Maskotumuz taklit değil sadece esinlenme var
Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, 18 yıldır Türk basketbolunu yönetiyor.
Esas mesleği finans uzmanlığı olan Demirel, 2010 yazında Türk basketbol tarihinde ilk kez düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası’nın heyecanını yaşıyor. Sivas Kangal’ı da maskot olarak düşündüklerini ancak Van Kedisi’nin herkese daha sempatik geldiğini söyleyen Demirel, Antalya’nın yerine Kayseri’nin şampiyonaya dahil oluşundan Galatasaray’daki sahte forma skandalına kadar basketbol dünyasında merak edilenleri anlattı.
Federasyon başkanlığınızın 18’inci yılına giriyorsunuz. Bu kadar uzun süre görevde kalmanızın sırrı ne?
Basketbol camiasında uzun süre çalışmak, eskiden kalma bir gelenek. Avrupa’da Borislav Stankovic, FİBA Genel Sekreteri olarak yaklaşık 23 yıl çalıştı. İstikrarın olduğu yerde daha doğru çalışmalar yapılıyor. Kurduğunuz ilişkiler, geliştirdiğiniz altyapı zaman içinde kendisini geri ödüyor. Başarı da ancak böyle geliyor. Biz göreve bu kadar uzun süredir devam etmiyor olsaydık, bugün ne bir Dünya Şampiyonası, ne de bir Avrupa Şampiyonası düzenleyebilirdik. Biz 1992’de göreve geldikten sonra, Türkiye bütün Avrupa Şampiyonaları’na katıldı. Hepsinde de iddialı oldu. Dünyada “basketbol” denince akla ilk gelen 10 ülkeden biri olduk.
“Van Kedisi”nin 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nın maskotu olması, neredeyse şampiyonanın önüne geçti. Van Kedisi nasıl maskotumuz oldu?
FİBA, maskotun mutlaka ülkemize özgü bir sembol olmasını tercih ediyordu. Açıkçası, uzun uzun “Sivas Kangal”ın olabileceği de düşünüldü. “Van Kedisi” de gündeme geldi, farklı kuşlar da... 9 ay birçok maskot türü tartışıldı. Bunların içinde herkesin en çok sempati duyduğu ve FİBA’nın da üzerinde mutabakata vardığı “Van Kedisi” oldu. Kayseri, İzmir, İstanbul ve Ankara’da bu maskotu o şehrin insanlarıyla buluşturduğumuz anda yaşanan görüntüler, bu seçimin çok isabetli olduğunu gösteriyor. Bence bu maskot şampiyona sonrasında da mutlaka yaşayacak.
Sıradan birinin maskotun içine girmesi çok zor
Maskotun Avustralyalı ressam Rosina Watcmeister’ın eserlerinden çalıntı olduğu doğru mu?
Dünyada kedilere tutkun olan ve eserlerinde ana tema olarak işleyen pek çok sanatçı var. Onların eserleri arasında mutlaka benzerlikler olabilir. Ama dünyada işini ciddi yapan hiç kimse, hele de dünyada maskot geliştirme konusunda isim sahibi bir İngiliz kuruluşu, “taklit yapma” gibi bir yola tenezzül etmez. Buna zaten kurum olarak ne biz izin veririz, ne de FİBA... Belki de, “esinlenme” olarak alınabilecek küçük benzerlikler vardır. Ama taklit ya da çalıntı olması düşünülemez.
Maskotun içinde durmak zor bir zanaat olsa gerek...
Sıradan birine bu kıyafeti giydirmek mümkün değil. Çünkü o kıyafeti giymek, üzerinizde taşımak ve içinde nefes almak çok zor. Maskotun içinde ancak belli bir süre nefes alabiliyorsunuz, onun da özel bir yöntemi var. Bu da ancak eğitimle öğreniliyor.
Şimdilik maskotun içinde görev yapan tek kişi, eğitilmiş olması nedeniyle bir İngiliz. Ama şampiyona sırasında her şehir için ayrı maskotlar olacak. Ve bunun için o fizyonomiye uygun yerli kişiler de eğitilecek. Ayrıca, çocuklara basketbolu sevdirmek için Van Kedisi çizgi-film ve çizgi-roman haline getirilecek.
Adnan Polat hem şaşkın, hem üzgündü
Galatasaray’daki “sahte oyuncu” krizi hem sizi, hem de kulübü sarstı. Eski bir GS’li olarak bu skandalı duyduğunuzda aklınızdan ilk geçen neydi?
Yapan kişiler için “Böyle bir aptallığı nasıl yapabilirler” diye düşündüm. Forma değiştirip sahaya sürecek cesareti ve cüretkârlığı nasıl gösterebildiklerini anlayamadım. Hâlâ da anlayabilmiş değilim. Hakikaten çok üzüldük. Olayın ortaya çıkmasıyla Başkan Adnan Polat’la konuştuk. O da gerçekten hem şaşkın, hem de üzgündü. Maalesef, bütün bu olayların sonucunda, Galatasaray Kulübü ve basketbol takımı çok büyük bir yara aldı. Ama basketbol da büyük bir yara aldı. Biz de basketbol federasyonu olarak bu konuda çok süratli ve doğru kararlar aldığımızı düşünüyoruz. Bazıları cezanın ağır olduğunu, bazıları ise hafif olduğunu söyleyerek bizi suçluyor.
Orta yolu mu buldunuz?
Hiçbir zaman “orta yolu bulmak” gibi bir arayış içinde olmadık. Yönetmeliklere göre en doğru kararları aldık. Vicdanen rahat olmadığımız bir karar alsak, bunu yönetimde kimse içine sindiremezdi. Biz GS’li Cemal’in oynadığı maçlarda, cezalı bir oyuncu oynadığı için “hükmen mağlubiyet” cezası verdik. Ayrıca, Galatasaray Basketbol takımı sahte evrak düzenleyerek federasyonu kandırmış. Buna dayanarak, küme düşme veya puan silme cezası verilebilirdi. Biz ligde oynamış olduğu beş maç nedeniyle, sadece “5 puan silme cezası” verdik. Yönetmeliğe göre, işlenen suçlar cezasız kalamaz.
Antalya kaybedince Ruslar ve Almanların ‘doğal seyircisi’ gitti
İlk etapta Dünya Şampiyonası’nın yapılacağı iller arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’le birlikte Antalya yer alıyordu. Daha sonra ne oldu da Antalya’nın yerini Kayseri aldı?
Antalya’da çok doğru bir yerde 2010 için bir salon projesi başlatıldı. Salonun belli bir tarihte bitmesi gerekiyordu. Ancak, yerel seçim sonrası salon inşaatına itirazlar oldu. Belediyenin aldığı mahkeme kararları nedeniyle proje durdu. FİBA da Antalya’da salonun yetişmesi için bir siyasi kararlılık görmek istedi. Ancak, bu gerçekleşmeyince, biz de “B planı” olarak hazır bir salon bulunan Kayseri’de şampiyonanın yapılmasına karar verdik. Bu olay, yeni CHP belediyesinin, eski yönetimden farklı görüşü olmasından kaynaklanıyor. Ama sonuçta kaybeden Antalya ili oldu. Ciddi bir tanıtım fırsatını kaybettiler. Hem biz, hem de katılacak ülkeler Antalya’nın devre dışı kalmasından dolayı üzgün. Çünkü gerek Ruslar, gerek Almanlar için Antalya bir turizm merkezi... Yazın bu şampiyona düzenlediğinde Antalya’da onların doğal seyircileri olacaktı. Ama artık yapacak bir şey yok. Bundan sonra, Kayserili vatandaşlar dünya şampiyonasına ev sahipliği yapmanın onurunu taşıyacak.
Tanjevic’in neye göre başarısız olduğu tartışılır
Bazıları Tanjevic yüzünden Milli Takımın başarısız olması için bir kampanya yürütüyor. Ama Türk kamuoyu Tanjevic’in ayrılmasını talep etmiyor. En son Avrupa Şampiyonası çeyrek finalinde, uzatmada maçı son topta kaybettik. Yani o son top girse, belki madalya alacaktık. Ben son topta kaybetmeyi başarısızlık görmüyorum.
Ramazan’da Kayseri’de yabancılara ‘içki’ sorun olmaz
Şampiyonaya 9 ay var. Ama Ankara ve İstanbul’daki salonlar hâlâ bitmedi, ya yetişmezse diye endişeli misiniz?
Hayır, bir endişem yok. Zaten 5 tesise ihtiyacımız vardı. Bunlardan 3’ünde problem yok. Abdi İpekçi’deki yüzme şampiyonası bitti. İstanbul Ataköy ve Ankara’daki arenaların inşaatı da en geç Mart sonu tamamlanacak. FİBA’nın danışman heyeti iki ayda bir gelip inşaatlarla ilgili rapor alıyor.
Hatta Ankara’daki Paraşüt Kulesi’nin yanındaki salon inşaatında bir “webcam” var. FİBA, internetten inşaatı an be an takip ediyor.
Bu şampiyona Türk ekonomisine ne kadar gelir getirir?
Van Kedisi’yle ilgili gazetede çıkan haberleri dahi sütun santim alsak, sadece Van için bile büyük bir tanıtım yapıldığı anlaşılır. Bu şampiyonada satılacak 200 bin biletin yüzde 15’i yabancılara satılacak. Bu da yaklaşık 30 bin turist demek... Sadece bilet geliri bile 2-3 milyon doları bulacak. Gelen turistlerin, ekiplerin, sponsorların yaptığı alışverişleri, konaklamaları da hesaba katarsak, rakam çok daha büyüyecek. Sonuçta, finalde İstanbul’daki 15 bin kişilik salonda, yaklaşık 7 bin 500 yabancı konuğumuz olacak. Ama her şeyden önemlisi, tarihe geçeceğiz...
Nasıl olacak tarihe geçmemiz?
Dünya Basketbol Şampiyonası 2002’de ABD’de, 2006’da Japonya’da yapıldı. Biz dünyanın bu en büyük iki ekonomisinden sonra, bu organizasyonu düzenleme onuruna sahip dördüncü Avrupa ülkesiyiz. Belki de, önümüzdeki 50 yılda bir daha bir “Basketbol Dünya Şampiyonası” yapma olasılığımız yok. Bu fırsat Türk spor camiasının eline 100 yılda bir gelir. 2010, bizim için bir sınav. Ne kadar başarılı olursak, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2020 Olimpiyatları’na talip olduğumuzda bizim için model olacak.
2010 Dünya Şampiyonası Ramazan’a denk geliyor. Kayseri’de, Sırbistan, Arjantin, Almanya gibi ülkelerin taraftarları içki içmek isterse, bir sorun çıkar mı sizce?
Oyuncular zaten böyle bir talepte bulunmaz. Ancak onları desteklemeye gelenler ve basın mutlaka kendi inanışları doğrultusunda hareket edecek. Ama Kayseri’de içkiyle ilgili herhangi bir engelleme olmayacağı gibi, bilakis Kayserililer geleneksel Türk misafirperverliği ile herkesi rahat ettirmek için gayret sarf edeceklerdir. Ben Kayseri’de dünya şampiyonasına yönelik bir içki sorunu beklemiyorum.
“Yıldırım’ın memuru” sözüne alınsam, bu görevde kalmazdım
Basketbol camiasında “Aziz Yıldırım’ın sözünden çıkmaz”, “Yıldırım’ın memuru” gibi sözlerle anılmak sizi yaralıyor mu?
Bu sözleri kimlerin söylediğini bildiğim için yaralanmıyorum. Zaten bu sözler beni yaralasaydı, bu kadar süre bu görevi yapmam mümkün değildi. Ben Aziz Yıldırım’la 1992’den beri komşuyum. Tanışıklığımız kendisi Fenerbahçe Başkanı değilken başladı.
Ama Aziz Bey FB’ye başkan olmadan önce ben Federasyon Başkanı’ydım. Dolayısıyla, ne ben Aziz Yıldırım sayesinde seçildim, ne de benim Galatasaray Basketbol Kulübü kaptanlığım birileri sayesinde oldu. Seçimlerde bir kulüp tarafından desteklenen bir aday, oy aldığı için mutlaka oy verenlerin her dediğini yapacak diye de bir şey yok.




