HANGİMİZ çocuğuz, diye düşünüyor musunuz? Çocuklarımız mı yoksa biz mi? Hangimizim hırsları daha keskin? Onların mı yoksa bizim mi?
İşte bu soruların cevaplarını renkli ve çarpıcı örneklerle bulduğum bir kitap okudum.Türkiye’nin önde gelen psikologlarından Doğan Cüceloğlu’nun ilk basımı 2001’de yapılmış “Mış Gibi Yetişkinler” adlı kitabı 35’nci basımını yeni bir kapak dizaynıyla yapmış.
Yaşı büyümüş ama aklı ve kalbi çocuk kalmışların, kendi çocuklarına nasıl zarar verdiklerinin farklı örneklerini, Türk toplumunun içinden seçtiği olay ve durumlar çerçevesinde anlatıyor hoca.
Anlaşamayan, sürekli didişen, birbirini yargılayan yetişkinler arasında büyümek zorunda kalan çocukların; hüzün, kızgınlık hatta suçluluk duyguları içinde yaşamaya mahkum olmalarının sonuçlarını anlatıyor.
Çünkü bu büyükler, yetişkin çocuklar. Kavgacı, kıskanç, özgüvensiz...
Bedenen büyüdüğü halde, duygu ve heyecanları bakımından gelişip olgunlaşmayan insanlara yetişkin çocuk deniyor. Gelişmemelerinin en önemli sebebi, onları yetiştirenlerin de yetişkin çocuk olmaları…
İnsanların en büyük korkusu, başkaları tarafından yargılanmak, beğenilmemek, eleştirilmek... Bu sebeple de olmayanları var gibi göstermek, sanal bir dünya yaratmak ve bu sanal dünyanın kendi yarattıkları sanal gerçeklerine inanmak, onların en büyük hatası... Bu dünyayı yıkmaya ya da bu dünyanın kurallarını bozmaya kalkanları, bu kurallara uymayanları da kendi yöntemleriyle cezalandırıyorlar. Döverek, söverek, küserek, uzaklaşarak...
BÜYÜK ÇOCUKLAR
Ne tuhaf değil mi?
Orta yaşta bir insanın, edindiği hayat tecrübeleriyle, yaşadıklarından çıkardığı sonuçlarla, mutluluk ve acılarla piştiğini, olduğunu, hayatı olduğu gibi kabul edecek olgunluğa eriştiğini düşünürüz.
Oysa karşımızda kendi kendine sebepler üreten, beklentilere giren, bütün bunların karşılanmadığını ya da karşılanamayacağını anladığında da öfkelenen, deliren, içe kapanan en ironik olanı da etrafındakilere küsen insanlar oluveriyorlar.
Çünkü mutsuzlar.
Kendilerinden, hayatlarından, eşlerinden, işlerinden, sahip oldukları hiçbir kişi ya da değerden memnun değiller. Hayatın farkında değiller.
Hocanın kitapta sıraladığı özelliklere bakıldığında, bu tür insanların neşesiz ve küskün, asık suratlı, kızgın; gergin, saldırgan, pısırık, yobaz ya da bağnaz olduğunu söylüyor.
Bu tür yetişkinler, etraflarındaki insanlara olgun bir birey olarak davranamıyor. Karşısındakine nasıl davranması gerektiğini bilmediği için saldırgan bir biçimde direnmeye geçiyorlar. Maalesef sıradan tabirle söyleyecek olursak adamına göre davranıyor, ya karşılarındakini eziyor ya da muhattap oldukları kişi güçlüyse sessiz kalmayı tercih ediyorlar.
Bu büyük çocuklardan etrafımızda çok var. Biri bize sebepsiz yere kızdığında, trafikte hemen kavgaya tutuşabilecek kadar öfkelendiğinde, bir toplantı sırasında gereksiz yorumlarla kendini önemli hissettirmeye çalıştığında ve bunu bizi azarlar gibi yaptığında, karşımızdaki ”mış” gibi yapıyordur. Büyümüş gibi... Oysa hala bir çocuktur.
Kitap hele okulların açılmasına bu kadar az kalmışken okunması gereken çok güzel bir kitap... Ne kadar büyüdüğümüzü, çocuklarımızı ne kadar büyütebileceğimizi anlamak için...
“Mış” gibi yetişkinler
Haberin Devamı

