Gazete Vatan Logo

Türkiye kıymete bindi

AB yolundaki Türkiye'de hemen her sektörden şirket çokuluslu devlerin ilgisini çekiyor

Institute of International Finance, 19 Ocak tarihli raporunda gelişen piyasalara bu yıl 276 milyar dolar sermaye akacağını, Türkiye'nin payına ise 3.8 milyar dolar düşeceğini öngörmüştü. Lehman Brothers, Merrill Lynch gibi yatırım kuruluşlarının tahminleri de bu yöndeydi.

Anlaşılan o ki Türkiye bu rakamı çok rahat geçecek. Zira Türkiye kıymete bindi. 17 Aralık 2004'ten sonra Avrupalı'nın Türkiye'ye bakışı değişti. Ancak bunun sadece bir imzadan ibaret olduğunu düşünmek de saflık olur. Şayet enflasyon düşmeseydi, ekonomi belli bir istikrara kavuşmasaydı, yabana sermayenin Türkiye'ye ilgisi böyle olmazdı. Yabana akınının öncelikle mali sektörde yoğunlaştığı görülüyor.

17 Aralık sürecinden sonra ilk dikkat çeken yatırım dünyaca ünlü bankacılık devi BNP Paribas'ın Türk Ekonomi Bankası ortaklığı oldu. Ardından Rabobank, Şekerbank ile ilgilendiğini açıkladı. Koç Grubu İtalyan ortağı UniCredito'yu yanına alarak Yapı Kredi Bankası için Mehmet Emin Karamehmet'in kapısını çaldı. Dışbank'ın satışı önceki gün somutlaştı. Hollanda Belçika ortaklığı Fortis, 880 milyon euro bedel ödeyerek Dışbank'ın yüzde 89.34'üne ortak oldu.

Corio: 74 milyon nüfus var, ticaret gelişecek
Önceki hafta talep toplayan Akmerkez'in halka açılan kısmının neredeyse tamamını 150 milyon euro, yani 193 milyon dolar ödeyerek Hollandalı gayrimenkul ortaklık şirketi Corio'nun aldığı ortaya çıktı. Corio'nun 3.9 milyar euro değerinde 175'in üzerinde gayrimenkulu var. Ağırlıklı olarak Almanya ve Fransa'da faaliyet gösteriyorlar. Tek bir rakama dikkat çekmek istiyorum. Corio yıllardır İspanya'da ama oradaki yatırımlarının toplam tutarı 247 milyon euro. Corio, tek kalemde Akmerkez'e ise 150 milyon euro verdi. Üstelik bunu sırf kendi payına düşecek temettü geliri için yaptı. Dün şirketin internet sitesinde neden Akmerkez'e ortak olduklarını ortaklarına anlattılar. Türkiye'de mağazaların yıllık kirasının 420-480 dolar aralığında bulunurken, Akmerkez'de rakamın 1.968 dolar olduğunu grafiklerle ortaya koydular. "Fast food alanlarında ortalama kira rakamı 600 dolar iken, bu Akmerkez'de 1.716 dolar" dediler. Sinema alanında da metrekare fiyatının 72 dolar yerine 192 dolar olduğunun altını çizdiler ve Türkiye'de ticaretin çok gelişeceğini vurguladılar.

Sadece büyükler değil Kobi'ler de alınıyor
Yabancı yatırımcılar sermaye piyasası alanına da el attı. Önce Yunanistan kökenli Eurobank, HC İstanbul Menkul Değerler'i 25 milyon dolara satın aldı. Dün de Deutsche Bank'ın Bender Menkul Değerler'in yüzde 100'üne sahip olduğu açıklandı. Yabancıların Türkiye'de bankalardan sonra aracı kurumların kapısını aşındırdığı, bir dönem şirketine alıcı bulamayan borsaların yine hava parası belirlemeye başladığı da gelen haberler arasında.

Kuskusuz en flaş gelişme TeliaSonera'nın Turkcell için yaptığı teklif oldu. Turkcell İletişim'in yüzde 27'lik hissesine dolaylı olarak 3.1 milyar dolar teklif eden TeliaSonera, Çukurova Grubu ile el sıkıştı. Bu satın alma operasyonu Haziran'da tamamlanırsa, Türkiye'ye tek kalemde en büyük yabancı sermaye girmiş olacak. Bu bedelin Türkiye için anlamı, yandaki yıllar itibarıyla Türkiye'ye gelen yabana sermaye tutarını gösteren grafiğe göz atınca daha iyi çıkıyor ortaya.

Peki yabancılar sadece alanında pazar lideri, büyük oyunculara mı talip oluyorlar?

Dikkatli gözlerden kaçmadı. Bir otomobil kiralama şirketi olan Intercity'nin yüzde 40 hissesine, Advent liderliğinde yabancı fonlar 60 milyon dolar saydı. Bersay Halkla İlişkiler şirketine Avrupalı iletişim devi Pleon ortak oldu. Organik tarım konusunda, turizmde, ticarette yabancıların Anadolu'da da çıkacak fırsatları kolladığı görülüyor. Gayrimenkul alımlarının da cari açık üzerindeki olumlu katkısını unutmamak lazım. Yabancılar 2003-2004 ve 2005'in ilk iki ayında toplam 2 milyar 430 milyon dolarlık mülk satın aldılar. Şayet hukuki bir engel çıkmazsa alım tutarı bu yıl 1.5 milyar doları aşabilir.

Türkiye kıymete bindi fiyatlar da katlandı
2001 krizinden sonra Türkiye'de pek çok kuruluş mecburiyetten el değiştirmişti. Kulaklarımla şahit oldum. Şirketini o dönemde satmak zorunda kalan pek çok patron "Şartlar bugünkü gibi olsaydı, şirketim ölü fiyatına gitmezdi" diye hayıflanıyor. Bugün geldiğimiz noktada ise Türkiye'nin değeri ile birlikte şirketlerin de değeri arttı. "Batan geminin malları" deyiminin yerini "Parlayan yıldızın fırsatları" sloganı aldı. BNP Paribas, TEB'in yüzde 42.125'ine 216.8 milyon dolar ödedi. Bu rakama göre Fransızlar TEB'e 432 milyon dolar değer biçmiş oldu. Oysa anlaşma tarihinde TEB'in İMKB'deki değeri yaklaşık 365 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Yani BNP Paribas, TEB için Çolakoğlu Ailesi'ne yüzde 18.35 primli fiyat ödemeye razı olmuştu.

Dışbank için Fortis Grubu da Aydın Doğan'a yüzde 19.1 primli fiyat ödemeyi kabul etti. Bu rakamlar da Türkiye'nin artık ucuz olmadığını, Türkiye'nin çarpanlarının yani endikatörlerinin değiştiğini gösteriyor.

Yapılan yorumlarda yabancı sermayenin Türkiye'ye geleceği sıfırdan yatırım yapacağı da vurgulanıyordu. Anlaşılan o ki yabancılar ekonomi trenini kaçırmak, yeni yatırımla oyalanmak istemiyor. Hazır şirketleri borsa değerinin üzerinde bir bedele alıp işlerine bakmak istiyorlar.

Sırada büyük lokmalar var, gözler TMSF'de
Bu yıl içinde Tüpraş'ın yüzde 51'inin blok satişı, Türk Telekom ve Erdemir'in satışı planlanıyor. Her üç kuruluşa da yerli yabancı pek çok şirket talip. Bir de tabii TMSF bünyesinde yer alan şirketler var. Eğer Cumhurbaşkanı Sezer veto etmeseydi, bugün belki de Telsim'in, Star Gazete ve Televizyonu'nun satışına ilişkin gelişmelere dikkat kesilecektik. Vodafone, Telefonica, TİM gibi devler hem Telsim hem de Türk Telekom için hazır kıta bekliyor. Telecom Italia Mobil sadece Türkiye ve Brezilya operasyonları için 14 milyar dolar ayırdığını açıkladı.

TMSF bünyesindeki medya kuruluşları için Kanada'dan Fransa'ya, Ortadoğu'dan Uzakdoğu'ya kadar talip şirketler var. Digitürk için Murdoch'ın News Corp şirketinden Fransız TFl'e kadar uluslararası devler devreye girmişti. Satış süreci askıya alınmasaydı orada da kıran kırana bir mücadeleye tanık olacaktık.

Bu arada bir noktaya daha dikkat çekmek lazım. Sadece yabancılar değil, Türk şirketler de yatırım yapacak yeni fırsatlar arıyor. Finansbank'ın sahibi Hüsnü Özyeğin'in Swissotel'i satin alma operasyonunu da bu çerçevede değerlendirmek lazım.

Devamı

Haberin Devamı