'Gripten korunmak için 460 bin ton bitki içiyoruz'

.
Sebebi belli olmayan H3N2 gibi virüslerden, zayıflamaya, cilt bakımından saç sorunlarına kadar Türkiye şifalı bitkiler ve doğal tedavi yöntemlerine yöneliyor. Türkiye’deki 4 milyon liralık pazarı, Aktarlar Federasyonu Başkan Yardımcısı Hande Polat anlattı.
Günümüzde özellikle de hastalıkların önlenmesi ve tedavisi konusunda doğaya dönüş akımı yaşanıyor. Yapay yolla elde edilen ilaçların her geçen gün yeni bir yan etkisinin bulunması, insanları bitkisel ürünlere yöneltiyor. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde bolca yetişen sebze, meyve ve bitkiler yaşamımızın en önemli koşullarından biri olan dengeli beslenmeye yardımcı oluyor.
Evliya Çelebi’nin seyahatnamesine göre 17’inci Yüzyıl’da, İstanbul’da 2 binin üzerinde aktar yaşıyormuş. O yıllarda ‘kökçü’ diye de çağırılan aktarlar, arabalar üzerinde zencefil, ravent, karanfil, biber, tarçın, sümbül yağı, sarısabır gibi 3 bin çeşit mal satarlarmış.
Bugün aktarlık mesleği tüm dünyada eczacılığın temeli olarak görülüyor. 2000’li yıllara gelindiğinde modern yaşam ve etkileri insanoğlunu dönüp dolaşıp yeniden doğal gıdalara yönlendirdi. Artık yorulunca ginseng kökü kaynatıyor, karnımız ağrıyınca biberiye çayı içiyoruz. Baharatları ise hiçbir zaman soframızdan ve yemeklerimizden eksik etmiyoruz.
Üniversiteli aktar
Hande Polat üniversiteli bir aktar. 33 yaşında. Trakya Üniversitesi’nde Ziraat Mühendisliği mezunu. Okul yıllarında şifalı bitkiler dersi ilgilisini çekince, aktarlık üzerine ihtisas yapmış. 2003’te bitkisel ürünler üreten bir firmada stajyer olarak sektöre girmiş. Türkiye Aktarlar ve Baharatçılar Federasyonu kuruluşunda yer aldıktan sonra Başkan Yardımcısı olarak göreve başlayan Polat, kendi markasını yaratmış. Hande Polat markası ile zayıflama çayı, cilt gerginleştirici krem, hızlı saç uzatıcı yağ gibi piyasada popüler olan ürünler ve özel tekniklerle sıkılan bitkisel yağlar üretiyor. Polat ile 4 milyon liralık şifalı bitkiler ve doğal tedavi yöntemleri pazarını konuştuk, her derde deva mucize reçeteler aldık.
‘Muhafazakar kesim ilaç yerine şifalı doğal ürünler kullanıyor‘
Hande Polat şifalı bitkilere olan ilgiyi şöyle anlatıyor, “Son üç senedir şifalı doğal ürünlere ilgi çok arttı. Anadolu bitkisel kozmetikleri keşfetti. Özellikle muhafazakar kesim alkol kullanmadığı için ilaçta kullanmak istemiyor ve bu nedenle şifalı bitkilere yöneliyor. Gençler ve yeni anne babalar da şifalı bitkilere ilgi gösteriyor. Sebebi belli olmayan, domuz gribi, kuş gribi ve bugünlerde Türkiye’de 1 milyon kişiyi yatağa düşüren H3N2 virüsünden dolayı insanlar aktarlara yönelmiş durumda. Modern tıp gelişirken hastalıklar artıyor, verim alamayınca ilaçlardan aktarlara ve bitkisel ürünleri tercih ediyor. En büyük sıkıntı bitkisel olduğu iddia edilen ilaçların piyasaya sürülmesi. Bu ürünler bitkisel değil, hatta öldürücü! Bitkisel denilen zayıflama haplarda tibutramin denilen bir madde var, bu bitkisel bir kapsulün içinde asla olmaması gereken bir madde. Özellikle kalp hastalarında ölümlere sebep oluyor. Vatandaşlar güvendikleri aktarlardan ürün satın almalılar, TV’lerde pazarlanan bitkisel ürünleri almamalılar. Özellikle zayıflama haplarından uzak durmalılar. Bakanlık onaylı olmasına dikkat etmeliler. Çin’den gelen bitkisel ve doğal diye satılan ürünlerden uzak durmalılar.”
Zerdeçal mucizesi
Türkiye’de her derde deva olarak bilinen zerdeçal yılda 100 bin ton tüketiliyor. Bu bitki bağışıklığı kuvvetlendiriyor, etken maddeleri kanser tümörleri üzerinde etkili, iltihap giderici özelliği var. Romatizma ve öksürüğe iyi geliyor. Kalp sağlığını destekliyor. 18’den 60 yaş üstüne kadar tüm Türkler bunu kullanıyor. Hande Polat “Bitkiler ilaç değildir, ama tedaviye yardımcı ve hastalıklardan koruyucu etkiye sahiptir” diyor. Ama bitkilerin ilaç olmadığını söylerken onları kullanırken ilaç olarak düşünmemiz gerektiğini de vurguluyor. “Bitkilerin hazırlama metodu ve kullanım dozu aynı ilaç gibi olmalıdır. Fazla ve yanlış şekilde hazırlanmış bitki çayı kullanılmamalı, günde 3-4 bardak içilmesi en sağlıklı olanıdır. Adaçayı, ıhlamur gibi uçucu bileşenlere sahip olan bitki çayları kapaklı cam veya porselen demlikte hazırlanmalı. Su direkt bitki üzerine dökülmemeli ve suyun 75-80 derecelik ısıya düşmesi beklenmelidir. Demleme süresi 3-7 dakika arasında olmalıdır. Kök bitkiler cezveye konularak kaynatılmalı. 2-3 dakika dinlendirilip içilmelidir.”
Tıbbi bitkilerin yüzde 5.4’ü Türkiye’den
Defne, kekik, ekinezya, adaçayı, ıhlamur, meyan kökü, melisa, kapari, kantaron, rezene, biberiye, çuha çiçeği. Türkiye, endemik bitki açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Türkiye’de yetişen 9 bin 222 bitki bulunuyor, bunların 500’ü tıbbi bitkiler, 3 bin civarı da bize özgü endemik bitki var. Dünyadaki tıbbi bitkilerin yüzde 5.4’ü Türkiye’de yetişiyor. Akdeniz ve Ege bölgesi en çok bitki toplanılan bölgeler; Bolu, Kastamonu, Tokat, Amasya, Gümüşhane, Karaman, Konya, Mersin, Adana, Antalya, Gaziantep, Isparta, Burdur, Afyon ve Denizli önemli bitki toplama alanları olarak dikkat çekiyor.
Evlerin yüzde 15’ine bitki çayı giriyor
Ülkemizde yılda 54 bin ton kırmızı toz ve pul biber tüketiliyor. 11 bin 598 ton kekik dünyada birinci sıradayız. 13 bin 900 ton kimyon, 58 bin ton ıhlamur, 18 bin 620 ton rezene, 161 bin ton çörek otu, 11 bin ton anason, 55 bin ton adaçayı, 82 bin ton papatya, 55 bin ton biberiye, 62 bin ton funda, 30 bin ton mate, 8 bin ton melisa, 120 bin ton kuşburnu, 9 bin ton defne yaprağı, 88 bin ton yeşilçay, 120 bin ton zencefil tüketiliyor.
Üniversitelerde aktarlık kürsüsü var
Hande Polat’ın kurucusu olduğu Aktarlar Federasyonu’nun 420 üyesi var. Federasyonun Meclis’teki tarım ve gıda komisyonlarında söz hakkı var. Tarım Bakanlığı ile denetimlere çıkıyorlar. Polat “Bir aktarı ancak bir aktar denetleyebilir. Eskiden babadan oğla geçen aktarlık artık üniversiteli. Üniversitelerde aktarlık kürsüsü var, tıbbi aromatik bitkiler bölümü var. İki yıllık bir fakülte aktarlara eleman yetiştiriyor” diyor.
Erkekler keçiboynuzu, kadınlar yeşil çay bağımlısı
Hande Polat Türkiye’nin hangi mevsimde kimin ne tükettiğini şöyle anlatıyor, “Kışın zencefil, zerdecal, kabuk tarçın, kuşburnu, adaçayı, ıhlamur, hibisküs, ekinezya gibi bağışıklık sistemi kuvvetlendiriciler. Bahar ve yaz aylarında yeşilçay, mate, funda, biberiye, kekik ve hibiskus gibi zayıflamaya yönelik ürünler kullanımı başlıyor. Yazın kakao, havuç, kayısı, hindistan cevizi yağı gibi bronzlaştırıcı yağlara talep artıyor. Türkiye’de sürekli tüketilen şifalı bitkiler ise çörekotu, keten tohumu, zerdeçal ve yeşil çay. Türk erkekleri en çok keçiboynuzu pekmezi ve ginseng, kadınlar ise yeşilçay, biberiye ve argan yağı kullanıyor. Gençler genellikle doğal kozmetiğe ilgili, saç bakım için bedem yağı, ısırgan tohumu yağı, çam terebentin, sivilce için çay ağacı yağı tüketiyorlar. Spor yapanlar polen ve kas yapıcı çoban çökerten, enerji için de keçiboynuzu yiyorlar. 60 yaş ve üstü ise şeker sorunları için çörekotu ve tarçın, kalp damar ve tansiyon rahatsızlığı için karabaş ve alıç, kabızlık için sinameki, prostat için hazanbel ve kereviz tohumu bağışıklık için de zerdeçal kullanıyorlar. İki yaş üstü çocuklar sütten daha fazla kalsiyum olduğu ve kemik gelişimi için keçiboynuzu, polen ve propolis kullanıyor. Bebeklere de doğumdan itibaren gaz sorunları için adaçayı yağı ile masaj yapılıyor. Anneler sütü arttırmak için ısırgan otu, rezene, kimyon, anason. Hamilelere hekime başvurmadan bitki çayı kullanımı tavsiye edilmiyor.




