Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Yaz

Haberin Devamı

Son kitabı 2006’da yayınlanmıştı, Sanki Bir Roman Kahramanı / Doğan Hızlan. Bu kitabı, bir biyografiydi. Bir önceki, 2006’daki deneme ve mizahi, derleme yazılarından oluşuyordu. Muhteşem bir gözlem vardı her satırında: Çok Güldük Ağlamayalım.

Ve benim belki de onun kalemine en çok yakıştırdığım tür olan son romanı Başucumda Müzik, 2003’te yayınlanmıştı.

Kürşat Başar, hayatı ve insanları çok güzel anlatır, özellikle de aşkı... Yormadan, yorulmadan, eklemeden, içinden hiç bir şey çıkarmadan... Öyle, sade ve el değmemiş şekilde anlatır.

On bir senedir roman yazmıyordu. Dört gözle bekliyordum yazmasını. Neden mi? Bazı cümlelerini kendim yazmışçasına yakın buuyorum da ondan. O kadar tanıdık ve sahici geliyor bana. Bu yazarın yazma başarısı ve yeteneğinden başka, insanların yaşanmışlıklarının benzerliğinden de kaynaklanıyor bana göre. Göçmen olmak, özlem duymak, yerini yurdunu bırakmış olmanın farklı zenginliğiyle ve hüzünlü tarafıyla yaşamak, sevdiğinden ayrılmak, aşk acısı çekmek, memleket hasreti içinde yaşamak gibi her insanın farklı özellikleri vardır. Bir yerde buluşuyorsunuz yazarla. Sonra, o ortak nokta, sizi onu okumaya sürüklüyor.

Son romanı Yaz, yeni çıktı. Bir günde bitirdim. Nasıl akıp gitti gözlerimin önünden satırlar ve elimden nasıl bırakmak istemedim romanı, anlatacağım.

Ama önce yazara bakmak lazım.Çünkü yazı yazmayı başarmak, farklı bir özellik. Birinin teline dokunmak... Yazının mucizesi de burada işte. Biri çıkıyor tasarlanmış ya da yaşanmış hikayeleri anlatıyor, o anlatılanlarda sizin yaşadıklarınıza denk düşen bir taraf oluyor. Sonra biri yazar biri okuyucu iki kişi bir kitapta yan yana yürümeye başlıyor. Her kitapta başka iki kişi oluyor bu kalabalık. Okur ve yazar olmanın kelime oyunu gibi... Kürşat Başar’ın kalabalığı çok fazla bana göre.

Kıbrıs’tan İstanbul’a uzanıyor

1963 İstanbul doğumlu yazar, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. İlk kitabı Kış İkindisinin Evinde’yi 1989’da yazdı ve Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandı. İlk romanı Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1990’da yayınlandı. 1992’deki romanı Sen Olsaydın Yapmazdın Biliyorum, insan ilişkileri üzerine yazılmış en güzel romanlardan biridir.

1996’daki Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları romanı ve ardından 2000 yılında, yazılarını ve denemelerini derlediği İğreti Yaşamlarla hayatı yumuşacık sorgulamayı öğretti okurlarına.

Müziğe olan ilgisiyle de tanınır Kürşat Başar.

Çok okunan ve üzerinde çok konuşulan romanlar yazdı. Farklı yayın organlarında yazdığı yazıları ve televizyonlarda yaptığı sohbet programlarında da konuklarıyla her konuya yer verdi. Köşe yazarlığında da farklı bir tarza imza atarak ilgi topladı ve iletişimciler tarafından verilen ‘Köşe yazısı ödülü’nün sahibi oldu.

Bütün bu sıralı biyografik cümlelerden Kürşat Başar’ı hiç okumamış bile olsanız onu tanıdığınızı fark edersiniz.

Yaz; Kıbrıs’ta başlayan hikayenin İstanbul’da şekillenen ayrıntılarıyla devam ediyor. Yazarın küçük bir çocuğun gözünden anne, baba, kendi deyimiyle nene; eş, dost, akraba, memleket ve hayatla ilgili duygu ve düşüncelerini anlatmasıyla başlıyor.

Seçtiği sözcüklerin edebi lezzeti tartışılmaz.

“Evet, elimde bavulumla oturuyorum. Sürekli açılan sonra yeniden toplanan bir bavul. Ama insan yalnızca giysilerini koymuyor onun içine bir yerden ayrılırken. Bütün o zamanların içinde birikmiş duyguları, hüzünler, mutlulukları, acıları, yıpranmışlığı, anıları ve her seferinde kendi kendine sorduğu ama cevabını pek bulamadığı birsürü soruyu da doldurup gidiyor.”

Bir bavula neler sığdığabileceğini daha güzel anlatan satırlar var mıdır acaba?

Yaz romanında Kürşat Başar, Kıbrıs Barış Harekatı öncesi ve sürecini, küçük bir erkek çocuğunun ağzından anlatıyor. Adalı olmanın farklı keyfini ve hüznünü de... Bu anlatımdaki başarısında babasının görevi sebebiyle kısa bir süre de olsa Kıbrıs’ta yaşamış olmasının etkisi vardır diye düşünüyorum.

Yazarlar, yalnızca insanları değil, coğrafyaları da farklı bir gözle görüyorlar. Çocukken birtiktirdikleri, yıllar sonra yazı olup dökülüyor kalemlerinden. Herkes bir şeyler yaşıyor ama onların yazdıkları, herkesin yaşadıklarını içine alıyor, herkesin yaşadıklarına cevap veriyor sanki...

Yaz, on bir senelik özlemi, adına yakışır bir mevsimde bitirdi. İyi ki Yaz’ı da yazdın.

Teşekkürler Kürşat Başar.

DİĞER YENİ YAZILAR