Küçük bir kadın ama enerjisi çok büyük
Osmanlı’nın savaştığı dönemlerde batırılan gemilerin enkazları, depremlerle su altında kalan antik kentler, limanlar, su altı arkeolojisi ve Türkiye’nin “mavi cennetleri” dalış noktaları , “Su Altı Cennetlerimiz” belgeseliyle TRT ekranına taşınacak.
Belgeselin ekibinden Türkiye’nin ilk su altı kadın kameramanı Zerrin Güner ile su altı kameramanlığını konuştuk.
Kaç yaşındasınız, eğitiminiz nedir?
28 yaşındayım. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunuyum.
Ne zamandan beri kameramanlık yapıyorsunuz?
2004 yılında başladım. TRT elemanı değilim, Girayhan Alpdoğan yönetmenliğindeki belgesellerde yönetmen yardımcısı ve kameraman olarak görev yapıyorum.
Su altı kameramanlığı nasıl başladı?
2004 yılında ‘Sualtı Cennetlerimiz’ adlı proje ile tanışmamla başladı. Belgesel o kadar kapsamlı tasarlanmıştı, projeye baktığımda her şey o kadar tamam görünüyordu ki, bu kadar hazır bir bilgi ortamında elimden gelenin en iyisiyle yetinmek bu belgesele haksızlık olurdu. Gereken her şeyi yapabilme düşüncesi bana dalışı öğrenme ve beraberinde de su altında vizörden gördüklerimi herkesle paylaşma kararını aldırdı.
Zorlukları, keyifli tarafları neler?
Dalış yapmak zor değil, zor olan suya atlayıp BC’nin havasını indirene kadar geçirdiğimiz süre olabilir fakat bu aşamaya da zor demeye dilim varmıyor. Çünkü çalışmalarımız sırasında bizimle birlikte olan herkes gerçekten huzurlu bir ortamda çalışabilmek için büyük çaba sarfediyor.
Çekimlerde ilginç olaylar yaşıyor musunuz?
Batık gemilerin arasında yıllar öncesine dalmak ve balıklarla gözgöze gelmek zaten ilginç. Ama Kıbrıs’ta dalış hazırlığı yaparken, bir Alman turistin söylediği, “Small lady, big camera” sözü beni çok mutlu etti. Evet küçük bir kadınım ama içimdeki enerji, tüm dünya sularında dalıp, Alman arkadaşımıza tüm dünya tarihini gösterecek kadar büyük!
Bundan sonra mesleğinizi bu yolda mı sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Evet, bu alanda ilerlemek benim için çok önemli... Ülke tarihimizin izlerini kendi denizlerimizde sürmenin keyfini tüm dünya denizlerinde sürdürüp, varlığımızı hissettirmeye devam etmek istiyorum.
Dalmadan önceki ile sonraki ruh haliniz arasında nasıl farklar oluyor?
Dalmak başka bir heyecan, beklediğin görüntüyü elde etme düşüncesi başka bir heyecan. Tüm bu heyecanları yaşayabilmek için öncelikle hava ve deniz şartlarının en uygun olmasını beklemekse bambaşka başka bir heyecan... Her şey tamamsa zaten çıkmak bile istemiyor insan... Su altında gerçekten de hiç bir problem gelmiyor aklına insanın, bir büyü olduğu kesin...
Türkiye’nin dışında başka ülkelerde de su altı çekimi yaptınız mı?
KKTC’de dalış yaptım. Yapılan çalışma TRT ekranlarından “Yeşil Adanın Mavi Derinlikleri” adıyla dört bölüm olarak yayınlandı ve çok beğeni kazandı. 4 bin adet DVD hazırlanarak, değişik dillerde, tüm yurt dışındaki temsilciliklere dağıtıldı. Büyük bir işti...
Yaklaşık 3 yıldır çekimlerini yaptığınız belgesele ilgili ne demek istersiniz?
Su altı dünyası ile tanışmamın ana nedeni bu belgesel. Gerçekten de ülkemiz tarihini, savaşlarda batmış gemileri, sualtı arkeolojisini ve sualtında yapılan bilimsel araştırmaları gözler önüne serecek ciddi bir proje. Bu projeye emek verenlere, onay verenlere çok şey borçluyuz. Bence bu proje televizyonda yayınlandıktan sonra mutlaka devam ettirilecektir, artık bir marka olacaktır.
‘Su Altı Cennetlerimiz’den sahneler
Çanakkale Savaşları’nda batan Armada ile 1900’lü yılların ilk çeyreğinde üretilen arabaları taşıyan Amerikan ticaret gemisi “Melpomeli”nin batık görüntüleri.
Antik dönemin liman görüntüleri (animasyonlarla anlatılacak),
Neolitic dönemden başlayarak sürekli yerleşim yeri olan ve halen kara ve su altı kazılarının sürdüğü Limantepe. Osmanlı Kalyonu’nun (savaş gemisi) kazı çalışmaları.
Yestafi -Rus Amiral Gemisi batığı ve Burc-u Zafer Osmanlı Amiral Gemisi batığının görüntüleri. (Çeşme batıkları ilk defa bir belgesele konu oldu)
Antik kent Knidos bölgesindeki ören yerinde gerçekleştirilen kazı çalışmaları, su altı batık görüntüleri.
Antik dünyanın Halikarnassos’u... Mindos Harabeleri ve batıklar... Antik dünyanın ilk kez görüntülenen batıkları ve yeni batıkların yer aldığı dalış noktaları
Antalya falezlere yakın, 25-30 metre derinlikteki Saint Didier’in hazin öyküsü...
Fransız mühimmat gemisinin, İngiliz uçakları tarafından batırılışının hikayesi ilk defa ekrana gelecek.




