Ölü yıkarken ruhumuz temizleniyor
Şüphesiz dünyanın en zor mesleklerinden biri ‘cenaze yıkayıcılığı’... Zorluğunu yaşayanlarsa elbette yıkayıcılar.
Zincirlikuyu Mezarlığı’nda buluştuğumuz üç kadın gasilhane çalışanı mesleklerini ve yaşadıklarını anlattı.
İnsanoğlu bildiği ama hoşlanmadığı gerçeklerle yüzleşmekten kaçar. Bunlardan belki de en katı olanı ölümdür. Çünkü ölüm soğuktur. Ve insan bu gerçeği gözardı ederek hiç ölmeyecek gibi yaşar hayatı. Hiç ölmeyecekmiş gibi gelecekle ilgili planlar yapar... Ölüm gerçeğini unutarak, daha doğrusu unutmak isteyerek... Peki ya işiniz gereği hergün ölümü defalarca hatırlamak zorundaysanız? İşte bunun en iyi örneklerinden biri cenaze yıkayıcıları. Halk arasındaki adıyla ‘ölü yıkayıcılar’... Sanırım dünyanın en zor mesleklerinden birini yapıyorlar. Başları kapalı, çekingen, işlerine sonuna kadar sahip çıkan, sinirleri alınmış üç kadının röportajını okuyacaksınız şimdi. Unutmadan, aylık maaşları 940 YTL...
Gülistan Öztürk 53 yaşında
Zincirlikuyu Mezarlığı’nda 1998’den beri cenaze yıkayıcı olarak çalışıyor.
İlk gün çok ürktüm ve gerildim
Nasıl başladınız işe?
İki oğlumu kaybettim ve kendi acılarımı dindirmek, başkalarının acılarına yardımcı olmak amacıyla başladım bu işe. Evlat kaybı büyük acı.
nÇocuklarınız vefat eder etmez mi başladınız?
Bir sene sonra.
Orada yaşanan kayıplar sizin acınızı artırmadı mı?
Artırdı. Beraber ağladığım anneler çok oldu. Çoğuna anlattım benim de çocuklarımı kaybettiğimi “Sabredeceğiz, dua edeceğiz. Bu ölümden kaçış yok” dedim hep. Aynı acıyı biliyorum ve yıkadığım sanki benim çocuğummuş gibi hissediyorum.
Çok yıpratıcı değil mi bu durum?
Başka bir işte çalışamam. Başka işte de mutlu olamam.
Nasıl mutlusunuz ya?
Gerçekten mutluyum, ruhum temizleniyor. Ruhum dinleniyor.
Dini gerekliliklerin dışında cenaze yıkarken neye dikkat edersiniz?
Ölmüş artık, ne istediğini, ne beklediğini söyleyemiyor ve senin elinde. Ona öyle bir davranacaksın ki... Yani öldüğünde sana nasıl davranılsın istersen öyle. Eksik bırakmayacaksın, kaba olmayacaksın. Yarın öbür gün ben de yıkanacağım, sen de...
Aileler karışıyor mu yıkarken?
Tabii karışıyor ama biz anlayışla karşılıyoruz. Çünkü onun kıymetlisi orada yatan ve acısı büyük. Ben o durumda “Sen nasıl istersen, hiç merak etme” diyorum. Sevdiğini gönlü rahat yolcu etsin istiyorum.
Kaç cenaze yıkamışsınızdır bugüne kadar?
On bir senede günde 3-4 tane olarak düşünürsen çok yıkamışımdır.
İlk cenazenizi hatırlıyor musunuz?
Bir arkadaşımla yıkıyorduk. O bana öğretiyordu, ilk günüm ya. Onu başka yere çağırdılar. Tek başıma kaldım, çok stres oldum, ürktüm. Stresle etrafımda yaşananları fark etmedim.
Uzun vadeli anılarınız var mı? 4 sene önce yaşanan bir cenazedeki olayı hatırlıyor musunuz yoksa sürekli yenilendiği için sadece yenileri mi var belleğinizde?
Unutmam. Dört sene önce Kilyos’da yüzerken üç arkadaş boğulmuştu. 15-16-17 yaşlarında üç gencecik kız. Onları ağlayarak yıkadım. Bakıyorsun gencecik, daha dünyaya doymamış kızlar. Sonra silkeleniyorsun işte “ölüm gence yaşlıya bakmıyor, vadesi dolan gidiyor” diyorsun. Bazen kimsesiz cenazeler geliyor. İçim burkuluyor. Bizim için ünlü, politikacı, zengin, fakir fark etmez. Gidilen yer aynı, yapılan işlem aynı, edilen dualar aynı, sarılan kefen aynı.
Hiç bir yakınınızı yıkadınız mı?
Evet anneannemi...
Ölümle bu kadar iç içe olmak hayata bakışınızı nasıl etkiledi?
Dünyevi olaylara bel bağlamıyorsun. O gün, o an ne yapabilirim diye bakıyorsun. Her şey geçici çünkü... Bugün varsın, yarın yok...
Fatma Yurdakul 38 yaşında
(Karacaahmet Mezarlığı’nda Gasilhane sorumlusu)
Ölü biri size zarar veremez,
nesinden korkuyorsunuz?
Nasıl bu işi seçtiniz ve neden tabii?
Daha önce gasilhane ile ilgim yoktu. Burada çalışan arkadaşlarım vardı. Kadro açıldığını söylediler, ben de başvurdum. Bir-iki mülakattan sonra işe alındım.
Mülakatta neler soruldu?
Ölü yıkanırken neyin farz, neyin sünnet olduğu, cenaze yıkanırken yapılması gerekenleri bilmem veya öğrenmem gerektiği söylendi. Gasilhane’de sorumluluğum altında olan işleri sıraladılar.
Nedir sorumluluklarınız?
Ben size bir günümü anlatayım; sabah sekiz buçukta Gasilhane açılır ve cenazeler gelmeye başlar ya da gece nöbetçi olan şoför gece gelen cenazeleri morga yerleştirir. Sabah yakınları geldiğinde cenazeler yıkanmaya alınır. Ben bunların kayıtlarını tutarım, cenazelerin karışmaması için önlemler alırım.
Nasıl önlemler mesela?
Tabutların üzerine isimleri yazılıdır. Yıkama yerine alınan cenazenin adı kapının üzerine asılır. Çıkınca örtüsünün üzerine kaydedilir ismi. Bu arada cenaze yakınlarıyla ilgilemekte benim görevim. Acılarını dua ederek dindirmelerini söylüyorum. Gasilhane başka bir alem, içeride yaşananları anlatmak hayal gibi ama orada yaşadıkça insan hissetmeye başlıyor.
Böyle bir yerde nasıl çalışıyorsunuz peki? Yani ölüm ve ölüler sizin işiniz...
İnancım sayesinde... Çok huzurlu, mutlu ve severek yaptığım bir iş. Her an ölümü ve yaradanı hatırlayarak yaşıyorum. Bu da beni mutlu ediyor. İbadetlerimi daha düzenli yapmaya ihtiyaç duyuyorum çünkü ölümün sizi ne zaman bulacağı belli değil. Ve bu gerçek hep önünüzde.
nDaha önce ne iş yapıyordunuz?
Tekstil atölyem vardı, iflas ettim. İşletme fakültesini bitirdim.
Nasıl emin oldunuz bu işi yapabileceğinizden, kaldırabileceğinizden?
Herkes yapamaz tabii... Herkes istemez de zaten. Ben hiç sıkıntı yaşamadım.
Genç ölüm varsa, ailesini teselli etmeye çalışırken etkilenmez misiniz ?
Etkileniyorum. Ben de onlarla beraber ağlıyorum. Ağlamam için genç-yaşlı fark etmez. Birinin annesi vefat ettiğinde ben kendi annemi hatırlıyorum.
Evli misiniz, çocuklarınız var mı?
Evliyim ama çocuğum yok.
Eşiniz ne düşünüyor mesleğiniz için?
Eşim de inançlı biri o yüzden problem yaşamıyoruz. Ama tabii işe başlamadan önce bu konularla ilgili fazla bilgi sahibi olmadığımız için merak ettiği, sorduğu şeyler oluyordu. Nasıl gidiyor, neler oluyor, nasıl yürüyor gibi sorular soruyordu.
İnsan eve gittiğinde neşeli bir şeyler anlatmak istemez mi?
Evime asla sıkıntı götürmedim bugüne kadar. Burada yaşanan hüzün burada kalır. Umarım bundan sonra da hep böyle gider. Ama eşim dostum garipsiyor. Zaten birine “Gasilhanede çalışıyorum” dediğimde mutlaka şaşırıyor, gözleri açılıyor.
İşinizi korkunç bulanlara ne dersiniz?
Ölü biri size zarar vermez ki, nesinden korkuyorsunuz?
Emine Saklamaz 42 yaşında
(Karacaahmet Mezarlığı’nda Cenaze
yıkayıcı olarak 20 aydır çalışıyor.)
Herkesin acısını yaşıyoruz
Daha önce ne iş yapıyorsunuz?
Kurân kursunda hocalık yapıyordum ama sosyal güvencem yoktu. Burada kadro olduğunu duydum ve gelmek istedim. Görüştüm, işe alındım.
Gasilhane hayatı ve normal hayat birbirine karışmıyor mu?
Hayır. Buradan çıkınca unutuyorsunuz. Ama buradayken hiçbir şey hissetmiyoruz desem yalan olur. Genci, bebeği geliyor. Herkesin acısını onlarla birlikte yaşıyoruz. Ama çıktıktan sonra ne hayatına, ne ailene, ne de çoluğuna çocuğuna yaşadıklarını yansıtmaman gerekiyor.
Kadınlar genellikle çok duygusal olur. Oraya gelen cenaze size sevdiklerinizi hatırlatmıyor mu?
Ölüm ne erkene alınabilir ne de geri... Gücümüz yetmez. Ne zaman almak isterse o zaman alacak.
Çocuklarınız işinizle ilgili ne düşünüyor?
Kızım kursa gidiyor. “Anne bana mesleğini soruyorlar ama ben cenaze yıkıyor diyemiyorum” diyor. Çocuklar olsun, çevre olsun çok soğuk bakıyorlar. Ama ben her gün bu dünyanın gelip geçici olduğunu görüyorum. Yaptığımız işler bize mükâfat olarak dönecek, biliyorum. Mutluyum.
Bir çalışma gününü anlatır mısınız?
Sabah sekiz buçukta başlıyor işim. İçeri giriyor, kıyafetleri giyip, hazırlığımızı yapıyoruz. Kullanmamız gereken bazı şeyler var. Kefen, sabun gibi... Onları hazırlıyoruz. Sıkışık bir günse zaman kaybetmemek için her şeyi organize ediyoruz.
Ve cenaze geliyor...
Cenaze aile yakınlarının gelişiyle yıkanmaya başlanıyor. Tabii aileler çok acılı oluyor. Evlat acısı çeken, eşini kaybeden... Geçen gün bir kadının gencecik kızı ölmüş. Kadına söylememişler öldüğünü... “Gel seni kızına götürüyoruz” demişler. Kadıncağız, her şeyden habersiz geldi ve kızını yıkanırken gördü. O olaydan çok etkilendim.
Günde kaç kişi yıkıyorsunuz?
Çok şişman cenaze olursa 3-4 kişi girdiğimiz oluyor. Normalde iki kişi giriyoruz yıkamaya... Biri sağ, biri sol tarafı yıkıyor. Ortalama bir şey söyleyemem. Bazı günler 2 kişi oluyor, bazı günler 15...
İnancınız olmasa bu işi yapamazdınız. Soru işaretleriniz olsa yani..
Kesinlikle... Bazen cenaze sahipleri yüzünü açtığımızda “Aman” deyip iki adım geri gidiyor. Biz cenaze ne durumda olursa olsun görevimizi yapıyoruz.
Mesleğinizde yükselme şansı var mı? Yani buradan bir ileri aşama nedir?
Bilmiyorum. Allah rızası için burada çalışıyoruz.
Son dönemlerde en çok neden vefat ediyor insanlar?
Yüzde seksen kanser.
İşinizin en zor kısmı nedir?
Mesele ölü yıkamak değil. Siz sanıyorsunuz ki her cenaze bize normal geliyor. Kaza, yangın, ciddi darbelerle vefat edenler var. Bu sahneleri herkes kaldıramaz. İnanç çok önemli. İnancı olmayanların yapacağı iş değil.




