Bir ucundan ona bulaşmamış olanımız yoktur. Ya lisedeki aşkımıza yazmışızdır ya da okulda bir yarışma için kalem oynatmışızdır. Önce uyaklı, ölçülü; sonrasında serbest şiiri denemiş ve kendimizi şair zannetmişizdir.
Türk edebiyatının en anlaşılır, yakın ve sade dönemi olarak bilinen 1. Yeni’yi okuya okuya; hayata, insana, aşka ve derde alışmışızdır.
Hepimiz 1. Yeni’yi daha çok Garip Akımı olarak biliriz.
Ondaki neşe ve güzelliğin, hüzün ve acının hafif yakıcılığını çok severiz.
Ama neredeyse çok azımız 2.Yeni şiirine yakın hisseder kendini.
Orhan Veli ve arkadaşlarının kurduğu 1. Yeni’ye tepki olarak doğan bu yeni ve karmaşık akım; yenilginin, yabancılığın, içe kapalılığın, bunalımın ve hayattan vazgeçmişliğin akımıdır.
İçinde sevgilinin tatlı sesini, bir dere kenarını, bir ağaç gölgesini, bir kuş cıvıltısını ya da bir şehir hikayesini bulmanın imkanı yoktur.
2. Yeni’nin içinde birbirinden değerli pek çok kalem vardır. Bu isimleri biraz daha yakından tanımak, hayatın diğer yüzünü bize anlatmak için seçtikleri yolda korka korka da olsa azıcık yürümek için bu sanatçıların elini tutmak lazım.
Turgut Uyar, 2. Yeni’nin en önemli şairlerinden biri. Anadolu’da farklı yerlerde memurluk yaptıktan sonra 1966’da İstanbul’a döner ve arkasında bir ayrılık sonucu bir eş ve üç çocuk bırakır. Küçük yaşta aile isteğiyle yaptığı bu evlilik, ağır gelmiştir onun içinde sakin fırtınaların estiği yüreğine.
Ne olursa bu sebeple olur, Cemal Süreya ile olan noktasında olan Tomris Uyar’a kaptırır gönlünü. Üç yıl sonra da evlenirler.
Turgut Uyar’ın yetişkin aklı ve kalbiyle sevdiği bu kadına yazdığı şiiri bilenimiz çok azdır:
“Tomris Uyar için bir şiir kurma çalışması”
seni sonsuz biçiminde buldum o biçimi almıştın
sandviçlerle, kötü şehirle, terle baş başa kalmıştın
yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi
yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın
gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle...
Turgut Uyar’ın şiirlerini, şiir işine girmemiş, iyi bir okur olmayanlar çok bilir mi, bilmem.
Belki de bizim şiir okurumuz, kolay anlaşılırın peşinde ve üstü sanatla kapanmış şiire uzak.
Oysa kolay anlaşılır gibi görünen şiirlerin içinde saklı, derin dünyaların sırrına ermek de akıl ve gönül işidir.
Bu sebeple anladığımızı zannetmekle gerçekten anlamak arasında bir okur olarak kalmamalıyız şiirin karşısında.
Ona gerçekten bakmalıyız.
Turgut Uyar’ın, Yapı Kredi Yayınları’nın Doğan Kardeş Serisi’nden çıkan “Göğe Bakma Durağı” adlı şiirinin isim olarak verildiği kitabı, çok keyifli…
Şiire gerçekten bakabilmeniz için.

