Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Keşke kadın olsam

Haberin Devamı

Bazı yazarlar kitap yazsın diye bekleriz. Aykut Oğut da benim için böyle bir yazar... Onu okuyunca içim açılıyor, onun kaleminde tanıdık bir üslup ve ortak bir bakış açısı buluyorum. Hayatın ayrıntılarını, atlayıp kaçırdığımız, üstünde durmaya gerek bile duymadığımız inceliklerini bir bir ortaya çıkaran bir tavrı var. Bana çok uyuyor. Yazdığı tüm kitaplarda uykuya yatmış farkındalığımızı cin gibi bir hale getirerek hepimizin, yaşamın tadına yeniden ve yeniden varmamızı sağlıyor. Bu kitabı da bize yazmış, kadınlara... Kitapta sert bir feminizm ya da kadınlara sağlam bir özenti var zannetmeyin. Bugüne kadar klişe cümlelerle savunulan değerlerden de söz etmiyor, emin olabilirsiniz.

Sade, yalın, açık ve dupduru bir dille kadının doğanın içinde var olduğu günden bugüne kadar biriktirdiklerinden yarattığı asıl “kadın”a dikkat çekiyor sadece. Her cümlede, her paragrafta, her sayfada aslında bildiğiniz, bildiğiniz halde bu kadar samimi ve güzel ifade edilişiyle yepyeni bir gerçeğe ulaşmışçasına sevindiğiniz noktaları buluyorsunuz. Bir erkeği eşine, bir oğulun annesine olan hayranlığında onların öncelikle ve özellikle kadın olmalarından kaynaklı ayrıcalıklı farklılıklarını, tatlı ve yaşanmış örneklerle anlatıyor. Kitabı benim gibi bir kadınsa okuyan kendini yeniden seviyor, yaşadıklarının üstünde yeniden düşünüyor. Okuyan erkekse ve akıllıysa iyi kötü bir muhasebe yaparak kaybettiği kadınları, yenilgi saydığı durumları düşünüyor, pişman oluyor, yeniden başlamak, bu sefer hata yapmamak için uğraşıyordur diye düşünüyorum.

Kadındaki doğurganlığın ve yaratıcı gücün ilahi bir tarafı olduğunu, bir bebeği karında büyütmenin ve onu fiziksel olarak ortaya çıkarmanın yanında ona kanıyla, canıyla ama bütün bunların ötesinde duyguları, düşünceleri ve sezgileriyle bambaşka özellikler katan kadının kusursuz ve mucizevi tarafına dokunuyor. Mantıkla duyguları dengelemeyi başaran ve yeri geldiğinde duygularıyla hareket etmekte hiçbir sakınca görmeyen, kız kardeş, anne, eş ve evlat olmayı aynı anda başarabilen, bütün rolleri o eşsiz yaratıcı ve farklı üretken gücüne bağlı olan kadın’ a hayranlığını anlatıyor.

O ayrıcalıklı tarafa ettiği gıpta ve duyduğu hayranlık, ona keşke kadın olsam da ben de hayatı bu şekliyle düz değil de daha farklı renklerde ve ayrıntılarda yaşayabilsem, diye düşündürmüş belli ki. Kadının evrensel bir sevgi ve saygıya sahip olduğu için küçük ayrıntılara takılmadan büyük resmi görerek yaşadığının altını çiziyor. Kadın, olanı biteni anlamada daha dikkatli ve sakin oluşuyla hayatın tadını erkeğe göre daha çok çıkarıyor. Daha az kızıyor, daha az üzülüyor ve daha çok fark ediyor her seferinde...

Aykut Oğut şu soruyu soruyor kendine:

“Neydi kadını bizden, erkeklerden üstün yapan özellikler? Bizim bir türlü olmayı beceremediğimiz-kadın kadar beceremediğimiz- ve hiçbir zaman o kadar beceremeyeceğimiz, sahip olamayacağımız şeyler nelerdi?

-Güçlü olmak.

-Duygusal olmak.

-Muhteşem bir içsel rehberlik kapasitesi.

-Seks ve cinsellik.

-Evrensel saygıyı, sevgiyi verebilme ve yaratabilme.

Sonra bunları tek tek anlatacağının sözünü veriyor ve ekliyor:

“Size bunların ne olduğunu kısa kısa açıklayabilirim ama kadın olmanın ne demek olduğunu tam olarak anlatamam çünkü ben kadın değilim.”

Kadın olmayan birinin öncelikle hayatındaki kadınları gözlemleyerek ve her seferinde onlara duyduğu hayranlık daha da büyüyerek yazdığı bir kitap bu.

Bize yeni yıl hediyesi...

İyi ki kadınım diyerek yeni yılı umutla, coşkuyla, aşk ve sevgiyle karşılamamıza sebep...

DİĞER YENİ YAZILAR