Öğrenmek için geliyoruz dünyaya. Her gün sadece hayat ile ilgili değil asıl önemlisi kendimizle ilgili ne çok ayrıntının farkına varıyoruz, kim bilir?
Gülben Ergen, genç ve başarılı bir sanatçı. Bu işe kafa yormuş olacak ki bu ayrıntıları önce fark edip, sonra onları bir yaşam biçimi haline getirip daha sonra da onu tanıyan ama kendisinin hiç tanımadığı insanlarla paylaşmaya karar vermiş.
Yazmak böyle bir şey çünkü.
Düşündüklerini, hissettiklerini; hiç tanımadıklarınla paylaşma ihtiyacı…
İnsanın kendi gibi olanları keşfetme zevki…
Hele de hayat, kısa süre içinde sert iniş ve çıkışlar getirdiyse kucağında, o zaman yaşadıklarından öğrenecek çok şeyi oluyor insanın ve anlatmak istiyor onları.
Anlatırken de ya yazarlık becerisiyle bunları sağlam bir temele dayandırıyor ve duvarları sımsıkı örüyor ya da yazarlık hevesiyle doğallığı birleştirerek farklı bir başarıya ulaşıyor çünkü okuyana ulaşıyor. Onun gibi düşünüp onun gibi yazarak, ona kısa yoldan söylemek istediklerini söyleyiveriyor.
İstek ve samimiyet var
Gülben, bunu başarmış.
Kitabının adı: Öğrendim ki…
Öğrendiklerini, hayatın ona bazen keyifle bazen de zorla öğrettiklerinden çıkardığı sonuçları, bizlerle paylaşma cesaretini ve kararlılığını göstermiş. Çünkü bütün bu basit tanımlara rağmen, yazmak kolay bir iş değildir. Yazılanların kişinin kendisine anlattıklarıyla başkalarına anlattıklarının aynı olması, yazarın bunu başarması çok zor. Burada iki faktör öne çıkıyor: İstek ve samimiyet.
İkisi de Gülben Ergen de var. Biliyoruz ki hemen her konuda, bir işin içine girdiğinde onu en iyi şekilde yapma isteği ve samimiyeti ön planda. Bu, kitap yazma işinde de devreye girmiş belli ki… Hayat, ona merhaba dediğimiz günden başlayarak en büyük öğretmenimiz olur ve bize her şeyi öğretir ama her şeyi…
Yeter ki taşıyabileceğimiz kadar yük versin, diye dua eder büyükler, çünkü insan yaradılışı gereği her türlü yükü taşır. Dayanamam, dediği her şeye dayanır. Ne acının sonu vardır hayatta ne sevincin. Sonu olmadığı için de her zaman yerini yenilere bırakır. Yeni acılar, yeni sevinçler gelir bulur insanı ve bunların hepsinin adına hayat deriz.
Kendi hayatını yaşadığını fark edenler, yaşadıklarını anlatmayı tercih eder. Gülben Ergen de bunu yapmış. Yaptığı hataları, işlediği sevapları, her attığı adımı gözden geçirip kendi yaptıklarından kendine çıkardığı sonuçları açık yüreklilikle paylaşmış... Belki edebi değil ama inanın çok sahici bulacaksınız.

