Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

‘Grace of Monaco’ izlenmesi gerekli

Haberin Devamı

Her neslin bir prensesi var zannederdim. Hayatları merak edilen, etkinlikleri tartışılan ama illa ki onun yerinde olmak istenen, örnek alınan hatta belki taklit edilen... Nedendir bilinmez, peri masallarının sonu her zaman güzel bitmez ve aslında onların yaşadığı hayatlar, peri masalı olmaktan çok uzaktır. Tam tersi gerçeklerin en zor, en acı taraflarıyla yüzleşmek zorunda kalmışlardır, onca mevki, para ve asalete rağmen... Vizyona bir film girdi: Grace of Monaco. İki yıldır, yazılı ve görsel basında haberleri geçiyor, Monaco’nun efsane prensesi Grace Kelly’nin hayatından bir kesitin anlatıldığı söyleniyordu. Başrolde Nichole Kidman vardı. Birbirine benzer iki asil yüz, neredeyse sahip oldukları ünvanları aynı zorlukta taşıyan iki kadın...

Filmi dün izledim. Filmde; bir prensesin tatlı hayat hikayesini, şaşaalı baloları, muhteşem kıyafetleri ve masal gibi bir aşkı görürüm diyorsanız bu filme gitmeyin.
‘Grace of Monaco’ izlenmesi gerekli
Filmde gerçek bir kadının hikayesi var çünkü. Prenses de olsa kocası, çocukları ve ülkesi uğruna işini gücünü elinin tersiyle itmek zorunda kalan, kendisini onlara adamayı seçen ve bu seçimi çok ama çok sancılı geçiren, sonra da bundan asla pişman olmamayı öğrenen bir kadının bir ülkenin tarihini kadın aklı, duygusu ve zekasıyla nasıl olumlu yönde değiştirebildiği var. Grace Patricia Kelly, 12 Kasım 1929’da ABD‘de dünyaya geldiğinde onun bir gün çok başarılı bir film yıldızı ve bir prenses olacağı hiç kimsenin aklına gelmemişti. 1950’de,henüz yirmi yaşındayken New York tiyatro yapımlarında ve televiyonun altın çağının en başarılı canlı tiyatro performanslarında rol alarak kariyerini sağlamşlaştırdı. Mogambo filmiyle çok başarılı bir film yıldızı oldu. 1954 yılında Altın Küre Ödülü ve Akademi Ödülü olmak üzere beş filmde ödüle aday gösterildi. Country Girl filmiyle Oscar Ödülünü kucakladı.

Yaşamının dönüm noktası

Prens Rainier’la tanışmak, onun yaşamının dönüm noktası oldu. Prensin niyeti ciddiydi, Avrupa’nın en küçük ve en önemli noktasında bulunan krallığın başındaydı ve güzlelliğiyle büyülendiği aklı ve yüreğine hayran olduğu bu Amerikalı kadına aşık olmuştu.

Monako Napolyon Kanunları gereklerine uygun olarak ve Roma Katolik Kilisesinin de yasalarını yerine getirerek biri sivil, biri dini iki düğünle 18 Nisan 1956’da evlendiler. Grace, 173 resmi ünvanın sahibi olmuştu.Bu ünvanlar, sivil nikahın ardından tek tek okunarak halka duyuruldu.

Kilise düğünün ardından prens ve prenses, kendi yatlarıyla yedi hafta sürecek balayı seyahatine çıktılar.

Sonrasında her prenses gibi ülkesinin çıkarları için alınacak önemli kararlarda ve hayır işlerinde etkin rol oynayarak yaşamına devam etti. Prenses olarak, Kelly Monaco sanat kurumlarını geliştirdi. Prenses Grace Vakfı, yerel esnaf halkı desteklemek için kuruldu. Emzirmeyi destekleyen, La Leche League adlı bir örgüt kurarak anneleri bu konuda bilinçlendirdi. Kendi de mükemmel bir anne oldu, Amerikalı olma özelliğini kaybetmeden bunlara soylu bir Avrupa ailesinin görgü ve kurallarını da ekleyerek çocukları Caroline, Albert ve Stephanie’yi bunlar doğrultusunda yetiştirdi.

13 Eylül 1982 tarihinde, kullandığı arabanın kontrolünü kaybetti. Kızı Stephanie yolcu koltuğunda oturuyordu. Dağlık bölgede, aşağı yuvarlandılar. Grace Kelly, bu kazanın hemen ardından 52 yaşında yaşama veda etti. Bir prensesin hayat hikaesini masal zannedenler yanılıyor.

Filmde size bahsettiğim ayrıntıların hiçbiri yok. Filmde, ülkesinin başında olan bir prensesin, eşine nasıl destek olduğunun aklı, zarafeti ve zekasıyla ona nasıl yol açtığının, bu arada kendi dünyasında nasıl mücadeleler verdiğinin ayrıntıları var.

Filmin başındaki şu cümle size ne demek istediğimi anlatacaktır:

Masal gibi bir hayatım olduğunun söylenmesi bi masaldır.

DİĞER YENİ YAZILAR