Edebiyat dünyasında şair ya da yazar olmak, hayatın renklenmesine, insanların duygu ve düşüncelerine tercüman olmak demek... Biraz sorumluluk almak, biraz da büyülü bir yeteneğe sahip olmak...
Yepyeni bir yılın ilk pazarında, yeni yılın ilk ayında doğan ya da aramızdan ayrılan kimler var diye merak ettim, araştırdım. Baktım ki bu ayın içinde; masalları, şiirleri, romanları, öyküleri kaleme alan çok isim sığmış.
Edebiyatçılar olmasa duygu dilimiz olmazdı. Hangi lisanı konuşursak konuşalım, o dilin fonetiğine, anlam bilgisine, o dili konuşanların dünya görüşüne uygun birkaç satır, mutlaka vardır bir yerlerde...
Denemeleriyle edebiyatımızın en büyük yazarlarından olan Nurullah Ataç. Günce adını verdiği günlüğünü 1 Ocak 1953’te tutmaya başlamış. Edebiyatımız için yeni olan ve alışılmışın dışında bir tür sayılan günlüğüne ne yazacağını düşünmüş, en sonunda hayat ne getirirse onu yazmaya karar vermiş.
2 Ocak 1852’de edebiyat tarihçilerinin Şair-i Azam dedikleri Abdülhak Hamit Tarhan dünyaya gelmiş. Hamit, şiirleri ve tiyatro eserleriyle bir döneme damgasını vurmuş çok değerli bir edebiyatçıdır. Özellikle eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı “Makber“ adlı şiiri onu edebiyat tarihinin zirvesine taşımıştır desek yanlış olmaz. Yine de çektiği acılardan çok kısa bir süre son eşi Lüsyen Hanım’la evlendiğini de unutmamak lazım.
3 Ocak 1799’da Divan Edebiyatının son şairi olarak bilinen Şeyh Galip hayata veda etmiş. Divan şiirinin en zirve eserlerinden Hüsn-ü Aşk’ın sahibi Galip, dilinin inceliğiyle edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
9 Ocak 1964’te meşhur romancımız Halide Edip Adıvar hayata veda etti. Atatürk’le düştüğü fikir ayrılıklarıyla, yazdığı romanlarıyla, Kurtuluş Savaşına katılmış kadınların öncüsü olmasıyla, ünlü Sultan Ahmet mitingiyle edebiyat dünyasında önemli bir yapıtaşıdır.
1990’ın aynı günü Cemal Süreya aramızdan ayrılmış. Önce Öp Sonra “Doğur Beni diyen Cıgarayı Attım Denize” diyerek sevdasını kendi üslubuyla anlatan yeri dolmaz Cemal Süreya..
“Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen
Bir bulut geçiyorsa onu görürdük
Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu
Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu
Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu”
10 Ocak 2001’de Necati Cumalı’yı kaybettik. Eserlerinde; sevinç, özlem gibi bireyin güncel kaygılarıyla birlikte çağın toplumsal sorunlarını işledi. Şiirden başka öykü,roman ve tiyatro türlerinde eserler de verdi. Son dönemin kendini en çok ve en rahat okutturan şairi ve yazarlarından oldu.
14 Ocak 1925’te yaşama dair denemeleriyle gençlere felsefeyi sevdiren edebiyatçı Nermi Uygur doğdu. “Sev beni, seveyim seni diyen sevgiye pazarlık karışmıştır” diyerek sevgiyi doğal bir dille anlattığı, kişisel üslubuyla renklendirdiği denemesi lise yıllarımdan beri hala aklımdadır.
24 Ocak 1962’de Bursa’da Zaman şiirinin şairi Huzur romanının yazarı, yeni edebiyatın dev ismi Ahmet Hamdi Tanpınar öldü.
27 Ocak 1653’te Divan şiirinin en büyük hiciv şairi Nef’i , Sarayburnu’ndan denize atılır. Padişah 4. Murat’ın emriyle üstelik... Hicivlerinden son derece keyif aldığı halde kendisini hicvetmesini kabul edememiştir padişah. Şaire hicvetmeyi yasaklamıştır, ben dahi emretsem yazmayacaksın, diyerek düşüncesini açıkça paylaşmıştır Nef’i’yle... Şair bu, hiç durabilir mi, düşünmeden, yazmadan? Son hicvinden sonra sarayın bahçesine düşen yıldırım, onun da sonunu hazırlamıştır. Ama bir saraylı gibi ölmüştür, kellesi alınarak değil, boğdurularak...
31 Ocak 1914’te Recaizade Mahmut Ekrem hayatını kaybetti. Türk edebiyatının ilk realist romanı ‘Araba Sevdası’nın yazarı Ekrem, zürafanın düşkünü Bihruz Bey karakteri ile edebiyat tarihine geçmiştir.
Dünyaya bakarsak 21 Ocak 1789’da Amerika’da ilk roman yayınlandı. Doğanın Zaferi adıyla yayınlanan roman, imzasızdı. Romanı William Hill Brown yazmıştı halbuki. Aynı yıl Fransa karmakarışıktı. Orada doğacak özgürlük dalgası, dünyayı yerinden oynatacaktı.
Dünyada ne olursa edebiyatta da o olur. Edebiyatçıda ne olursa bizde de o.
Onları okur, kendimizden bir iz ararız satırlarında. Aylar da tek tek onları bize getiren veya bizden alıp götüren tuhaf ve gizemli bir rol oynarlar.
Yılın ilk ayındaki edebiyatçılar
Haberin Devamı

