Domatesin de karpuzun da eski tadı yok
Yediğimiz birçok sebze ve meyvenin tohumu ithal ediliyor, çünkü yerli tohum satışı yasak
Diyarbakır karpuzu ve Çengelköy hıyarı ABD’den, Beypazarı havucu İsrail’den, Urfa biberi Meksika’dan, Ayaş domatesi ise Fransa’dan ithal edilen tohumlarla üretiliyor. Prof. Tayfun Özkaya: “İthal tohumlar toprağı bozdu ve sebzelerin de besin değerleri düştü” diyor.
Can Yücel’in vasiyetiymiş Türkiye’de Tohum Bankası kurulması. Türkiye’nin kendi tohumlarını koruduğu, gelecek nesillere aktarılabileceği bir proje vasiyet etmiş. Ve artık Türkiye “ithal tohum cenneti”ne dönüşmüş vaziyette. Nasıl mı?
Eskiden bizim iri, kokulu domateslerimiz, siyah karpuzumuz, Topatan kavunumuz vardı. Yok oldu. Çengelköy hıyarının sadece adı kaldı, tohumu ABD’den geliyor. Enginar ise artık Bayrampaşa’da değil, Bursa ve İzmir’de yetiştiriliyor. Ne yazık ki domatesi kaybettik. Bugün sebzenin yüzde doksanı yabancı tohumlardan üretiliyor. Yeşil salata, marul, roka bunların tohumu da yurtdışından geliyor. Urfa Birecik’in meşhur patlıcanı da artık çok sınırlı üretiliyor. Tohum fabrikalarının çoğu kapatıldı. Kısaca artık Türkiye dışarıdan tohum almaya mahkum!
Ne oldu bizim tohumlara?
Tüm dünyada gıda çeşitlilikleri çok hızlı bir biçimde tükeniyor. ABD’de yerli sebze ve meyvelerin yüzde 90’ı yok oldu. 1800’lerin başında var olan 7 bin elma çeşidi yüzden aza düşmüş durumda. Filipinler’de 120 farklı pirinç çeşidi yetişirken sadece beş çeşit kaldı. Çin’de yetişen buğday çeşidinin yüzde 90’ı yok oldu. Bu durum buğdayın anavatanı Türkiye için de geçerli, 1930’larda Anadolu’da 30 bin tip buğday varken, şimdi sadece 113 tip buğday kaldı!
GDO üretimi yasak
Prof. Özkaya, GDO’lu tohumların Türkiye’de üretiminin yasak olduğunu fakat GDO’lu ürün ithalatının serbest olduğunu belirtiyor. İthal tohumların toprağa zararını şöyle aktarıyor: “İthal tohumlardan dolayı toprak bozuldu çünkü bolca kimsayal gübre ve tarım ilacı kullanılıyor, bu da toprağın canlılığını öldürüyor. Topraktaki faydalı bakteriler de yok oluyor.”
Ayaş domatesinin tohumu Fransa’dan
Ankara Ticaret Odası’nın araştırmasına göre, Türkiye’de toplam sebze üretimi içerisinde yüzde 40’lık payı olan domates, üretiminde ithal tohumlar tercih ediliyor. “Domatesin neden eskisi gibi kokmadığı” sorusunun cevabı da burada gizli. Üreticiler, ABD, Fransa ve Hollanda’dan ithal tohumlar kullanıyor. “Ayaş domatesi” olarak satılan domatesin tohumu Fransa’dan ithal ediliyor. Tıpkı Çanakkale domatesi gibi.
Bizim Çengelköy hıyarı Amerikalı
2012’de Türkiye’nin en fazla hibrit tohumluk kullandığı ikinci sebze ise hıyar. Türkiye 2012’de 37 bin 244 kilogram hıyar tohumluğunu ABD’den ithal etti. Yani bir başka deyişle Çengelköy hıyarı ABD’den geliyor.
Beypazarı havucu artık İsrail havucu
2012 yılında Türkiye’de 593 bin ton havuç üretti ve tüm tohumları ithal edildi. Havuç memleketi Beypazarı’nın havucu tamamen İsrail tohumundan üretiliyor, hatta İsrailli tohum şirketi ilçenin merkezine sembolik havuç heykeli bile dikmiş.
Ispanağın C vitamini yüzde 52 düştü
ABD’de yapılan bir araştırma, 1950-1999 yılları arasında hibrit tohumlardan üretilen sebze ve meyvelerdeki besin değerleri değişimlerini incelendi. Protein, kalsiyum, fosfor, demir düzeylerinde düşmeler görüldü. Ispanakta C vitamini yüzde 52 düştü. 2012’de Türkiye’de ıspanak tohumunun yüzde 80’ini ithal etti.
Meşhur Urfa biberi Meksika’dan
Şanlıurfa, Hatay ve Kahramanmaraş’ın acısıyla ünlü acı biberi de artık yerli değil. İsrail’deki laboratuvarlarda Meksika biberi ile Arjantin biberinin kırması tohumlardan üretiliyor. İthal tohumla üretilen bu biberlerin mideye ve bağırsaklara zararı var.
Lahana ve kabak artık “Made in Germany”
TÜİK verilerine göre, 2012 yılında 207 bin ton beyaz lahana üretilen Türkiye’de, üretim için gereken tohumluğun tamamı dışarıdan satın alındı. Lahana ve kabak tohumlukları Almanya ve Hollanda’dan ithal edildi. Aynı şekilde, karnabahar ve brokolinin de tohumlukları yurt dışından ithal edildi.
Anadolu çiftçisi ciddi tehlikede
Buğday Derneği Başkanı Güneşin Aydemir ise ithal veya yerli, tüm hibrit teknolojisiyle melezlenen tohumların kısır olduğunu ve ikinci sene ürün vermediklerini söylüyor. Bunun ekonomik bağımlılık yaratmak adına bilimsel olarak bu şekilde tasarlandığına dikkat çekiyor. “Hindistan’da çiftçiler intihar ediyor, nedeni her sene banka kredisiyle alınan tohum, özel ilaçlar ve gübre. Az ürün alan çiftçiye bankalar kredi vermiyor. Bu tehlike Anadolu çiftçisi için de tehdit.”
Diyarbakır karpuzu da Teksas’tan
Çiftçilerin, uzun yola dayanıklı ve kısa sürede meyve veren tohumları tercih etmesi. Meşhur Diyarbakır karpuzunun artık ABD’nin Teksas, Arizona, Florida ve Georgia eyaletlerinde üretilen karpuzların ithal tohumlarından yetiştiriliyor. Orjinal Diyarbakır karpuzu ise sadece Dicle nehri kıyısındaki birkaç yüz dönümlük kısıtlı alanda yetişir oldu. Türkiye 2012 yılında karpuz tohumluğun yüzde 92’sini ithal etti.
Yerli tohum yasaklandı!
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya yerli tohumların yerini nasıl ithale bıraktığını anlatıyor: “2006’da tohum kanunu çıktı ve yerel tohumların satışı yasaklandı. Yerel tohum üretimi yasak değil, ama ticareti yasak. Sadece takas yöntemi ile dağıtıyorlar. Bakanlık kalite getirdiğini ve hastalıkları önlediklerini söylese de bu yanlış. Şirket tohumlarıyla ülkemize yeni hastalıklar geldi. İthal tohumlar Türkiye’deki hastalıklara ve böceklere çok dayanıksız bu da daha çok tarım ilacı ve suni gübre kullanımını getiriyor. İthal tohumların besin değeri de düşük. ”




