1950 yıllık hazine gün yüzüne çıktı: Roma İmparatoru Hadrianus ve eşi İmparatoriçe Sabina heykeli yeniden ayağa kaldırıldı
Kibyra Antik Kenti'nde sürdürülen kazılarda, Roma İmparatoru Hadrianus ve eşi İmparatoriçe Sabina'ya ait yaklaşık 1950 yıllık mermer heykellerin parçaları gün yüzüne çıkarıldı. Kazılarda bulunan parçaların bir araya getirilmesiyle yaklaşık 2,14 metre yüksekliğindeki Hadrianus heykeli yeniden ayağa kaldırıldı. Heykelin zırhındaki aslan ve kartal kabartmaları ise dikkat çekti.
Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında sürdürülen kazılar, Kibyra'nın Roma dönemindeki önemine ilişkin yeni bulgular ortaya koydu. Heykellerin 2026 yılındaki restorasyon çalışmaları, Prof. Dr. Ünal Demirer'in sorumluluğundaki kazı restorasyon ekibi tarafından gerçekleştirildi. Kibyra Kazı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Özüdoğru, 2006 yılından bu yana sürdürülen kazılarla antik kentin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmayı ve alanı ziyaretçilere daha iyi sunmayı hedeflediklerini söyledi.

"İhtimal M.S. 417 yılındaki depremde yıkıldığını varsayabiliriz"
Son çalışmaların kentin önemli yapılarından Anıtsal Kent Giriş Kapısı'nda yoğunlaştığını belirten Özüdoğru, yapının üst bölümünde sergilendiği değerlendirilen 4 mermer heykele ait parçaların ortaya çıkarıldığını ifade etti.

Heykellerin büyük ihtimalle MS 417 yılında meydana gelen deprem sırasında yüksekten düşerek parçalandığını belirten Özüdoğru, "2006 yılından bugüne kazımızı Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitemiz adına yürütüyoruz. Bu süreçte görünen kamu yapılarında kazı çalışmalarımızı yürüttük. Bu çalışmalardan en önemlisi kente giriş sağlayan anıtsal bir taş oldu. Kazılarımız esnasında özellikle yapının 2. katında sergilendiğini anladığımız 4 mermer heykele ait parçalar ele geçti. Kazı esnasında tabii bunlar yapının yüksek kısmındaydı. Muhtemel M.S. 417 yılındaki depremde yıkıldığını varsayabiliriz. Yere düştükleri için parçalanmış durumdalardı" dedi.

Kazıların farklı aşamalarında kol, bacak ve ayakların da aralarında bulunduğu toplam 20 heykel parçasının gün yüzüne çıkarıldığını aktaran Özüdoğru, parçalar arasında Roma İmparatoru Hadrianus'a ait sağlam bir portre başının da bulunduğunu söyledi. Başın daha önce bulunan zırhlı gövdeye ait olduğunun anlaşılmasıyla heykelin bütünlüğünün büyük ölçüde ortaya konulduğunu belirten Özüdoğru, restorasyon çalışmaları sonucunda yaklaşık 2,14 metre yüksekliğindeki Hadrianus heykelinin yeniden ayağa kaldırıldığını kaydetti.

Zırhında aslan ve kartal kabartmaları bulunuyor
Heykelde Afyon-Döğer ve İscehisar mermerinin kullanıldığını belirten Özüdoğru, Hadrianus'un askerî tipte betimlendiğini, zırhının üzerinde aslan ve kartal figürlerinin kabartma olarak işlendiğini söyledi. Portre özelliklerinin heykelin Hadrianus'a ait olduğunu kesin olarak ortaya koyduğunu ifade eden Özüdoğru, eserin Anadolu'daki Hadrianus tasvirleri açısından önemli bir örnek olduğunu vurguladı.

İmparatoriçe Sabina'nın heykeli de bulundu
Kazılarda belirlenen 4 heykelden birinin Hadrianus'un eşi İmparatoriçe Sabina'ya ait olduğu tespit edildi. Sabina heykelinin önemli bölümleri gün yüzüne çıkarılırken, diğer heykellere ait eksik parçaların ilerleyen kazılarda bulunabileceği değerlendiriliyor. Kazılarda ayrıca yaklaşık 1,86 metre boyunda zırhlı bir imparator heykeli, üst ve alt gövdesi iki parça halinde bulunan bir kadın heykeli ile yaklaşık 30 santimetre yüksekliğinde bir erkek heykel başı ortaya çıkarıldı.

Hadrianus'un Anadolu ziyareti için hazırlanmış olabilir
Heykellerin Hadrianus'un hüküm sürdüğü MS 117-138 yılları arasında üretildiğini belirten Özüdoğru, eserlerin yaklaşık MS 130'lara tarihlenebileceğini söyledi. Roma döneminde imparatorların Anadolu ziyaretleri öncesinde kentlerin önemli noktalarına imparator heykellerinin yerleştirildiğini anlatan Özüdoğru, Kibyra'daki heykellerin de Hadrianus'un Anadolu ziyareti dolayısıyla sipariş edilmiş olabileceğini ifade etti. Hadrianus'un doğrudan Kibyra'ya gelip gelmediğinin henüz belgelenemediğinin altını çizen Özüdoğru, kentin imparatorun Anadolu ziyaretleri sırasında böyle bir hazırlık yapmış olabileceğini kaydetti.

"Anadolu'da bütün halinde çok fazla Hadrianus heykeli yok"
Hadrianus heykelinin bilimsel önemine dikkati çeken Özüdoğru, "Hadrianus Roma İmparatoru olduğu M.S. 117 ile 138 yılları arasında üretilmiş olmalılar ve kentin girişindeki kapının üzerinde sergileniyordu. Bu neden önemli çünkü Hadrianus'un bütün halinde Anadolu'da çok fazla yok" ifadelerini kullandı.

Özüdoğru, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından heykellerin Burdur Müze Müdürlüğü'ne teslim edileceğini belirterek, "Biz bunların çalışmalarını tamamlayınca Müze Müdürlüğümüze bizzat teslim edeceğiz. Böylece de insanlarımızın görmesi ve ziyaret etmesini sağlamış olacağız" dedi.

Yaklaşık 1950 yıllık eserlerin eksik parçalarının tamamlanması ve restorasyon çalışmalarının bitirilmesinin ardından 4 heykelin bütünlenerek Burdur Müzesi'nin teşhir salonlarında ziyaretçilerle buluşturulması planlanıyor.

Anıtsal Kent Giriş Kapısı'nda 2 bin 500 blok taşındı
Kibyra'daki kazı çalışmalarında son dönemde Anıtsal Kent Giriş Kapısı'na yoğunlaşıldı. Anadolu'da plan özellikleri bakımından az sayıdaki örnekten biri olan yapının iki yanında yuvarlak kuleler, ortasında ise 3 kemerli geçiş bulunuyor. Kapı, nekropol alanından gelen ana caddenin kente giriş noktasında yer alıyor. Kapıdaki kazılara 2025 yılında başladıklarını belirten Özüdoğru, yapının büyük ölçüde blok yığını halinde bulunduğunu söyledi. Çalışmalar kapsamında yaklaşık 2 bin 500 blok taşınarak tasnif ve sınıflandırma işlemleri gerçekleştirildi. Yapının tamamındaki kazıların henüz bitmediğini kaydeden Özüdoğru, çalışmaların bir sezon daha sürdürülmesinin ardından restorasyon ve proje aşamasına geçilebileceğini ifade etti.

"Üniversitelerimiz kültürel mirasımızı geleceğe taşıyor"
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar da üniversitelerin eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel araştırmalarıyla Türkiye'nin tarihî ve kültürel mirasının ortaya çıkarılmasına, korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına önemli katkılar sunduğunu belirtti. Kibyra Antik Kenti'nde sürdürülen kazıların bunun önemli örneklerinden biri olduğunu ifade eden Özvar, üniversitelerin akademik birikimlerini sahaya taşıyarak geçmişten günümüze ulaşan kültürel değerlerin bilimsel yöntemlerle araştırılmasına öncülük ettiğini söyledi. Arkeolojik kazıların yalnızca geçmişe ait eserleri gün yüzüne çıkarmadığını vurgulayan Özvar, "Bu çalışmalar, Anadolu'nun tarihini ve farklı medeniyetler arasındaki etkileşimi daha iyi anlamamıza da imkân sağlıyor. Üniversitelerimizin bilimsel araştırmalarıyla tarihimizin ve kültürel mirasımızın ortaya çıkarılmasına katkı sunmalarını, bu değerleri koruyarak gelecek kuşaklara aktarmalarını son derece önemli buluyoruz" dedi.

