Soruyu daha değişik soralım Erdoğan, Rubicon’u geçebildi mi veya geçebilecek mi?
Julius Caesar, M.Ö. 100 yılında Roma’da doğdu...
Tarihe Damgasını vurdu...De bello Civili (sivil savaş) adlı eseri kaleme aldı ve tarihe vurduğu damgayı kendisi “miras” bırakmayı denedi...
M.Ö. 49 yılında “kendisi için çok önemli” bir karar verdi ve attığı adım “Rubicon’u geçmek” olarak günümüze kadar geldi...
Peki neydi “Rubicon’u geçmek”?
Ceasar, tahtı önünde bulmadı. Kendi yolunu çizdi ve yükselen bir grafik eşliğinde Roma’nın önemli pozisyonlarında bulundu.
“Konsül Yardımcısı, Yüksek Belediye görevlisi, Başrahip, Konsül, Ordu Komutanı”, Ceasar’ın işgal ettiği makamlardı.
Bu yükseliş sırasında da yalnız değildi. Roma’nın “en büyük sermayelerinden” birine sahip olan Crassus ve en güçlü komutanlarından olan Pompeius ile gizli ve açık “ittifaklar” kurdu...
Kurdu ama “M.Ö. 49 yılında artık Rubicon kıyısındaydı ve karar aşamasındaydı” ...
Ceasar, Rubicon’u geçip emrindeki lejyonlar ile Roma toprağına ayak basarsa “içeride çok büyük bir çatışma” başlamış olacaktı...
Sevgili dostlar, bunları neden yazdım?
Bütün liderler “Sezar” olabilir miyim “duygu ve düşüncesini” taşır!
Sezar olmak, ülke “adına güç gösterebilmek” adına “olumlu”, demokrasiye zarar verme adına ise “olumsuz” algılanabilir.
Erdoğan için de aynı durum geçerli. İçeride ve dışarıda kendince “yerleşik” ilan ettikleri ile “sürekli” çatışmak istiyor ama “Rubicon’u geçip geçmemeye de bir türlü” karar veremiyor.
“Zararlı yerleşik dediği” faiz düzenine savaş açıyor, IMF’ye saldırıyor,gerçekten vatandaşa çok gaddar davranan bankalara çatıyor bazen daha da ileri gidiyor “gizli yerleşiklere” uzanıyor ama sonu bir türlü gelmiyor... Geri adım atıyor ya da attırılıyor!
Aynı şekilde “ittifak” yaptığı “ikili, üçlü” kombinasyonlara da güvenemiyor!Hatta “gerçekten hepimizin savaşması gereken” yerleşik “zararlı ekonomik bazı çarklara” karşı çıkışlarını unutup, dönüp sadece işini yapmaya çalışan medya’ya saldırıyor...
Türkiye yılda 50 milyar dolar faiz ödüyor, bir bu kadar da “sıcak para ülkenin sırtından kar ediyor”...
Ve en acısı bu meblağ sadece 5000 bin gerçek-tüzel yerli-yabancının cebine gidiyor...
Dış destekli yerleşik “kirli” bir çark yüzünden “Güneydoğu’da akan kan durmuyor”...
Peki bütün bunlara çatan Başbakan neden Rubicon’u geçemiyor?
Sayın Erdoğan, “kimseye verecek bir liramız yok” dediğinizde de haklıydınız! IMF’ye “ümüğümüzü sıktırmayız” dediğinizde de! Hatta “bazı zulacılara” seslendiğinizde de!
Haklıydınız ama arkasını getiremediniz! Sizin “İngiliz vatandaşı” bakanınız her gün IMF anlaşmasına övgüler yağdırmaya devam ediyor. Sizi birileri ya kandırdı-kandırıyor ya da samimi değilsiniz!
Sayın Erdoğan, dünya görüşümüz farklı ama “ortak akla” göre Türkiye’nin “düşmanları” belli!
Korkmayın, anlaşmayın IMF ile! Atın “içeride yerleşik” faiz lobisi ile köprüleri! Geçin Rubicon’u!
Elde ettiğiniz gücü “ülke adına” kullanın! Ve asla sizi “yanlış yöne sokmalarına, kandırmalarına, sinirlendirip başka türlü göstermelerine” izin vermeyin!
Bunları “sizi çok sevdiğim” için yazmadım! Hatta dediğim gibi “belki de tamamen farklıyız”!
Bunları, ülkemi çok “sevdiğim” için ve “yerleşik düzeni” ve “kurulan tuzakları” gördüğüm için yazdım.
Birinin bu ülke adına “Sezar” olması lazım! Şuanda en yakın sizsiniz, sizi kandırmalarına izin vermeyin! Anlaşmayın IMF ile! Yıllardır “yerleşen kokuşuk rant düzeninin” devam etmesine izin vermeyin!
Sonuç: Erdoğan bugüne kadar hep kenarından döndü! Hiçbir konuda Rubicon’u geçemedi! Şimdi göreceğiz “nehri geçip Sezar” olabilecek mi yoksa tarihe “Sezar olabilirdi” diye mi geçecek! Erdoğan geçebilecek mi bilmiyorum ama “bir gün Rubicon’u geçebilecek biri, bu ülkeyi prangalarından” kurtarabilecek...
Mutlu bayramlar dileklerimle...
Erdoğan “Sezar” olabildi mi? Olabilecek mi?
Haberin Devamı

