylemek mümkün değil, elimizde karşılaştıracak veri yok. Ama gelişmiş ülkelerde özellikle Kuzey İskandinav ülkelerinde ileri yaşlarda bir azalmadan söz edebiliriz. Kalp damar hastalıklarına karşı önlem almak, sigarayı azaltmak gibi bazı önlemler beyin damar hastalıklarına bağlı bunama sıklığında azalma sağlıyor.

İÇE KAPANIK VE DALGIN MI?
Öteden beri dalgın olan birinde yeni bir sorundan söz edemeyiz. Ancak belli bir yaştan sonra dalgınlıkla birlikte içe kapanıklık, gün içi uyuklama gibi belirtiler varsa bunama riski akılda tutulmalı.

YAKIN GEÇMİŞTİKİ BİLGİLER UNUTULUR ALZHEİMER NASIL BİR HASTALIK?
Beyinde ilerleyici hücre ölümüyle giden bir hastalık. Sıklıkla 65 yaş sonrasında görülür ama 40’lı-50’li yaşlarda da ortaya çıkabilir. Başlangıç belirtisi unutkanlık, özellikle de yakın geçmişteki bilgilerin hafızada tutulamamasıdır. Hastalık ilerledikçe yakın bellek problemleri daha da fazlalaşarak uzak belleği de kapsamaya başlar. Zamanla kelime bulma güçlüğü gibi dil sorunları, yönünü kaybetme gibi görsel-mekansal işlevlerde bozulma, muhakemede problemler ortaya çıkar. Bazen depresyon eşlik edebilir, bazen hayaller görülür, olmayan bir şey varmış gibi davranılabilir. Uyku sorunları da sık olarak görülür.

SEBEBİ NEDİR?
Alzheimer hastalığında beyinde birtakım anormal proteinler birikir ve ilerleyici biçimde hücreler ölür. Beyinde sinir hücresinin zarında bulunan “amiloid” ve hücre içinde bulunan “tau” adı verilen proteinler biçim değiştirerek anormal şekilde birikir. Bu anormal birikimlerinin hücre ölümüne sebebiyet verdiğine inanılıyor. Hücre ölümü de bir anda “Pat” diye başlamaz. Beyindeki ilk değişiklikler hasta, hekime gitmeden 25-30 yıl önce ortaya çıkar. Başlangıçta amiloid adı verilen protein birikmeye başlar ve daha sonra hücre içindeki tau proteinin birikmesi tetiklenir, son aşamada beyindeki hücreler ölmeye başlar. Hücre ölümü beyinde belli bir orana ulaştığında Alzheimer hastalığı belirtileri ortaya çıkar.

ALZHEIMER’A NEDEN OLAN PROTEİNİN BİRİKMEYE BAŞLADIĞI AN BELİRLENEBİLİR Mİ?
Anormal amiloid veya tau proteinlerinin birikimini çeşitli yöntemlerle göstermek mümkün. Bunlar arasında ülkemizde bulunan beyin omurilik sıvısındaki çeşitli protein oranlarının incelenmesi, amiloid PET görüntülemesi ve henüz ülkemizde olmayan Tau PET beyin görüntüleme yöntemleri sayılabilir.

BU PROTEİNLERİN BİRİKİMİNİ DURDURMAK MÜMKÜN MÜ?
Öncelikle beyinde anormal protein birikimi her zaman hastalık anlamına gelmiyor. Bu sonuçları bireyin klinik bulguları ile değerlendirmek gerekiyor. Sorunuza gelince... Anormal proteinlerin birikimini durduracak tedavi çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor. Bu yılın en önemli gelişmelerinden biri, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) ‘aducanumab’ adlı bir ilaca şartlı onay vererek ‘Erken dönemdeki Alzheimer hastalarında kullanılabilir’ kararını duyurması oldu. Şartlı onayın anlamı, FDA’in ruhsat için tam onayı faz 4 çalışması sonrası yapması anlamına geliyor. Faz 4 ise ilacın hem etkinliğinin hem de yan etkilerinin değerlendirilmesi için büyük ölçekli çalışmalar demek. Bu ilaç Alzheimer hastalarında beyinde biriken “amiloid” proteinini temizlemeyi hedefliyor. İlacın uygulama zorluğu, fiyatının pahalı oluşu, etkinliğinin yüksek olmaması nedeniyle Amerika’da kullanımı oldukça sınırlı. İlacın en büyük yan etkisi hastaların bazılarında görülen beyin ödemi ve küçük kanamalardır.

PEKİ, BU PROTEİNLER NEDEN BİRİKİYOR?
Kesin sebebi tam olarak bilmiyoruz. Ama genetik ve çevresel nedenlerin hastalığın oluşumuna neden olduğu söylenebilir. Alzheimer’ın yaklaşık yüzde 1’ini ailevi Alzheimer hastalığı oluşturuyor. Ailevi Alzheimer genellikle 40’lı 50’li yaşlarda başlıyor. Ayrıca diğer genetik risk faktörleri, aile öyküsü çok belirgin olmayan hastalarda da önemli rol oynuyor. Bunun dışında hastalığa yatkınlığı artıran diğer risk faktörlerinden söz edebiliriz. İlerleyen yaş bunlardan biri. Yaşımız arttıkça Alzheimer hastalığı riskimiz artıyor. Hastalık kadınlarda biraz daha fazla görülüyor. Hipertansiyon, kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam, uyku kalitesinin kötü olması, depresyon, kişinin izole bir hayat sürmesi ve sosyal çevrenin az olması riski artıran diğer faktörler. Bir de beslenmeye değinebiliriz. Sebze meyve, balık, kuruyemiş, zeytinyağı ağırlıklı Akdeniz tipi diyetin koruyucu etkisi var.

DÜŞÜK EĞİTİMLİLERDE RİSKİN DAHA YÜKSEK OLDUĞU SÖYLENİYOR?
Kesinlikle doğru. Zihinsel olarak daha aktif kişilerde Alzheimer hastalığına daha az rastlanıyor veya hastalık daha geç ortaya çıkıyor. Araştırmalara göre, yüksek eğitim daha iyi hafıza ve düşünce becerileri sağlıyor.

4 EVRESİ VAR
Alzheimer başlangıçta unutkanlık yakınmasıyla başlıyor, ilerlediğinde hasta, yatağa mahkum hale geliyor. İşte hastalığın evreleri...
HAFİF BİLİŞSEL BOZUKLUK: Bu evredeki hastalarda unutkanlık yakınması vardır, bu unutkanlık zihinsel testlerle saptanabilir. Ancak bu evredeki hastaların günlük yaşam aktiviteleri normaldir. Yıllar içinde belli oranlarda Alzheimer hastası haline gelirler.

ERKEN EVRE: Hasta sıklıkla unutkanlıktan yakınır. Günlük hayatında aksamalar başlar, tekrar tekrar aynı sorular sorulur, eşyalar kaybedilir. Örneğin yeni bir telefon alındığında onu kullanması çok zordur, yemek kalitesi düşer, yemekler artık eski lezzetinde değildir, uzak yerlere gidilemez.
ORTA EVRE: Hasta, çok yakınları dışında insanları tanımamaya başlar. Günlük yaşamında daha fazla yardım almak zorunda kalır, tek başına dışarı çıkması imkansız hale gelir. Hesap kitap işleri tamamıyla kayıp hale gelir. Zihinsel ve dil problemleri daha belirgindir. Çok çabuk unutur, sadece yakın bellek değil uzak bellekte de problemler meydana gelir.
İLERİ EVRE: Hasta artık bakıma tamamen muhtaç haldedir. Sınırlı bir kelime çıkışı olur. Sıklıkla idrar kaçırma gibi problemlerle karşılaşır. Beslenmeyle ilgili ciddi sorunlar ortaya çıkar. En yakınlarını bile tanımaz hale gelir.

BİR EVREDEN DİĞERİNE GEÇİŞ SÜRESİ NEDİR?
Kişiden kişiye çok değişir. Bazen çok yavaş seyirli gider, bazen de süratle ilerleyebilir. Ilerleme hızında eşlik eden hastalıklar ve genetik faktörler rol oynar. Genellikle Alzheimer hastalığının başlangıç aşamasından sonuna kadar, ki bu süre 8-10 yıldır, hastalar yatağa bağlı hale gelir.

ALZHEIMER’DA NE TÜR DAVRANIŞSAL SORUNLAR GÖRÜLÜR?
Hastanın karakterinde değişiklik olabilir. Hasta çok hırçınlaşabilir. Gece uyumayıp gündüzleri uyulabilir. Güneş battığında sarsılabilir. Hezeyanları olabilir, yani olmayan bir şeyi varmış gibi algılayabilir. Bazı hastalarda yakınlarıyla ilgili kıskançlık hezeyanları ortaya çıkabilir. Evini tanımayabilir, “Burası benim evim değil” veya “Sen benim yakınım değilsin” diyebilir.

ALZHEIMER NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Öncelikle hasta yakınları ve hastayı dikkatli dinliyoruz. Hastayı zihinsel bir muayeneden geçiriyoruz. Başta bellek olmak üzere zihinsel alanları test ediyoruz. Mutlaka bir beyin görüntülemesi istiyoruz. Çünkü Alzheimer hastalığında beyinde ilerleyici hücre ölümüne bağlı atrofi dediğimiz bir küçülme oluyor. Kafa karıştırıcı veya genç hastalarda beyin omurilik sıvısını inceleyip anormal protein değişikliklerine bakabiliyoruz. Gerekli göründüğü taktirde ileri görüntüleme ve genetik incelemeler yapılabilir.

TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Kesin bir tedavisi yok. Beyindeki hücre ölümünden kaynaklanan kimyasal değişikliklere yönelik bazı ilaçlar kullanıyoruz. Bunlar bazı hastalarda olumlu etki yapabiliyor ve sürece olumlu etkisi var. Elbette, ilaçlar kullanılsa da kullanılmasa da yıllar içinde hücre ölümü devam ediyor. Ancak yakın gelecekte daha önce bahsedilen ilaç gibi yeni ilaçların piyasaya çıkması bekleniyor. İlave olarak davranışsal sorunların tedavisi için bazı psikiyatrik ilaçları da kullanmamız gerekebiliyor.

YENİ ÇALIŞMALAR UMUT VERİCI Mİ?
Pek çok çalışma var. Artık hastalığı erken tanıyabiliyoruz. ‘Acaba hücre ölümü olmadan ilaç verirsek anormal proteinleri erken temizlersek hastalığı önleyebilir miyiz?’ mantığı ile hareket eden çok sayıda araştırma yürütülüyor. Bunlardan bir tanesi tartışmalar olsa da hayata geçmeye başladı. Sonuçları birkaç yıl içinde göreceğiz.

HASTA YAKINLARINA NE SÖYLEMEK ISTERSİNİZ?
Alzheimer, hasta yakınlarını da çok etkilediği için mutlaka destek almalılar. Bu noktada ücretsiz bilgilendirme ve destek hizmeti veren Türkiye Alzheimer Derneği’nden faydalanabilirler. Ayrıca gereksiz ilaç, vitamin, bitkisel ilaçlardan uzak dursunlar. Özellikle de ot, bitki tüccarlarından... Bunlar hem maddi hem de manevi olarak yıpratıyor. Üstelik bazen bu tür destekler hastaları daha da kötüleştirebiliyor.

12 ALARM BELİRTİSİ
Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçını kendinizde ya da bir yakınınızda fark ettiyseniz, zaman geçirmeden doktora başvurun.
Günlük yaşamı etkileyecek düzeyde unutkanlık. Özellikle yakın tarihli olayları ve insan isimlerini anımsayamama.
Alışveriş, yemek pişirme ya da basit bir aleti çalıştırma gibi günlük işleri yerine getirmekte güçlük çekme. m Sözcükleri bulmakta zorlanma, kelimeler yerine daha fazla “şey” kullanma.
Tarihleri ve bilinen yolları unutma.

Basit konularda karar verme güçlüğü. Örneğin giysi seçimi.
Hesap ya da planlama yapma gibi pratik düşünme becerilerinin azalması. Eşyaları yanlış yerlere koyma (buzdolabına ayakkabı çekeceği koyma gibi.)
Ruh hali ve davranışlarda değişiklik (kolayca ağlama ya da sinirlenme gibi). Kişilik değişiklikleri (çevredeki insanları suçlama gibi.) Sorumluluktan kaçınma. Yeme alışkanlıklarının değişmesi, hiç yemememe ya da aşırı derecede şekerli besinler tüketme. Koku algılamasında bozukluk. Daha önceden iyi tanınan kokuları ayırt etmekte güçlük.

COVID-19 BUNAMA NEDENİ Mİ?
Henüz COVID-19 ve bunama arasında kesin bir ilişki olduğunu söylemek zor. Ancak elimizdeki birtakım bilgiler COVID-19 geçiren kişilerde gelecekte bazı nörolojik hastalıklar için risk olabileceği yönünde. Ancak kesin bir şey söylemek için zaman geçmesi gerekiyor.

BEYIN SISI NEDIR?
COVID-19 geçiren hastaların bir kısmında hastalık sonrası dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, kelime bulma güçlüğü, okuduğunu anlamama, zihinsel performans gerektiren işlerde zorluk çekmek gibi bulgular olabiliyor. Bu durum beyin sisi olarak adlandırılıyor ve özellikle hastalığı ağır geçirenlerde daha fazla görülüyor.

ÖLÜM ORANLARI DAHA YÜKSEK
COVID-19’un etkileri kişiden kişiye oldukça değişiyor. Ancak genel kanı ve elimizdeki veriler COVID-19’un bunama ve diğer nörolojik hastalıkları oldukça olumsuz yönde etkilediği. COVID-19’dan ölüm oranları bunama da dahil olmak üzere tüm kronik nörodejeneratif hastalıklarda (Alzheimer, Parkinson, gibi sinir hücrelerinin kaybıyla giden hastalıklarda) daha yüksek.



