Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Lüzumsuz olabilmek...

Haberin Devamı

İshak Alaton’un ilk kitabını okur okumaz düşüncelerimi sizinle paylaşmış, bir kişinin yaşamını yönlendiren olaylar içinde bize yavaş, hızlı, inişli çıkışlı ve zaman zaman serüven tadında bir süreç yaşattığını paylaşmıştım.

Lüzumsuz olabilmek...

Okuduysanız, görmüşsünüzdür bu ayrıntıları. ‘Lüzumlu Adam’, bir şeyler üreten ve bunları hayata geçirendi İshak Alaton’un anlattıklarına göre.

İkinci kitap da çıktı: Lüzumsuz Adam...

İshak Bey’i, bu satırlar yazılırken hayal edebiliyorum. Maviye bakan bir odada; derin, zeki, mavi gözleriyle Mehmet Gündem’in gözlerinin içine bakarak olanca sakinliği ve heyecanıyla, cümleleri hiç ama hiç düşürmeden, kendinden tamamen emin bir tavırla bütün bunları nasıl anlattığı gözümde canlanabiliyor.

Kitap yazmak, cesaret işidir.

Öyle aklınıza ne gelirse ardı ardına sıralayamazsınız.

Anlattıklarınız, yalnızca sizin kıyılarınızın suyu değildir, gider başka kıyıları da döver.

Dürüst olmak, gerçekçi olmak ve net olmak gerekir kitap yazarken...

Birazını anlatayımla doğruya gidemezsiniz.

Ya hep ya hiçtir, yani.

Bu iki kitabın ortak paydası hep’te birleşmesi.

İshak Alaton, önce “lüzumsuz”olmayı başamış, bu yaşadığına kendince bu adı verdikten sonra da bize nasıl lüzumsuz olunur’un yollarını anlatmış.

Bunun yolu kişiden kişiye değişir elbette ama önemli olan herkesin kendi için bu tanımı yapabileceği olgunluğa, yetkinliğe, doyuma ve güvene ulaşabilmiş olmasıdır. Yaşanmışlıklardan ve birikmiş dünya görüşlerinden ortaya çıkan 491 sayfalık ikinci kitap, ilk kitapta olduğu gibi metin ara başlıklarla okuyucuya ipucu veriyor.

İshak Bey, kitapta yine birinci tekil kişi olarak konuşuyor. Mehmet Gündem, usta kalemiyle onu yüzlerce sayfa boyunca bizden hiç koparmıyor. O zaman kitabı okur gibi değil, İshak Bey’le konuşuyor gibi oluyorsunuz.

Kitaplarda değişik teknikler kullanılmasını seviyorum.

Yaratıcılık, edebiyatın vazgeçilmezi... Bir eserde bu özellik varsa o eser, kendini muhakkak okutuyor. Bunun için de kitabı yazan ya da anlatan kişinin yukarıda saydığım özelliklere sahip olması gerekiyor, gerekiyor ki yazar özgür olabilsin. Kitabın en başında Mehmet Gündem’in İshak Alaton’a koştuğu şartların listesi var. Bu saydıklarımı teyid eder bir tavır, netlik ve kesinlik var taleplerinde.

Bunların ne olduğunu özellikle yazmıyorum, çünkü bence kitabın en önemli bölümlerinden biri de bu... Yazarın konuştuğu, yazdıranın her şeye net biçimde cevap verdiği yer...

Orada anlıyorsunuz, lüzumsuz olmayı seçen kişinin tavrını.

İlerleyen bir bölümde İshak Alaton, gençlere on dört tavsiye sıralamış. Bunları da örneklerle ispatlamış. On dördü, bir duvara nasihat diye asılır ve ara ara okunur. Bugün bile...

Yaş almak, çok önemli deneyim.

Tartışır durururuz, ‘akıl yaşta mı, başta mı’ diye.

Elbette baştadır, ama yaşın, tecrübe, hazmetmişlik ve olgunluktur o aklı değerli kılan.

Bu kitapta, yaş almış bir insanın hayatın içinde kendi için biriktirdiklerinin aslında başkalarına da ait yaşanmışlıklar olabileceğini fark edişini okuyorsunuz.

O zaman da tecrübe denen ve vakti gelmeden edinilemen,ancak nasihatlere kulak verilirse yerini bulan erdemin değerini alnıyorsunuz.

İshak Alaton gençlere nasihatlerini şöyle bitiyor:

“Genç Dostum,

Sen,

Güven veren, saygı uyandıran iyi insan olma yolunda geliş...

Geliş ki insan sende huzur bulsun, seni tanıyan umutla yolculuğuna devam etsin.

Varlığın ve var oluş tarzın, yapıp ettiklerin senin için ‘iyi ki dünyada böyle insanlar var’ dedirtesin.

Kitap hakkında bu sözlerin üstüne ne yazılabilir ki...

DİĞER YENİ YAZILAR