Türk insanının ilklerden etkilenip çoklara, heplere taşınması, edebiyat tarihini şekillendiren en önemli bakış açısıdır. Biraz doğuştan şair oluştan, biraz söz söyleme yeteneğinin toplumun hemen her kesiminde var oluşundan...
Edebiyat dünyası,apayrı bir dünya... Edebiyatla uğraşan insanların farklı bir yaratıcılıklsarı olduğu kesin... Onlarda, Tanrı tarafıından kendilerine bir armağan gibi verilmiş, kalıcı iz bırakabilen bir yoktan var etme gücü vardır. İlahi güç ve emsalsiz bir güç...
Bazen başkalarının yaptıklarını okuduktan sonra, o biçimde kendi içeriklerini denem yolu seçer bu edebiyatçılar. İster şair ister yazar olsun, öykü, roman ve şiirde kendi farklılıklarını aynı akımlar çerçevesinde arayıp bularak, kendi eserlerine isim verir, edebiyat tarihine kendi adlarını “ilk” olarak yazdırılar.
1860’a kadar geleneksel halk tiyatrosu ve köy seyirlik oyunları dışında tiyatroyla hiç tanılmamış bir toplum olarak yaşarken, Tanzimat’ın aydın yazarlarından ve aynı zamanda başarılı şairlerinden olan Şinasi, sadece okunmak üzere bir oyun yazar: Şair Evlenmesi.
Bugün için bir evcilik oyunu kadar sade ve kolay olay akışına sahip bu oyun, o gün için çok önemli bir girişim ve ilk oluşundan dolayı, eser niteliği kazanmıştır.
Bir konağın penceresinden akseden hayalin peşinde büyüyen , bir ipek mendile sığan, yerli film tadındaki ilk yerli romanımız Taaşuk-ı Talat ve Fitnat yani Talat ve Fitnat’ın AŞKI, Şmesettin Sami’yi edebiyat tarihine ilk romancı olarak kaydetmiştir.
Batı tekniğine uygun ilk roman: Aşk-ı Memnu
19. yüzyılın ortalarıve 20. Yüzyıl, bizim edebiyatımız için ilklerin başlangıcıdır. Batılı tekniğe uygun ilk roman, Halit Ziya Uşaklıgil/’in Aşk-ı Memnu romanıdır.İlk psikolojik roman olan Eylül,Mehmet Rauf’un romantik akımın etkisiyle romana eklediği gereksiz bir yangın sahnesiyle eleştiri oklarının hedefi olmuş ama ilk oluşuyla bugün edebiyat tarihinin en önemli yapıtaşları arasına girmiştir.Gazetecilik, hem basın hayatı hem edebiyat çalışmaları hem de siyasi yaşam için önemli bir adımdır o dönemde. İlkler burada da sürecin işlemesi ve bugüne gelişerek gelmesi açısından büyük öenm taşır.1860’ta basılan ilk özel gazete Tercüman-ı Ahval,Şinasi ve Agah Efendi’yi ilk gazeteciler olarak unutulmaz kılar. Şinasi’nin yazdığı Tercdüman-ı Ahval Mukaddimesi, bir önsöz olma niteliği taşırken aynı zamanda Türk Gazeteciliğinin amacını açıklayan ilk makale olur.
İlk hikaye kitabı, Letaif-i Rivayat, Ahmet Mithat Efendi’nin başarısız sayılabilecek nitelikte ama ilk olmakla onun kalıcı olmasını sağlayan öçalışmasıdır.İlk olay hikayeleri, konuşma dilinin hikayeye girmesi Ömer Seyfettin’le olur. Sait Faik ve Memduh Şevket ise durumları Çehov niteliğinde bir lezzetle aktarırlar okurlara. Hikayeye Anadolu’yu ilk taşıyan ise Refik Halit Karay’dır.
Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayların ya da durumların satırlara taşındığı, yazması romana göre belki de daha zor olan, damıtılmış cümlelrde, hayatın gerçekliğini aradyıp bulabildiğimiz türdür öykü.Uzun kış gecelerimizi kısaltan, sıcak yaz günlerini serinleten, sıradan zamanları farklılaştıran en güzel türdür roman. Cervantes’in Don Kişot’la başlattığı bu tutku, bütün dünyada, yazarlık ve yaratıclık yönü güçlü olanların vazgeçemediği bir türdür bugünkü edebiyat dünyasında.Hikaye ve romanın aynılığının yanında, onu yazan kalemlerin farklılığı etkiler bizi.
Altı üstü kısacık bir öyküdür ama aslında kocaman bir dünyadır onun içinde saklı olan...Ya da romanda söz edilen, bilindik bir konudur ama işleyiş farkıdır onu diğerlerinden ayıran.
Bu sebeplerle ilk adımlar önemldiri edebiyatı sevenler için.Bugün adına klasik dediğimiz bu ilkler, kendilerinden sonraki aslılların daha iyi anlaşılabilmesi edebideğerlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için okumanın ilk adımı olurlar.
Edebiyat kelimesini kullanmada da bir ilk vardır elbette. Bizde sözcüğü ilk kullanan yine Şinasi’dir. Bizdeki ilkler, aslında heplerdir bir bakıma.İlk romancı, ilk öykücü, ,ilk şair, ilk derlemeci, ilk tiyatrocu; aynı zamanda ötekine göre başka bir şair, romancı öykücüdür.Türk insanının ilklerden etkilenip çoklara, heplere taşınması,edebiyat tarihini şekillendiren en önemli bakış açısıdır.Biraz doğuştan şair oluştan, biraz söz söyleme yeteneğinin toplumun hemen her kesiminde var oluşundan...
Edebiyatta bir ilk olmak
Haberin Devamı

