.
Bilenler bilir o kadar severim ki cheesecake'i neredeyse hicbiryerde yemem hayal kirikligina ugramaktan korkarim. cheesecake konusunda risk almayi sevmem. Olaya bakis acim biraz korkutmus olabilir sizi ama inanin durum bu. Hal boyleyken amerika topraklarinda ise onume gelen heryerde Chesecake ismarlayabilirim hatta bi seferinde marina del rey'de ki chesecake factory'de komaya girmisligim vardir. Kimi zamanda da kararsizliktan depresyona girmisligim pek olasiydi.
Turkiyede yuzlerce cesit peynir olmasina ragmen bu kekin icine dogru peyniri bulmak pek kolay degil. Philadelphia peyniri tam kivami veriyor fakat ithal peyniri bulmak hem zor hem de oldukca fiyatli. Bu tarz beyaz krem peynirlerden piyasada cok olmasina ragmen kekin icerisinde tam kendini bulamiyor. Ya kivam tutmuyor ya da kivami otursa tadi dogru olmuyor.
Yurtdisi seyehatlerimi sikca yaptigim Begum ile sayisiz restorantta chesecake denemisligimiz vardir. Kesif yaptigimiz lezzet rotalarinda not alirken ilerlerken gecenlerde defterine Pinar'in cheesecakeini eklediginide gordum. Nasil olabilir derken Begum limonlu cheecake'i anlatirken verdigi ornekler beni amerikaya Çoktan goturmustu bile. Hic vakit kaybetmeden Pinar'I aradigimda sehirin en iyi cheesecakeini ben yapiyorum sekerim dediginde malzemelerinle bana gel demem bir oldu. Basit ve ulasilir malzemelerle nasil bir chesecake yedik anlatamam hem kivami muthisti ham tadi! Pisirdikten sonra bir gun buzdolabinda dinlenmeye biraktik. Ellerinin sihri olduguna da artik inandigim canim Pinar'in mutfak hayatindan, cocuklu yasamindan, kizlari derininden durusundan ve esi Kerem ile yaptigi uzun kahvaltilardan bahsettik.
Pisirdikten sonra birgun buzdolabinda aklimiz kalarak dinlenmeye terkettigimiz limonlu cheesecake tarifi tam da burada .
Pınarcım ışıl ışıl ve harika görünüyorsun, kendin için ne yapıyorsun?
Sağlıklı besleniyorum. Kendime iyi bakmak zorundayım. İki tane çocuğum var.
Hamileliklerinde fazla kilo almadın ve hemen eski haline geldin. O dönemlerde beslenme açısından neye dikkat ettin?
Aslında her zaman sağlıklı besleniyorum. Zaten sağlıklı beslenmek nedir? İnsanlar diyecek ki, bunlar da hep sağlıklı besleniyoruz diyorlar. Bakın ben mutlaka sebzemi yiyorum, sabahları çok güzel kahvaltımı yapıyorum. Ekmek, peynir, zeytin, yumurta, hepsini yiyorum. Öğlen mutlaka bir çorba içip, sebze yemeği yiyorum. Diyecekler ki makarna yemiyor musun, pilav yemiyor musun? Bunları da çok arada sırada yiyorum.
Canım tatlı istiyorsa yiyorum AMA AZ
Duracağın yeri biliyorsun değil mi?
Evet, bunları çok nadir olarak yiyorum. Bu da kendimi şımartma şeyleri işte... Canım tatlı istediği zaman tatlımı yiyorum ama her gün ve her öğün olarak yemiyorum. Böylece daha sağlıklı ve dikkatli beslenmiş oluyorum... Aslında iki hamileliğimde de tam 16 kilo aldım. Çünkü canım gerçekten ne istediyse yedim. Nasıl olsa hamileyim, kendimi en fazla şımartabileceğim zaman diye düşündüm. Ama şanslı insanlardanım, dikkat ettiğim zaman çabuk kilo verebiliyorum. Zaten çok hareketliyim sen de biliyorsun. Ama özellikle gideyim de sürekli spor yapayım, deli gibi rejimler yapayım demedim.
Diyet listesine bağlı yaşadığın bir dönem oldu mu hiç?
Yok, hiçbir zaman bir listeye bağlı bir hayatım olmadı. Hep kendimi biliyorum. Aslında mantık olarak baktığında her dakika unlu bir şeyler yersen (pilav, makarna, börekler, tereyağlı şeyler, kurabiyeler, tatlılar) tabii ki o zaman otomatikman kilo alırsın. Ama bunları belli ölçülerde belli zamanlarda yersen hiçbir şey olmuyor.
Evlenmeden önce ve sonra yemek yeme alışkanlıklarında ne değişti?
Hiçbir şey değişmedi, hep aynı.
Yine evde yemeğini kendin mi hazırlarsın?
Bizim evde evet. Benim eşim de başkasının elinden yemez zaten.
En son ne pişirdin?
Dolma. Çocukların yemeğini ayrı pişiriyorum. Dolma ve sebze çorbası yaptım onlara.
Bebeklerini nasıl besliyorsun? Neler pişiriyorsun onlara?
Bebeklere özellikle mevsim sebzeleri veriyorum. Kış mevsimi ise kış sebzeleri. Asla yaz mevsimine ait domates, kabak, taze fasulye vermiyorum. Karnabahar pişiriyorum, brokoli pişiriyorum, bol kereviz veriyorum. Onları bir şekilde onların yiyeceği şekle sokuyorum.
Eşim çok spor yaptığı için mutlaka et yer
Eşin Kerem için ayrı bir şeyler pişiyor mu evde?
Kerem çok fazla spor yaptığı için bizim evde her gün mutlaka et, tavuk ya da balık pişer; yanında da mutlaka bir sebze çorbası vardır.
Protein ağırlıklı bir mutfak.
O tabii biraz karbonhidrat da alıyor.
Düzenli spor yapıyor musun?
Düzenli sporu şu an evde yapıyorum. Çocuklarla birlikteyken genellikle neler yaparsınız?
Ufaklık 1 yaşında, Derin ise 3. Mutlaka hafta sonları onu tiyatroya götürürüm.
Çocuklarınla AVM’ler mi yoksa cadde restoranlarını mı tercih ediyorsun? Genellikle kapalı yerlerde mi oluyorsunuz yoksa...
Eğer hava güzelse ben sokak insanıyım. Alışveriş merkezlerine gitmeyi tercih etmiyorum çünkü temiz hava alsınlar istiyorum. Sosyallik önemli bence. Zaten sürekli senin Happily Ever After’dayız. Çünkü burada oturuyor, buradan parka gidiyor ve bol bol temiz hava alıyoruz.
Pratik annelik konusunda Oscar alabilirsin. Bebek beş günlükken dışarı çıktığında insanların ağzı açık kalmıştı.
Bebeğin kırkı dolmadan sokağa çıkarılmaz derler ama sen de biliyorsun aslında yaptığımda hiç anormal bir durum yok.
Ben de öyle. Çocukları her zaman çime çıkartıp, çime atmışımdır.
Açık hava olduğu sürece çocuk her zaman sokakta olabilir, meme emzirdiğim için maması da yanımda; o yüzden benimle her yere gelebilir.
Marketçi misin, pazarcı mı?
Hayatımın büyük bir bölümü markette geçiyor. İkisine de gidiyorum. Bitmeyen bir tüketim söz konusu. Bizde her Salı alışveriş günüdür.
Alışveriş listene bağlı kalır mısın?
Tabii. Ona göre bir düzen var evde. Nelerin bittiği biliniyor ve liste yapılıyor. Deterjan reyonundan başlayıp en son meyve sebzeden çıkıyorum. Bakliyat var, meyveden önce çocuk reyonu boşaltılıyor. Bezler, ıslak mendiller, mamalar alınıyor, en sonunda meyveleri dolduruyoruz ve çıkıyoruz. Bazen, havanın çok güzel olduğu zamanlarda benim evimin tam karşı sokağında harika bir taze sebze meyve pazarı kuruluyor. Oraya gidiyorum ve çocukların sebze meyvelerini oradan alıyorum. Bence pazar çok keyifli, kızımı da götürüyorum.
Son dakika bir misafir gelmeye kalksa en çabuk ne hazırlarsın?
Ben o kadar rahatım ki... Çat kapı, sana yemeğe geldik desinler, iki dakikada bir makarna haşlarım, evde olan malzemeden de sos yaparım. Tamam doyduk işte ne olacak ki? Bazı insanlar streslerini spor yaparak, bazısı yürüyüş yaparak atıyor. Ben ise mutfakta atıyorum stresimi.
Pinpirikli bir anne misin yoksa rahat mısındır?
Çok rahatım ama gizli pinpirikliyim.
Nasıl oluyor o?
Böyle durduğumda çok rahatım. Yere düşmüş, üstüne kar yağıyor ve parmak arası terlik giyiyor dışarı çıkıyor... Ben hiç takılmam böyle şeylere. Çünkü onun kendi kişiliği var ve ben belli bir çerçevede saygı göstermek zorundayım. Ama şu da değil tabii ki, kenara mı oturdu, uçta mı, sokağa doğru mu yürüyor, gözümü ayırmam, o ayrı.
Ayakkabı mı, çanta insanı mısın?
Ayakkabı diyeceğim. Bence ayakkabı bizim için çok güzel bir hediye.
Yanlış hatırlamıyorsam Cengiz Abazoğlu’nun defileleri sensiz olmazdı, Cengiz ya da bir modacı arkadaşından teklif alsan değerlendirir misin?
Değerlendiririm tabii.
Limonlu cheesecake
Malzemeler:
* 1 kutu krema
* 4 paket krem beyaz peynir
* 4 kaşık un
* 1 tutam vanilya
* 4 yumurta
* 100 gr tereyağ
* 2 paket bisküvi
* 1 limon rendesi
* 1 limon suyu
Yapılışı:
Önce bisküvileri bir merdane yardımıyla unufak edin; rondo da kullanabilirsiniz. Kırdığınız bisküvilerin içine tereyağını eritin ve karıştırın. Güzelce alüminyum folyo ile kapladığınız kelepçeli kek çemberinin içine bisküvi karışımını yayın. Karıştırıcıda un, yumurta, şeker ve peynirleri ekleyin. Ardından kremayı ekleyin. İyice çırptıktan sonra limon rendesi ve limon suyunu ekleyin. Bisküvilerle taban oluşturduğunuz kek kalıbına dökün.
180 derecelik fırında 40 dakika pişirin. Fırından aldıktan sonra bir gün boyunca buzdolabında dinlendirin. Üzerini limon dilimleriyle süsleyin.




