Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Zamanı saymak

Haberin Devamı

İnsan; geceyi ve gündüzü, yağmuru, karı, değişen mevsimleri; dünyada bazı durumların farklılık gösterdiğini ama bunların rutin aralıklarla tekrar ettiğini görmüş olacak ki zamanı saymayı akıl etmiş ve takvimleri icat etmiştir.
Biz Türkler, göçebe bir hayat yaşadığımız için, Orta Asya’nın bozkırlarında mevsimlerle daha çok haşır neşir olma şansını yakalamışız farkında olmadan...
Zamanı saymaya karar verdikten sonra tarih sürecindeki değişiklik ve ihtiyçlara göre farklı takvimleri kullanmışız: On iki hayvanlı takvim, Celali, Ruımi, Hicri ve Miladi takvimler.
Bunların içinde en ilginç olanı şüphe yok ki on iki hayvanlı olan takvim... Buna Türk yıllığı da denmiş. 60 yıllık dönemleri sayan, geniş bir içeriği olan bu takvim, Göktürklerden itibaren kullanılagelmiş hatta Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri olan Göktürk Yazıtlarının tarihleri de bu takvime göre belirlenmiş.

Yirmi dört saatlik çağ

İslamiyet’in kabulünden sonra edebiyat tarihinde yer alan Manas Destanı’nın tarihleri bile alışkanlık gereği bu takvime göre saptanmış.
Bugün miladi takvimde gün olarak adlandırılan yirmi dört saatlik zaman dilimlerine bu takvimde çağ adı verilirdi. Takvimin en önemli özelliği, on ikişer yıllık farklı bölümlere ayrılmış olmasıydı, bunları her birine birer hayvan ismi verilmişti. Her 21 Mart’ta yeni bir yıl başlardı. Geceyle gündüzün eşit olmasının ayrıcalıklı bir durumu vardı.
Fare, öküz, pars, tavşan, timsah, yılan, koyun, maymun, tavuk, köpek, domuz yılları olarak bölümlenmiş bu takvimin yıl adlarının hayvanlardan geliyor olmasının gerisinde göçebeliğin etkisi vardı hiç şüphesiz.Yapılan araştırmalardan Çinlilerin bu takvimi Türklerden aldığını öğreniyoruz. Takvimle ilgili ilk bilgiler yine edebiyat tarihimizde ilk sözlük olarak kabul edilen Divan ü Lügat’it Türk’te geçiyor.

Güzel anlarda dursa...

Zamanı saymak, tarih yazmayı sağlamış olsa gerek. Geçen zamana isim ya da sayı verilmeseydi, olayların kayıt altına alınması mümkün olamazdı, o zaman da tarih yazılamazdı.
Bu hayvanlı takvimin hemen ardından Güneş yılını temel alan Celali Takvimi kullanılmış. Bunu ilk kullanan Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah olduğu için bu takvim Meliki takvimi olarak da adlandırılmış. Tanzimat döneminde mali işlerde Rumi Takvim kullanılmaya başlanmış, 1678’den itibaren kullanılan Hicri takvim günlük hayatın bir parçası haline gelmiş.
Takvim-i Garbi olarak adlandırılan Miladi takvim, 1917 yılında Osmanlı’da kullanılmaya başlanmış; 1 Ocak 1926’da resmi takvim haline gelmiştir.
Çoğumuzun aile büyüklerinin nüfus kağıtlarında doğum yılları Hicri takvime göre yazılıdır. Eski tarihi yenisine çevirmek için yapacağınız işlem çok basit:
Eski tarihi 33’le çarpıp ona 622 ekleyince tanıdık tarihe ulaşabilirsiniz.
İnsanoğlu nasıl ve ne şekilde sayarsa saysın zamanı, onu yavaşlatmak ya da güzel anlarda durdurmak için bir mucize geliştirememiş.
Belki de tarih ve edebiyat bunun için var. Hayatı yeniden yazabilmek için...

DİĞER YENİ YAZILAR