Gazete Vatan Logo
ArşivSporda başarının sırrı demokrasi mi?

Sporda başarının sırrı demokrasi mi?

Sporda başarının  sırrı demokrasi mi?

İspanya son 9 haftada spor tarihinin en başarılı dönemini yaşadı

Haberin Devamı

İtalyan bisikletçiler dünyanın en büyük spor organizasyonlarından İtalya ve Fransa Turu’nu kazandı. Milli futbol takımı Avrupa Şampiyonu oldu. Ve son olarak 44 yıl sonra ilk kez bir İspanyol tenisçi, Nadal, Wimbledon’da kupayı kaldırdı. Uzmanlara göre bu başarıların altında 26 yıl önce Franco’nun dikta rejiminden çıkan ülkenin demokratikleşmesi yatıyor.

Dünyanın binlerce yıllık deneyimden sonra bulduğu en iyi yönetim şekli olan demokrasinin faydaları saymakla bitmiyor. Halkın üzerinde yaşadığı ülkenin yönetiminde tekrar söz sahibi olması ve hukukun üstünlüğü prensibi, refahı ve zenginliği de beraberinde getiriyor... Yüceliği, en insani yönetim şekli olduğu gibi demokrasinin birçok erdemini zaten ilkokuldan beri öğreniyor ve öğretiyoruz. Ancak hiç bir ülkenin yönetim şeklinin, o ülkenin sportif başarısında da etkili olduğu aklınıza gelmiş miydi? Ya da başka bir açıdan bakıldığında, sportif başarının demokrasiyi getirdiği? Bu sorunun cevabıyla ilgili önümüzde çok açık bir örnek duruyor: İspanya.


Unutulmaz bir 9 hafta...

Bir zamanlar Türkiye ve Yunanistan ile “Avrupa’nın gelişmekte olan ülkeleri” kategorisinde birlikte yer alan İspanya, son 9 hafta içinde spor tarihinin en başarılı günlerini yaşadı. Ülkemizde pek talibi olmayan ancak dünyada milyonlarca insanı ekran başına bağlayan İtalya Bisiklet Turu, geçtiğimiz Haziran başında İspanyol bisikletçi Alberto Contador’un zaferiyle sonuçlandı.
Bizim ülkemiz için pek de bir anlam ifade etmeyen bu başarı nedeniyle İspanya sokağa döküldü. Ardından Euro 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası geldi. İspanya, finalde Almanya’yı 1-0 yenerek, 44 yıl sonra Avrupa Şampiyonu oldu. 22 milyon İspanyol’un ekranlarında izlediği maç sonrasında tüm ülke sevince boğuldu. Bu başarıdan bir hafta sonra Rafael Nadal, Wimbledon Tenis Turnuvası’nı 42 yıl sonra kazanan ilk İspanyol oldu. Son olarak da geçen hafta dünyanın en büyük spor organizasyonlarından biri olan (ve yine ülkemizde pek de kaale alınmayan) Fransa Bisiklet Turu’nu ( Tour de France) Carlos Sastre kazandı.

4 yılda 66 madalya

Aslında ülkenin başarılarını son 9 haftaya sıkıştırmak, İspanya’ya haksızlık olur. İspanyol Spor Bakanlığı’na göre ülke 2004 Atina Olimpiyatları’ndan sonra dünya çapında çeşitli spor müsabakalarında 66 madalya ve Avrupa’da 114 birincilik kazandı. Bu dört yıl içinde, İspanyol Fernando Alonso iki kez Formula 1 Şampiyonu oldu. İspanyol bisikletçiler, son dört Fransız Bisiklet Turu’nun üçünü kazandı. Ülkenin başarısı bireysel sporlarla kısıtlı değil. İspanya, 2006’da Dünya Basketbol Şampiyonası , 2005’te Dünya Hentbol Şampiyonası ve 2007’de Dünya Voleybol Şampiyonası’ndan birincilikle döndü. Avrupa’da tüm ülkeleri geride bırakan bu başarının nedenine gelince... İspanyol basınına göre, 26 yıl önce Franco’nun askeri dikta rejiminden kurtulan ülkenin demokratikleşmesi, sportif başarıların artmasının birinci nedeni. Ülkenin en çok satan gazetesi El Pais’in spor yazarı Juan Jose Mateo’ya göre demokratik yönetimde ülkenin gençleri kendilerini daha kolay gösterme fırsatı buluyor.

Birincilik getiren rejim

Mateo; “Demokrasiye geçişimiz ve AB’ye entegre oluşumuz ülkeye daha fazla dış yatırımın gelmesine neden oldu. İspanyolların, beslenmeleri, sağlık kurumları ve spor alanlarındaki kalite arttı. Koçlarımız ve antrenörlerimiz dünyada ne olup bittiğini anında öğrenebiliyor. Onlar da dünyaya açıldı. Antrenman tekniklerimiz gelişti. Hepsi, İspanya’nın demokratikleşmesi ve dışa açılmasıyla gerçekleşti” diye konuşuyor. İspanyol bilimadamlarının yaptığı araştırma da Mateo’nun sözlerini doğruluyor: 1978’de geçilen demokratik rejimin ilk neslinde doğan çocuklar, Franco rejiminin ilk nesli içinde doğanlara göre ortalama 9 santimetre daha uzun. İspanya’nın son dönemdeki spor başarısı, ülkedeki demokratikleşmeye de katkısı oldu. Uzun yıllar maçlarda “Katalonya İspanya değildir” sloganları atan Katalanlar, Euro 2008 sonrasında özerk Katalonya Bölgesi’nin başkenti Barcelona’da İspanyol bayraklarıyla sokağa döküldü. Demokrasinin spordaki başarıya etkisinin en açık görüldüğü yerler, rejimlerine bakılmaksızın dünyadaki tüm ülkelerin yarıştığı Olimpiyatlar. 1896 ile 2006 yıllarında gerçekleşen 28 Olimpiyat Oyunları’nda en çok madalya kazanan ülkelere bakıldığında demokrasinin beşiği olan ülkelerin çokluğu göze çarpıyor. Örneğin, Yaz ve Kış Olimpiyatları’nda kazanılan toplam madalya sıralamasında ilk 6’daki ülkelerin biri dışında (SSCB) hepsi demokratik rejime sahip olan ülkeler. Demokrasinin beşiği ABD, toplam 2405 madalya ile ilk sırada yer alıyor.


En çok madalya kazanan ülkeler


1- Amerika 2405
2- SSCB 1204
3- İngiltere 689
4- Fransa 679
5- Almanya 648
6- İtalya 595
7- İsveç 588
8- Macaristan 454
9- Norveç 415
10- Finlandiya 446