Gazete Vatan Logo

Diplomasinin kalbi artık twitter"da atıyor

140 harfle diplomasi yürüten Bakan

Twitter, diplomasinin kalbinin attığı yeni mekân oldu. Her gün dışişlerinde görevli binlerce diplomat, dış politika yorumlarını attıkları 140 karakterden oluşan twit’lerle birbirleriyle paylaşıyor. Büyükelçiler görevli oldukları ülkelerdeki son dakika gelişmelerini bir haberci edasıyla twitter’dan geçiyor. Bakanlar da twitter’ın sıkı kullanıcısı.
160 bin kişiyle sosyal medyada en çok takip edilen bakan olan
AB Bakanı Egemen Bağış ve en aktif twitter’cı büyükelçilerden
Belgrad Büyükelçisi Ali Rıza Çolak’la “twitter diplomasi”sini konuştuk.

Hiç şüphesiz sosyal medyanın en renkli bakanı Egemen Bağış... Geçen hafta twitter’da yazdığı “Ben kamyonu alırım, Leonardo da Vinci” esprisiyle gündem olan Bağış, bu esprinin de yarattığı etkiyle takipçi sayısını bir haftada 10 bin artırdı. Resmi görüşlerini yazan Dışişleri Bakanı’nın aksine sosyal medyada kişisel hesapları olan bazı büyükelçiler var ki, sadece ülke meselelerini değil, maç yorumlarını, film eleştirilerini ve sevdikleri şarkıları da kendilerini izleyenlerle paylaşıyorlar. Türkiye’nin ABD büyükelçisi Namık Tan, AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilıcak, Belgrad Büyükelçisi Ali Rıza Çolak, Prag Büyükelçisi Cihad Erginay, Dışişleri Bakanı Müsteşar Yardımcısı Naci Koru, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır da sosyal medyada öne çıkan diplomatlar arasında...
27 bin kişinin takip ettiği ABD büyükelçisi Tan, sponsor olduğu Ertegün Caz serisinin 2011 konserinin fotoğraflarını paylaşmış. Sosyal medyanın diğer renkli siması AB Bakanlığı Müsteşarı Haluk Ilıcak ise Avrupa’daki ekonomik krizi bir twitle özetlemiş: “Yunanlı, İspanyol, İrlandalı lüks bir lokantaya gitmişler. Hesabı kim ödemiş? Tabii ki Alman.”

Bakan Egemen Bağış

“Her attığım twit’le kendimi mitingte gibi hissediyorum”


Twitter’ın topluma ulaşabilmek için çok hızlı ve etkin bir mecra olduğunu savunan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, “Kısa mesajla 140 karaktere sığdırabileceğiniz bir fikirle, 100 binlerce insanla fikirlerinizi onlarla paylaşabilmek, çok önemli bir fırsat. Her bir twit mesajıyla adeta bir miting yapar gibi oluyorsunuz. Direkt mesaj veriyorsunuz, ben de bunu değerlendirmeye çalışıyorum. ‘Bakanın twitter’da ne işi var’ demek, artık ‘Doktorun hastanede ne işi var’ demekten farksız. Eğer biz toplumla iletişim kurmak toplumun hassasiyetlerine duyarlı olmak konumundaysak, toplumun her mecrasını takip etmeliyiz” diyor. Hayata esprili yaklaşım tarzının ve samimiyetinin twitter’da kendisine olan ilgiyi arttırdığını söylenen Bakan Bağış, twitter’ı samimi bir duygu paylaşma platformu olarak görüyor. Son olarak bazılarının “lise düzeyi” diye eleştirdiği “Leonardo de Vinci” esprisi hakkında ise şunları söylüyor: “Bazen espri sınırlarını zorlayan cümlelerim olsa bile, eğer birilerinin yüzüne gülümseme koyabiliyorsam o beni mutlu ediyor. Daha aydınlık bir Türkiye hayali kuruyorsak, espri de bunun bir parçası olmalı. Benim Leonardo de Vinci esprim Twitter’da çok yankılandı. Bunun üzerine ‘Şakacı Egemen’ adı altında bir başlık açıldı ve 3 bine yakın espri üretildi. Bunların birçoğunu çok yaratıcı buldum. Demek ki binlerce insan bizim vasıtamızla güldü ve eğlendi. Belki bir anlığına üzüntüsünü, acısını ve stresini unuttu. Benim espri sınırlarını zorlayan soğuk esprim, birçok sıcak esprinin doğmasına vesile olduysa, ne mutlu bana! İnsanların hayatına renk katabildiğim için mutluyum...”

“Twitter’dan bana fıkra atarak stresimi azaltıyorlar”

Sosyal medyayı verimli kullanan bir bakan olan Bağış, uçak seyahati sırasında vermeyi düşündüğü mesajları hazırlıyor ve indikten sonra farklı zamanlarda attığı mesajları takipçileriyle paylaşıyor: “Benim twitter’a harcadığım toplam vakit 20 dakikayı geçmez. Ama o 20 dakikayı 1 kerede değil, günün içinde 5-6 kereye bölerek gerçekleştiriyorum.” Twitter’da yazdığı bütün mesajların kendi kaleminden çıkma olduğunu vurgulayan bakan, çok takip edilmesinin sırrını şöyle açıklıyor: “İnsanlar bir bakanla direkt iletişime girebilmekten hoşlanıyorlar ki takip ediyorlar. Bana yazılanların hepsini okumaya çalışıyorum. Değerli bulduğum birçok öneri geldi. Birçok dost edindim, birçok yeni söylem kazandım. Avrupalılarla müzakerelerde kullandığım bazı söylemleri twitter’da arkadaşların bana verdiği tüyoları değerlendirerek yaptım. Mail, twitter ve facebook yoluyla bazı espriler gönderdiler, fıkralar yolladılar ve bu sayede benim stresimin azalmasına vesile oldular.”
12 Haziran seçimleri öncesi twitterdan çok önemli mesajlar verdiğini de vurgulayan Bağış, “Siyaset sadece twitter’la yapılmaz ama önümüzdeki dönemde twitter’sız siyaset de yapılmayacak. Siyasetin platformlarından biri oldu artık. Diğer bakanlarımızla twitter’dan yazdığımız farklı mesajları değerlendiririz. Özellikle Suat Kılıç, Mehmet Şimşek, Veysel Eroğlu ve Fatma Şahin bakanlarımızla twitter’da yazdıklarımızı konuşuyoruz.”



"Sultanahmet’teki saldırıyı twitter’dan öğrendim"

Teknolojiyi yakından takip eden bir büyükelçi olan Belgrad Büyükelçi’si Ali Rıza Çolak, facebook’un ihtiyacını tam karşılamadığını görünce, Türkiye’den haber alabilmek ve halkın nabzını daha iyi tutabilmek için twitter’da hesap açmış. 2009’dan beri twitter’ı her gün kullanıyor. Koyu bir Galatasaray taraftarı olduğunu gizlemeyen Belgrad Büyükelçisi maç izlerken bile twit atıyor. FB-GS derbisinde takımının ikinci gol sevincini de twitter’dan şöyle paylaşmış: “Aslan ikinci tüyü de yoldu Kanarya’dan. 2-0. Bu kış soğuğunda yazık be!” Çolak, bedelli askerlik üzerine de duyduğu bir espriyi twitter’dan paylaşmış: “12 ay: Mehmetçik; 6 ay: Mehmet; Bedelli: Mehmet Bey; Vicdani Red: Memoş!” Çolak genelde I-phone’undan mesaj geçmeyi seviyor: “Benim hesabımda ‘Şahsi hesap, şahsi görüşler’ yazar. Görüşlerimin çoğu resmi görüş içermez, hayatın içinden konulara anlık tepkiler veriyorum.” Büyükelçi Çolak, Dışişleri’nin diplomatlara twitter hakkında bir eleştiri getirmediği gibi Büyükelçiliklerin twitter ve facebook hesapları olmasını teşvik ettiğinin de altını çiziyor: “BBC World News, Dışişleri Bakanlığı’nın twitter’ı gibi haber kaynaklarının yazdığı şeyler ‘notice’ olarak geliyor. Bana yöneltmiş soruların çoğunu yanıtlıyorum. Bu bir saat ayırma meselesi değil. Bu günü izleme meselesi. Sultanahmet’teki silahlı saldırıyı ilk kez twitter’dan gördüm. Takip ettiğim kişiler arasında öğrenciler, işadamları, profesörler, gazeteciler, büyükelçiler var.” İyi bir Türk sanat müziği dinleyicisi olan Çolak, twitter’daki bir arkadaşının kendisine “Kanun kadar İstanbul’a yakışan bir şey var mı” diye sorması hoşuna gittiğini söylüyor: “Ona ‘Bir de o kanun enginde yavaş yavaş çalarsa daha da anlam kazanıyor’ dedim. Saadettin Kaynak bildiklerimden bir tanesi. Ama ben Atiye’yi de izliyorum, Model grubunu da... Sarkozy hakkında “Fransız ulusu büyük bir ulustur, bu yönetimi kabul edebiliyor mu?” twit’ini atan Çolak, Fransız meslektaşlarından bir tepki geldi mi sorusuna ise şu yanıtı veriyor: ‘Bu yönetim Fransız ulusuna uygun bir yönetim midir’ diye sormakta bir şey yok ki! Bu soruyu dünya soruyor.”

Haberin Devamı