Borçlar tavan yaptı
Borçlar 3 yıl öncesine göre 5.4 kat artarken, artık her 100 YTL'lik gelirin 4.2 YTL'si faize gidiyor.
Son üç yıldır bankalardan çekilen kredilerle konuttan otoya, beyaz eşyadan lüks tüketime kadar pek çok alanda tam bir harcama çılgınlığına kapılan vatandaşlara Merkez Bankası’ndan uyarı geldi. Banka halkın borcunun 73.6 milyar YTL ile gelirinin % 25’ine ulaştığını ve rekor kırdığını açıkladı. Borçlar 3 yıl öncesine göre 5.4 kat artarken, artık her 100 YTL’lik gelirin 4.2 YTL’si faize gidiyor
Düşen faizler ve her geçen gün artan kredi
kullanımıyla son 3 yıldır tüketim çılgınlığı yaşayan Türk halkının toplam borcu 73.6 milyar YTL ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Merkez Bankası bile son Finansal İstikrar Raporu’nda artan borçlanma eğilimine dikkat çekerek vatandaşları uyarmak zorunda kaldı. Bankanın dün açıkladığı raporda çarpıcı rakamlara yer verildi. Buna göre Türk halkının toplam harcanabilir geliri 2003’e göre yüzde 60.6 artarak geçen yıl sonunda 289.7 milyar YTL’ye yükseldi. Gelirde dünya standartlarının üzerinde yaşanan artışa karşın borçlarda çok daha yüksek büyüme gerçekleşti. Aynı dönemde borç tutarındaki tırmanış yüzde 447 gibi rekor seviyeye çıktı.
Borçlanmadaki bu yüksek artış halkın borcunun toplam gelirlerine oranını gösteren borç/gelir oranına da yansıdı. Borçların toplam gelire oranı 2003 sonunda sadece yüzde 7.5 düzeyindeyken söz konusu oran geçen yıl sonunda yüzde 25.2’yle tarihi bir seviyeye ulaştı.
Borç tutarı 5.4 kat arttı
Merkez Bankası’nın vatandaşların bankalardan kullandığı kredileri kullanarak yaptığı araştırmaya göre borç arttıkça ödenen faiz miktarı da büyüdü. 2003 sonunda bankalar toplam 4 milyar YTL’lik faiz ödemesi yapan Türk halkı gelirinin yüzde 2.2’sini bu alana harcıyordu. Söz konusu rakam geçen yıl 12.2 milyar YTL’ye çıktı. Faiz ödemelerinin harcanabilir gelire oranı ise yüzde 4.2 olarak gerçekleşti. Borç tutarındaki 5.4 katlık büyümeye karşın faiz ödemelerindeki artışın daha düşük düzeyde kalması ise son yıllarda piyasalarda sağlanan istikrarla sağlandı. Merkez Bankası ve Hazine’nin borçlanma faizi düştükçe sokaktaki vatandaş da daha düşük bankalardan daha uygun oranlarla kredi kullandı. Böylece yüksek borçlanma nisbeten düşük faizle finanse edilirken faiz ödemeleri de borç tutarı kadar hızlı artmadı.
Merkez Bankası’nın raporunda üzerinde durduğu bir başka önemli nokta da hızlı harcama ve borçlanma alışkanlığının tasarruf eğiliminde yarattığı keskin düşüş oldu. Bankanın verilerine göre Türk halkı, 2004 yılında 218.7 milyar YTL olan toplam harcanabilir gelirinin 165.7 milyar YTL’siyle tüketim yaparken kalan 53 milyar YTL’lik bölümünü tasarruf olarak saklamış. Toplam gelirin yüzde 24.2’si tasarruf yüzde 75.8’i ise harcama olarak kullanılmış. 2006 sonunda ise rakamlarda önemli bir sapma var. Geçen yıl toplam 289.7 milyar YTL’lik gelirin sadece 39.7 milyar YTL’si tasarrufa ayrılırken harcama ise 250 milyar YTL düzeyinde gerçekleşmiş. Bu rakamlar tasarruf oranının yüzde 13.7’yle tüm zamanların en düşük seviyesine indiğini gösteriyor.
Merkez Bankası’nın verileri arasında bir başka dikkat çekici nokta da vatandaşların mali piyasalardaki yatırımları. Halkın bankalarda tuttuğu toplam tasarruflarındaki büyüme oranı yüzde 42’yle düşük bir seviyede gerçekleşti.
Kredi alıp kart borcu kapatıyoruz
*Rapora göre 2006’da halkın bankalardan yaptığı borçlanmalarda artış hızı yavaşladı, bu yılın ikinci yarısında faizin yüksek seyrini korumasından kaynaklandı.
nRaporda, 2006 yılında tüketici kredilerindeki artışta, konut kredilerinin yanı sıra ihtiyaç kredilerindeki artışın da etkili olduğu belirtildi. Taşıt kredilerinde ise düşüş sürüyor.
*Rapora göre ihtiyaç kredilerindeki artışta tüketicilerin kredi kartı borçlarını kapatmak amacıyla söz konusu kredilere yönelmelerinin de etkili olduğunun düşünüldüğü ifade edildi.
Merkez: Dövizle borçlanmayın
Merkez Bankası’nın dördüncüsünü yayınladığı Finansal İstikrar Raporu’nda vatandaşlar için yaptığı en önemli uyarılardan biri de ‘Dövizle borçlanmayın’ uyarısı oldu. Banka toplam krediler içinde dövizle alınanların halen düşük düzeyde olduğunu belirtti ve ardından şu açıklamayı yaptı: “Toplam tüketici kredileri içindeki payında değişiklik olmamakla birlikte, dövize endeksli tüketici kredilerinde artış görülmektedir. Kurlardaki artışın bu kesimin borç yükünü artırdığı göz önüne alındığında, döviz geliri elde etmeyenin döviz cinsinden borçlanmaktan kaçınması gerektiği açıktır.”










