Temmuz 1621
La Fontaine’in doğum tarihi...
Masal yazmak, derin ve sonsuz bir hayal gücü gerektirir. İçinde tüm olağan üstülüklerin, olmaz denenlerin bulunduğu, sınır tanımayan bu anonim tür, La Fontaine ile birlikte babasına kavuşur adeta. Fabl türü, dünya literatüründe yerini alır, en önemlisi de kişileştirme sanatı eşyadan hayvandan kadar en saltanatlı örneklerini verir.
Masallar, gerçek yaşamda gerçekleştiremediğimiz ne varsa onları hayallerimizde sahici kıldığımız sonsuz bahçelerdir.
Oralara istediğimiz insanları, rengarenk düşleri, imkansızlıkların tamamını özgürce yerleştiririz. Barışı, sevgiyi, adaleti, iyiliği, güzelliği, daima bu özelliklere sahip insanların kazandığı hayatları tasarlarız o bahçelerde.
Masallar, hep mutlu sonla biter. Kötülerin her zaman kaybettiği, kötü ve çirkin ruhlu insanların muhakkak cezasını bulduğu; çocuklara iyilik ve güzelliği öğretmek için uydurulmuş sınırsız metinlerdir onlar. Sanki yazıya geçirilince güzellikleri kaybolacakmış kadar sınırsız ve sonsuzdur hepsi. Söyleyeni belli olsa da olmasa da.Yazılı olsa da olmasa da...
2 Temmuz 1904
ise Anton Çehov’un ölüm tarihi...
Çehov, dünya edebiyatına durum hikayesini kazandırmış bir edebiyatçı. Öyküden bütün planlamayı, olayı, yeri, zamanı atarak; insanın, eşyanın, hayatın duran ama bize dururken önemli ayrıntılar anlatan taraflarını veren bir yazar...
Merak duygusunu yok eden, öyküyü kendi uygun bulduğu yerde kesen, anlatmak istediğinin yalnızca gerçek yüzünü ön planda tutan ve o ön planı kendi görüşüyle, tüm çıplaklığıyla olduğu gibi anlatan, bizi hayatın gerçeğiyle yüz yüze bırakan bir kalem... Kötülüğün, çirkinliğin ve yanlışlığın da hayatın bir parçası olduğunu ne kadar istemesek de yüzümüze vuran bir insan...
Biri masalcı, biri öykücü... Biri klasik akıma mensup olsa da yaratıcılığını kullanarak anlatıyor hayatı, öteki hayalden tamamen uzak bakıyor ona...
Biri Karga ile Tilki’de akıllanan kargayla ümit veriyor insana, öteki Vişne Bahçesi'nde insanın yenilgisiyle baş başa bırakıyor onu. Birinde her zaman bir ders, ötekinde yenilgi var. Siz hangi türün peşinden gitmeyi seçerdiniz? Sonsuz mucizelerin saklı olduğu masallarla mı avunmak isterdiniz yoksa gerçeklerin sert ve yakıcı yüzüyle karşı karşıya kalmak mı?
Biri masalın, biri öykünün babası. Temmuz'da biri doğmuş, biri yitirmiş yaşamını.
Ben insanlara hayal etmeyi armağan ediyorum derken biri; hayat, gerçeklerle yapılanır, der öteki...
Dünyada devrimlerin, karışıklıkların, zorlukların tüm insanlığı düşündürdü-ğü şu günlerde zannederim hepimizin masal güzelliğinde gerçeklere ihtiyacı var.
Çünkü mucizeler, masallarda olur ve mucizelere inanan insanlar, dünyayı değiştirir.
Masal mı, hikaye mi?
Hangisini seçerdiniz?
Masal ve hikaye
Haberin Devamı

