Bugün, üniversite sınavına giren bütün öğrenciler, farklı adres ve mekanlarda, bilmedikleri sınıflarda, tanımadıkları öğretmenlerin gözetiminde soru çözüyorlar. Sorularla beraber, sınava girilecek okullar, sınavda görevli öğretmenler, hangi okulda kimin sınava gireceği her zaman son dakikada belli olur. Bilinmeyenin farklı çekincesi ve kuralıdır öğrencinin ciddiyetini sağlayan. 2014 YGS’ye tam 2 milyon 7 bin 685 aday giriyor. Bu demektir ki bu kadar sayıda kişi dört ya da beş yıl sonra iş arayacak, bir kısmı yüksek lisans sınavlarına girecek. Geçen süreçte de her yıl onlara bir bu kadar kişi daha eklenecek. Bu genç ve geleceğin sahibi nesle ümitli yarınlar sağlamak için devlet büyüklerine ve devlete bağlı kurumlarda çalışanlara önemli sorumluluklar düşüyor.
Üniversite sınavlarının soruları her zaman ÖSYM’nin sitesinde yayınlanırdı. Böylece öğrenciler, soru tipleri, soruların amaçları, ölçme kriterleri ve eleme taktikleri konusunda fikir sahibi olurlardı. Okullarda ve dershanelerde çalışan öğretmenler, soru hazırlama kurulları da... ÖSYM Başkanı Ali Demir’in açıklamasına göre, ölçme kabiliyeti yüksek olan sorular bazı düzenlemelerle yeniden kullanılabileceği için sınavlarda sorulan soruların sadece yüzde 10’unun paylaşmanın yeterli olacağını düşünülüyor. Bunun amacı, bir soru havuzu oluşturabilmek. Bunun gereksiz bir karar olduğu kanısındayım. Türkiye’de birbirinden değerli ve tecrübeli üniversite, lise ve dershane hocaları var. Her yıl hazırlanan özgün soruların açıklanması, öğrencilerin yaptıkları ile sınavdan birkaç saat sonra hemen yüzleşmeleri, sınav hakkında değerlendirme yapmaları açısından çok önemliydi. Kapatılan dershanelerde görev alan öğretmenlerin de destek vereceği komisyonlarla istense bir yıl içinde yüz yıla yetecek sayı, nitelik ve kalitede soru hazırlanabilir. Özellikle liselerin daha sağlam ve nitelikli bir eğitim öğretim anlayışı ile öğrenci yetiştirmesinin hedeflendiği şu dönemde, soruların açıklanmama kararı toplumda güvensizlikten başka bir şey yaratmayacaktır. Yine de bekleyip göreceğiz. On yılda bu kadar çok değişikliği kaldırmış eğitim öğretim camiası bu değişikliğe de kısa sürede alışabilir.
Sınavlar yalnızca öğrenceyi sınamıyor
Türkiye’de sınav sistemleri konusunda fikir sahibi olan merciler, Milli Eğitim Bakanlığı,
YÖK, TÜBİTAK ve ÖSYM. Sınavların hazırlanmasında, bu kurumlar kuracakları komisyonlarla örnek soru kitapları hazırlama yoluna gidebilirler. Bu sınavlarda uzun vadede, çoktan seçme tekniğinin yanında açık uçlu soruların da sorulması planlanıyor. Ali Demir’e göre yazılı sınavlar, günümüz bilişim teknolojileri sayesinde objektif olarak yürütülebilir bir sınavlar olacakmış. Ciddi bir ön çalışma gerektirdiği için, bu sisteme hemen geçilmesi öngörülmüyormuş. Bu konuda acele edilmemesi şart. Çünkü okumayan, bilgisayar başında vakit geçiren ve doğru Türkçe'den uzak nesillerin yazılı ifadelerinin düzelmesi için zamana ihtiyaçları var. Sınavlar, yalnızca öğrenciyi sınamıyor. Soruyu hazırlayan öğretmeni, öğrenciyi bilgi ile donatanları, kurumları, bakanlığı da sınıyor. Çok hassas ve önemli bir konu. Gençleri bu konuda ikna edecek en önemli nokta, güvenilirlik. Bugünkü sınavın tüm öğrenciler adına iyi geçmesini dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.
Sınav sistemi yine değişti
Haberin Devamı

