İki hafta önce Doğan Kitap, yeni bir kitap yayımladı. Çiğdem Tüzün ve Sühan Muratlı’nın kaleme aldığı kitapta işadamı Şarık Tara’nın iş yaşamının ilginç ayrıntıları anlatılmış.
İnsanların nasıl “o kişi” olduklarını anlatan kitaplar, hayat hikayelerinin satır araları, başkalarının her zaman dikkatini çeker. Herhangi bir konuda adını topluma duyurmayı başarmış, yeteneği, öngörüsü, başarısı ve farklılığıyla topluma mal olmuş bu kişilerin yaşamlarını kaleme almalarını ya da aldırmalarını çok önemsemek gerekiyor. Bu kitaplar, onlar gibi olmak isteyen genç nesillere doğruları ve yanlışlarıyla, tüm yaşamışlıklarıyla örnek olacak bu insanları tanıtmak için en güzel, en doğru ve en keyifli yol... Bir filmi izler gibi, bazen bir sohbete katılır gibi...
Şarık Tara, 1930 Üsküp’te doğar. 12 yaşında, göçmen, küçük bir çocuk olarak geldiği İstanbul’da hayatı tanımaya başlar. Balkanların savaşlar boyu çektiği sıkıntıları cebinde saklayan ve daha huzurlu bir hayatın nasıl olması gerektiğini düşünen aklıyla her aldığı yaşta biraz daha ilerici, biraz daha yenilikçi, biraz daha girişimci olur.
Hayat hikayesinin tümünde hem tarih hem siyaset hem de o dönemlerin değişken yapısının ayrıntılarını okuyabilirsiniz.
Balkanlardan göç eden herkes adını bilir
Kitabın çok hoş ve aklınıza belki de hiç gelmeyecek ayrıntıları da var: Şarık Tara, eniştesi Sadi Gülçelik ile birlikte iş hayatına atılmaya karar verdiğinde enişte ve kayınbirader sözcüklerinin ilk hecelerinden oluşan bir şirket kurması gibi: ENKA.
Ya da bir davette Yugoslavya devlet başkanı Slobodan Miloşeviç’e: “Slobodan biliyor musun, ki senden nefret ediyorum!” demesi gibi...
Şarık Tara, Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması için dışa açılmasının şart olduğunun bilinciyle yaptığı her işte ve kitapta da söylendiği üzere üstlendiği her görevde bunun için çaba harcayan, Türkiye’nin her alanda dünyayla entegrasyonu için gönülden çalışan bir yurttaştır aynı zamanda. Kitapta, Tara’nın yaptığı tüm girişim ve çalışmalar, farklı başlıklar ve bu başlıklar altında zaman zaman onun, zaman zaman da başkalarının ağzından anlatılan olaylarla gözler önüne seriliyor. Kitabın ana bölümleri, araştırmacılar için önemli bir veri kaynağı niteliğinde. İş dünyasındaki ilk adımları, uluslararası ilişkiler, Avrupa Birliği ve Türkiye ve tabii ki Balkanlar...
Balkan topraklarından Türkiye’ye göç etmiş hemen herkes, bilir Şarık Tara’nın adını. Onunla memleketli olmak, ayrı bir gurur kaynağıdır adeta. Ne tuhaftır ki asıl memleket olarak Türkiye’yi bilen tüm göçmenlerin ortak kaderidir, geldikleri yere de memleket demek... Balkanlara olan gönül bağı hiç kaybolmaz bu insanlarda. İşte Şarık Tara’da da gerek iş alanında yaptıkları gerekse dostluk anlamında yaşadıklarıyla Balkanlar’la arasındaki bu bağ asla kopmamış. Şarık Tara’nın dış politikayla yakından ilgileniyor olmasının temelinde babasının eski Yugoslavya’daki aktif politikanın içinde olması yatıyor. Konsoloslarla haşır neşir olan, Türkiye’yle iletişimini hiç kaybetmeyen bu ailenin bir ferdi olarak Türkiye ve dünya ile her zaman yakından ilgileniyor. Sonunda da Türkiye’nin sayılı isimlerinden biri oluyor. Kitabı iki haftada okudum. Çünkü bazen biyografi, bazen anı, bazen de tarih kitabı tadında olduğu için hem okudum hem öğrendim. Çok da keyif aldım. Hem bir okuyucu hem de kökeni Balkanlar’dan olan biri olarak...
Şarık Tara’yla sınırların ötesinde
Haberin Devamı

