Tülay Gürler Kurtuluş

Tülay Gürler Kurtuluş

-

Gaye

Haberin Devamı


Yazı yazma işine öyle ya da böyle bulaşmışsanız, insan hikayeleri her aman ilginizi çeker.

Gazeteciliğin en önemli yanı da budur aslında, insan hikayeleri... Onları her gün sayfalara taşımak, başka insanların da bu hikayelerin bir parçası olmalarını sağlamak...

Bazen de o hikayeleri gazete sayfaları yerine, bir cilt kapak altında toplamak ister gazeteci. İster ki bu kez konuşan kalemi, bir gün sonra unutulacak bir hikayeyi yazmasın, kitaplıklarda yerini alsın, tekrar tekrar okunsun, tekrar tekrar düşündürsün insanı.

İşte Gaye böyle bir amacın ürünü...

İnsan hikayeleriyle insanı düşündürmek...

Doğan Satmış’ın kendi deyimiyle rastlantılar sonucu yazmaya karar verdiği kitabı Gaye de bizi böyle düşündürüyor.

Farklı yerlerde, farklı zaman dilimlerinde farklı isimlerde, başka ailelerde doğmuş, büyümüş kaderleri bir yerlerde aynı sebeplerle kesişmiş, dört genç ve güzel kadının hikayesiyle buluşturuyor bizi. Gizem, Arshalus, Yasemin ve Elsa’nın...

Toplumsal bir yara

Farklı zamanlarda tesadüfen karşısına çıkan bu kadınların hikayelerine bakınca kadına gösterilen şiddetin sebebi ne olursa olsun asla dinmediğini görüyor. Toplumsal bir yaranın nedenlerine farklı yönlerden yaklaşırken bir taraftan da bu dört kadının sohbetine bizi ortak ediyor.

Kitabın bana göre en güzel tarafı dört kadının kendi ağzından aktarılan bu düşündürücü ve zaman zaman duygusal hikayelerinin bir erkeğin kaleminden çıkmış olması.

Kadınları yazabilen erkek yazarların, kadınları yazan kadın yazarlardan bir adım önde olduğunu düşünüyorum. Kadına, karşı cinsin gözünden bakmak yerine onun yüreğiyle, onun gözüyle, onun aklıyla bakmayı seçmek; bence cesaret işi...

Doğan Satmış; 17 yaşında Türk asıllı bir Norveçli olan Gizem’in 14 yaşında, Çemişkezekli Arshalus’un, 18 yaşında, Adımak’taki edebiyat söyleşilerine katılmayı planlayan Yasemin’in 22 yaşındaki İstanbullu bir Yahudi ailesine mensup Elsa’nın gözünden şiddeti görmüş, onların dilinden şiddeti anlatmış.

Hepsinin hayalleri, idealleri, umutları var.

Hepsi kadın olmanın farklı değerini sonuna kadar fark ederek yaşıyorlar.

Hayatlarının bir yerinde bir yerlerde ya da birileriyle olmanın sıradan tesadüflerinde şiddetle tanışıyorlar.

Kadın kalbinin, kadının hayata bakışının, kadın umudu ve umutsuzluğunun; kadının hayatta kalma mücadelesinin dört farklı ve dört aynı kahramanı onlar.

Onları farklı bir biçimsel yaratıcılık ve sıcak bir üslupla yeniden hayatın içine taşıyarak tüm insanları bu konuda düşündürmeyi başaran Doğan Satmış; toplumun bu onmayan yarası üstünde bizi bir kez daha düşündürüyor.

Sevgili dostumuzun eline sağlık. Daha sık kitap yazmalı. Toplumu yıllarca gözlemlemiş ve yaralarına nelerin iyi geleceğini bilen bir gazeteci olarak yazacağı her kitap, eminim okuyucuda aynı derin etkiyi yaratacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR