Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

İyi ki doğdun Orhan Veli

Haberin Devamı

Arkadaşlarınızla bir araya gelip bir akım yaratacaksınız, sonra da bu biraz tuhaf kaçtı, diye düşünülecek ve yarattığınız akıma “Garip” adı verilecek.

Farklılığı buradadır Orhan Veli’nin...

Şairliği hepimizin malumu ama bu güzel yeteneğinin yanında, hayattan herkesten daha çok zevk alabilirliği, dostlarına olan düşkünlüğü, ayrıntılara olan dikkati de var.

Bir yandan iflah olmaz bir çapkın, öte yandan at yarışına, futbola meraklı... Hayata kendince tutunmuş biri ve tenkitlere de sonuna kadar kapalı:

“Sokakta giderken kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım anlarda insanların beni deli zannedeceğini düşünüp gülümsüyorum...” diyecek kadar hayatla dalga geçer haldedir üstelik...

14 Nisan 1914’te o çok seveceği ve sadece kulak vererek bile muhteşem bir üslupla anlatacağı İstanbul’da doğmuş şair... Sonra, ailesiyle Ankara’ya taşınmak zorunda kaldığı için çok sevdiği şehri geride bırakmış. Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’tir en yakın arkadaşlarım, dediği dostlarıyla burada tanışmış. Liseden sonra İstanbul’a dönünce Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe bölümüne kaydolmuş, ama yarım bırakmış okulu, şiir yazma hastalığı hep güzel havalarda nüksettiği için olsa gerek...

Ankara’ya tekrar dönüp PTT’de çalışmaya başlamış. O sıralarda yeni şiir akımı kendini yavaş yavaş belli ediyormuş, ama adı henüz yokmuş. Tahattur, demek istiyormuş yeni kitabına Orhan Veli, bu başlıkla yazdığı şiiri ilk sırada, kitap da akım da öyle anılsın diye düşünüyormuş.

Tahattur, hatırlatmak, anımsatmak demek... Şair hayatına girmiş bir kadını anlattığı şiirinden yola çıkmış bu ismi ararken...

‘Garip’ ama etkili akım

Bu araştırma döneminde bir gün Cavit Yamaç’la karşılaşmışlar, bu fikrini onunla paylaşmış Orhan Veli. Cavit Yamaç ise; “Senin şiirlerin yadırganıyor, acayip, garip bulunuyor, öyle bir ad vermelisin” demiş. Orhan Veli, “öyleyse bir ad bul”, deyince Yamaç acayip, garip, diye sıralarlarken seçenekleri “Garip” kelimesinde takılıp kalmışlar.

Bir edebiyat devrine adını vermiş olmuşlar böylelikle. Birinci Yeni olarak da bilinen bu dönemi tanımayan, bu dönemle ilgili üç beş dize okumayan, neredeyse yoktur.

Garip sözünde bir tevriye de var üstelik. Yani hem tuhaf hem de kimsesiz ve yalnız gibi kendi içinde bir tür itilmişliği de saklayan bir anlama da sahip bu kelime. Sesteşliği sonradan fark edilen bu sözcük, bir devre imza olmuş böylece...

Tahattura gelince...

Yalnız şiire başlık olarak kalmış. Şaire ise kimi hatırlattığı meçhul:

Alnımdaki bıçak yarası

Senin yüzünden;

Tabakam senin yadigarın;

“İki elin kanda olsa gel” diyor

Telgrafın;

Nasıl unuturum seni ben,

Vesikalı yarim?

Nasıl unuturuz seni Orhan Veli? Sen ki Türk insanına sevdiği şiiri daha da sevdirensin, iyi ki doğdun!

Orhan Veli’yi daha yakından tanımak isteyenler: Sakın Şaşırma: Orhan Veli 100 Yaşında sergisi 1 Mayıs’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde görebilirler...

DİĞER YENİ YAZILAR