Bu, hem hüzünlü hem de bir o kadar meydan okuyan; hem yenik hem güçlü; hem kibar hem net cümle, Tolga Akyıldız’ın ilk kitabının adı.
Kitabın; beyaz yüzü, kırmızı başlığıyla Esen Kitap’tan çıkıp raflardaki yerini alıncaya kadar geçtiği yolların kesiştiği yer; aşk... Bu aşkı; Elif Karadayı, her bölümün başında resimleriyle anlamlandırmış.
Tolga Akyıldız; adına aşk dediği ne varsa onları tek tek temize çekerken hatırladıklarını, düşlediklerini, umduklarını, korktuklarını, neşelendiklerini, ağladıklarını, beklediklerini vazgeçtiklerini, istediklerini, istemediklerini; hayatında iz bırakan 41 kişinin izlerinden yola çıkarak 41 parça halinde anlatmış.
Adeta aşk’a 41 kere maşallah der gibi...
Aşk üstüne yazı yazmak zordur.
Çünkü her aşk, ayrı bir tanım, ayrı bir hikayedir. Belki yaşanan her neyse, aslında aşk değildir, ona aşk diyen bizidir; belki sapına kadar aşktır, onu fark etmemişizdir. Belki şairin dediği gibi ona çoktan geç kalmış ya da vaktinden önce gelmişizdir.
Şanslıysak, yetişmişizdir.
Aşk üstüne birilerine göre ne söylense yalan başka birilerine göre ne söylense doğrudur. Hangisi sahidir; bu sorunun cevabı, kişinin aşka bakışına, ondan beklentisine veya ondan hiçbir şey beklemeden onun sürprizlerini kucaklama, getirilerine boyun eğme niyetine göre değişir.
Aşk; bazen değişmek, bazen aynı kalmak, bazen de aynı olmaktır.
Aşka düşünce başa gelenler...
Kimleri değişmeyi, kimileri aynı kalmayı, kimileri aynı olmayı sever. Bu sevgi farkındalığı aşka düşünce başa gelendir. Bu aynı olma biçimine kakar vermek kişinin elinde değildir. O aynı’lık aşkın gelişindeki, kalışındaki tanımın kendisidir.
Kitabın 41 bölümünde; Tolga’nın aşkla ilgili soruları, cevapları, belirsizlikleri, netlikleri, heyecanları, karanlıkları, aydınlıkları; düğümleri ve çözümleri var.
Aşk belki de çözdükçe düğümlenen düğümlendikçe çözülen, her seferinde yeniden zorlanılacak, yeniden keşfedilecek bir tarafımızın sırrına ermek demek olduğu için onu yazmak bu kadar zor...
Belki de gerçekten aşık olduğumuzda onu yazmıyoruz. Belki aşk üstüne yazılan tüm yazılarımız; aşkı aradığımız, aşkı bulduğumuzu sandığımız ya da adına aşk demeyi seçtiğimiz durumlar üzerinden yazılıyor da hakiki aşkı bulduğumuzda onu yazamıyoruz bile...
Tahlil ve tasvirle geçiyor zaman zihnimizde... Hesaplar yapmakla; doluya koyup almadığını, boşa koyup dolmadığını görerek; şaşırarak ama pes etmeyerek, bu pes etmeyişin sonunu hiç bilmeyerek...
Belki aşk ütüne yazılan tüm yazılar, söylenen tüm sözler; aşktaki tekamülümüz için bir basamak...
Tolga’nın yazılarını her zaman çok severek okurdum. Ona, mutlaka kitap yazmalısın, diyenlerden biriydim ben de... Bu aydınlık yüzlü kitabı elimde tutuyor olmak, benim için de büyük bir keyif... Hem elimde tutuyor olmak hem de okumak... Siz de keyif alacaksınız. Bazen korkacak, bazen üzülecek, bazen heyecanlanıp bazen yenileceksiniz. Ama Tolga’nın dediği gibi, çok sevdiğiniz için özür diler olsanız bile başta, kitabın sonunda hiçbir sevginizden asla pişman olmadığınızı fark edeceksiniz.
Daha nice aydınlık yüzlü kitaplara Akyıldız...
Özür dilerim çok sevdim
Haberin Devamı

