Dilara Gönder: Yaş aldıkça bir şeylerin farkına varıyorsun
.

EYLEM KAFTAN / kaftaneylem@gmail.com
Fotoğraflar: BARIŞ ACARLINTV'nin başarılı sunucusu Dilara Gönder, bugünlerde Lingo ve Yeter ki İste adlı iki programla birden ekranlarda. Karizmatik sunucu Türkiye'de kadın olmak, güzellik baskısı ve gelecek planları üzerine içini döktü.

Yeni yarışma programın Lingo'yu konuşalım önce.
Lingo aslında Hollanda'da 25 yıldır yayınlanan bir yarışma programı. Eskiden yanyana sayılar yazardık, yanlışsa çizgi, doğruysa nokta koyardık. Senin yazdığın sayıyı bulmaya çalışırdım. Onun kelime versiyonu Lingo. Ben bir kelime buluyorum, sen o kelimeyi tahmin etmeye çalışıyorsun, harfler çıktıkça puan alıyorsun, kelimeyi bilince lingo yapmaya çalışıyorsun. Tombaladaki çinko gibi.

Engellilerle ilgili 'Yeter ki iste' programın var aynı zamanda...
'Yeter ki İste' ötekileştirmeyi ortadan kaldırmak üzerine bir program. Yıllardır yapmak istiyordum ben bunu. Türk televizyonlarında genellikle engellilerle ilgili yapılan işler ne yazık ki ajitasyon üzerine. Ben de bu ötekileştirmenin karşısında durduğum için başarı hikayelerini konuk alıyorum. Hepimiz bir bütünüz, birin parçalarıyız, bunu anlatmaya çalıştığımız bir program.

Türkiye'de engelliler hala sokağa çıkmakta zorlanıyorlar...
Şehir planlaması ve altyapısı ülkemizde çok eksik. Ancak Türkiye'de engelliler sadece şehir planlamasından değil bazı bilgisiz ailelerin eve kapatmasından dolayı da çıkamıyorlar sokağa. Utanma gibi ailelerin cahilce duygularından dolayı 40 yıl evden çıkmayanlar oluyor. Tv her ne kadar eğlence aracı da olsa yeter ki iste'de farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Hepimizde birbirimizin parçası var.

Fark yaratan, başarılı programlara imza atıyorsun. Hep tuttuğunu koparan biri misin?
Zoru severim. Hiç bir şeyi de hayatımda kolay elde etmedim. Televizyonculuk geçmişimde hep bir tırmalama durumum vardır. İçerik benim için görüntümden daha önemli. Spor spikerliğinde de böyleydi. FB TV'den Ligtv'ye Formula 1e kadar. Sonrasında ayağım kırıldı yarışma programında. O süreçte kendimle çok başbaşa kaldım. Ama herşeyde bir hayır vardır. O dönemde maç seyretmediğimi farkettim. İlgimin azaldığı yerde verimli olamam. Öyle istifa etmeye karar verdim.

Asıl işçiler tehlikedeZor İşler'de en zor işin ne oldu?
Tank atışında hüngür hüngür ağladım. Döküm demirde kazanda ölen olmuş mesela. Foseptiğe girdik, bir kaç hafta sonra işçiler zehirlenmiş. Benim yaptığım iş ne ki? İşçiler ne tehlikelere giriyorlar!

İş güvenliği açısından bir farkındalık getirdi mi bu program?
Umarım öyledir. İş güvenliği yeteri kadar işverenler tarafından sağlandığı takdirde işçilerin aldığı riskler azalır.

İşte rezil olma endişem yok!Sportif bir geçmişin mi var, neden sporla başladın?
Lisede lisanslı atlettim ve de masa tenisi oynuyordum. Ancak spor geçmişimden dolayı değil, evime yakın olduğu için FBTV'yi tercih ettim. Spor tesadüfen girdi hayatıma.

Kendinle kolay dalga geçebilen biri misin?
Benim hoşuma gidiyor bu gaflar. 'Aman rezil oldum' gibi bir şey yok bende.

Bu samimi tavrın mı seni Dilara Gönder yaptı?
Özellikle kadınlar nasıl göründükleri ile daha fazla ilgileniyorlar. Yaptığı işten, ne sunduğundan ziyade.. Öyle olunca da ortaya daha gayri samimi bir şey çıkıyor. Zor işler 50 bölümdü, bayıla bayıla yaptım. Belime kadar kanalizasyona girdim, fare ölüsü bile geçiyor yanımdan. Bundan gocunmam çünkü bunu yapan insanlar var.

Güzellik genç kızların travmasıÇok güzel bir kadınsın. Güzelliği nasıl tanımlarsın?
Yaş ilerledikçe bir şeylerin farkına varıyorsun. Ama çocuklukta 'ay ben çok güzelim, bununla yürürüm' gibi bir iddiam olmadı hiç. Ben mesela güzellik yarışmalarına karşı bir insanım. Güzellik yarışmaları bence dünyanın en saçma şeyi. Katılana da saygı duymuyorum. Katılmaya teşvik eden aileye de. Şöyle ölçülere sahip olduğun için güzelsin gibi normların genç kızların travması olduğuna inanıyorum. Barbie bebekler bu yüzden yasaklanmaya başlandı dünyada. Güzellik yarışmaları külliyen kapitalist düzenin saçma bir oyalama aracı.

Modadan anlamam, takı takmam şalvarla dolaşırım...Sana ne ilham verdi son zamanlarda?
Haruki Murakami 1Q84'e bayıldım. Her zaman bir teori kitabı okurum. Oyun okurum. İçimden oynayarak okurum oyunları. Kitapların arasında uyuyorum. Film izlerken de açısına kadar izlerim. Bir modadan anlamam, şalvarla dolaşırım normalde. Takı takmam...

Mutlu musun şu anda?
Mutluyum diyebilmem için duyarsız olmam gerekiyor dünya böyleyken. Siyasete uzak durmak ne mümkün. Kendimce mutlu olduğum alanlar yaratıyorum ama bunu kör gözle yaşamamıyorum. Sosyal medyada mesela herkes kutuplaşmış. Neden kutuplaşıyorsun kardeşim?

Türkiye'de kadın olmak desem?
Türkiye'de kadın olmak kolay değil, hele ki benim gibi erkek işlerine el atan kadınlar için. Cinsiyet ayırmamak da gerekiyor ama o dönem de gelecek, inanıyorum. Kadın cinayetleri artıyor evet ama insan cinayetleri de artıyor.







