Bahar geliyor.
Baharın gelmesi demek, aşka düşmek demek...
Aşıksak aşkımıza daha çok sarılma, değilsek aşık olma mevsimi bahar...
Aşk her daim aşk ama baharda daha bir başka, daha bir deli dolu sanki...
Eski kültürün etkisiyle de böyle düşünüyor ve hissediyor olabiliriz.
Divan edebiyatı bilenler ve sevenler, bana hak vereceklerdir. Edebiyat Fakültesi çıkışlı olanlar ya da edebiyatın kenarına köşesine şöyle bir dokunmuş olanlar da öyle...
Bahar demek, sevgililerin birbirini daha çok görebildiği, birbirleriyle daha çok vakit geçirebildiği, hasretlerin sona erdiği, gecelerin kısaldığı gün ışığının kreyfine varıldığı, gülllerin açtığı ve hayatın güzelleştiği mevsim demek...
Bahar demek, aşkın tadına varmak demek...
Aşkın kitabı yazılsa yazılsa baharda yazılırdı herhalde.
Prof. Dr. İskender Pala imzalı
Kitab-ı Aşk, baharda mı yazıldı bilmiyorum ama kitaptaki aşkla ilgili deneme ve öyküleri okurken hem eski edebiyata hem de bu edebiyatı bizim için adeta keyif haline getiren İskender Pala’ya bir kere daha hayran oluyorsunuz. Kitab-ı Aşk’ın ilk basımının üstünden tam sekiz yıl geçmiş. Yirminci baskısı baharı karşıladığımız şu günlerde kitap raflarında...
Mevsim baharken, aşkın tadına daha çok varılıyorken en doğru kitap aşkla ilgili kitaptır, diye düşünerek sevgili hocamız İskender Pala’nın sayısız seminerini dinlemiş, farklı ortamlardaki sohbetlerine katılmış bir edebiyat tutkunu olarak kitabı tekrar okudum.
Aşkın tarifi bir edebiyatçının kaleminde nasıl her seferinde yeniden tanımlanır, yeniden ayrıntılanır, hem herkesin bildiği hem hiç kimsenin bilmediği bu konunun gül kokulu bahçesinde nasıl bu kadar yumuşak adımlarla dolaşılır, bunu görüyorsunuz kitabı okurken.
Kitabın ilk bölümünün adı bile tüm kitabı adeta özetler nitelikte:
“Aşktır ki gerisi vesairedir.”
İlahisi, mecazisi; hakikisi, sahtesi ama niteliği ne olursa olsun onu yaşayan ve tanımnlayan kişiye göre tek oluşuyla her aşk, yeni bir tarif, yeni bir tanın adeta.
Aşkı, telefonlardaki sesli harfleri atarak tanımlayan yeni nesil için biraz ağır gibi görünse de zamanında sevdiğine mektuplar döşenmiş, iyi kötü sanat müziği altyapısı olan, eski dilden az buçuk anlayan bizler için son derece keyifli bir kitap...
Ama galiba en önemlisi, aşkı anlatırken ona yakışan üslubu, ifadeyi ve kelimeleri de seçebilmek... O tedirginliği, o farklılığı, o heyecanı ve o asla sönmeyecek olan ateşi seçilen kelimelerle verebilmek.
Aşık olanla beraber yanmak, olmayanı satırlarda yakmak...
Prof. Dr. İskender Pala’nın hiç eskimeyecek bu kitabını hazır aşk mevsimi gelmişken okuyun derim. Hatta her bahar, yeniden okuyun. Her seferinde bambaşka bir dünyada dolaşacaksınız.
Kitab-ı Aşk
Haberin Devamı

